Saygıyla, sevgiyle ve utanarak...
Derwall'in ilk yılıydı. Uzun süredir olduğu gibi yine işler Galatasaray için iyi gitmiyordu. Memnun değildi taraftar durumdan. Hemen şampiyonluk özleminin giderilmesini istiyordu. Tribünde protestolar devam ediyordu.Ortaokuldaydım. Yanlış hatırlamıyorsam 7. sınıf, yani orta 2. Bir vesileyle tam takım, yönetim, teknik heyet hep beraber liseye geldiler. Kulübün kurucusu ve hatta sahibi olan liseye. Öğrenciler yığılmıştı dış kapıdan Tevfik Fikret Salonu'nun önüne kadar tüm yola. Ders mers hak getire.
Galatasaray futbol takım ve yönetimi o eski 100 yıllık merdivenlerden salona çıkmaya başladığında 1500'ü aşkın öğrencinin büyük bir bölümünden o dönemin ünlü protesto tezahüratı yükselmeye başladı: "Milyarlık eşekler, milyarlık eşekler, eşşo...eşşekler..."
O gün Jupp Derwall orada mıydı hatırlamıyorum. Gözümün önüne gelmiyor bir türlü. Ama olmaması için bir sebep yok. Oradaydı muhtemelen. Öte yandan çoğu yeni transfer edilmiş ya da alt yapıdan çıkarılmış oyuncuların yüzlerindeki ifade gözümün önünden hiç gitmiyor. Belki de koşulsuz bir destek bulacaklarını düşündükleri tek yerde bin çocuk tarafından hakarete uğruyorlardı. Birisi acaba Derwall'e o gün orada bağrılan protestoyu tercüme etmiş miydi? Bunu bilmiyorum...
Ama ben, Galatasaray'ın UEFA Şampiyonluğu'na dek uzanan 15 yıllık devriminde hangi büyük başarı, hangi büyük galibiyeti almış olursa olsun, her seferinde aklıma hep o an geldi. Bülent ve Hakan, UEFA Kupası'yla poz verirken, Hagi Süper Kupayı kaldırırken vs. vs.
Anlayacağınız bugün hayırla, dualarla yad ettiğimiz o harika adam için de Türkiye kolay değildi. Düşünsenize "ilk şartı antrenman sahasının çim yapılması"ydı Derwall'in. Öyle bir yere gelmişti ki, en batılı kulübün İsviçre'lerde okumuş yöneticilerini antrenman sahasını çim yapmaya ikna etmek gerekiyordu. Ve o saha, Derwall'e sözleşme imzalatmak, Galatasaray'da tutmak için çime çevrildi. Yoksa başka bir sebebi yok. Derwall "ne olacak canım paramı alır giderim" diye düşünse kim bilir daha ne kadar o rezil zeminde top koşturacaktı Türk futbolcusu. Daha önce böyle düşünenler olmadı mı sanki.
Derwall ülkeye gelen ilk yabancı değildi. Zaten belki onun farkı da kendisini yabancı olarak görmemesiydi muhtemelen. Ülkenin, kulübün meselelerini kendi meselesi olarak görmesiydi. Para almak için çalışması değil, çalışmak için para alması...
100 yıldır bu topraklara gelen bir dolu Alman gibi düşünmüyor olmasıydı farkı. Bizi bize rağmen bizim için değiştirmeye çalışmasıydı. Değiştirdi de. Galatasaray'ın yaptığı hamleyi sadece büyük rakipleri anlamadı. Anadolu'da da yankıları oldu.
Bugün sağlanan her ilerlemenin temelinde o var.
Saygıyla, sevgiyle ve başta anlattığım hikayeden dolayı biraz da utanarak anıyorum.
Nur içinde yatsın.
Futbolun siyaseti
Sporun özellikle de futbolun siyasete alet edilmesi oyunun, sporun tarihi kadar eski. Başarılardan nemalanan, halkı meşgul etmek isteyen politikacı ve diktatörlerin maceralarını bilmeyen yoktur. Bugün bu oyun birçok ülkede politikadan çok büyük sermaye gruplarının güreş alanı. Tabii Türkiye gibi hâlâ siyasetçilerin futbola hakim olmaya çalıştığı ülkeler de yok değil. Bu çirkin yaklaşıma karşı durmak gerekir. Ama ne pahasına!
Trabzonspor 5 gün sonra Avrupa sahnesine çıkıyor. Bir hafta değil sadece 5 gün sonra. Ve hâlâ ülkede takımların kaç yabancıyla oynayacağı belli değil. Galatasaray 1 hafta önce sezonu açtı, ama hâlâ kadrosunda kaç yabancı olacağını planlayamıyor.
Peki neden? Çünkü federasyon yönetim kurulu, yabancı hakkını bir politik silah olarak elinde tutuyor. Tehdit olarak masanın üzerine koymuş bekliyor. Siyaset, futbola müdahale etmemeli tamam. Ama futbolu yönetenlerin bu tip bir kasaba siyasetini uygulaması daha mı temiz bir yaklaşım. Ne farkı var şikayet ettiklerinden?
Galatasaray'ın transferlerini kim yapıyor?Galatarasaray neden Fevzi'yi yollayıp Orkun'u aldı. Orkun 99'da Galatasaray'dan ayrıldıktan sonra ne yaptı ki? Ümit Milli Serkan'ın arkasında kaldığı için Erciyes'e gitti. Erciyes küme düştü? Almanya'dan transfer edilen oyuncuların menajerleri kim? Orkun'un menajeri kim? Bu menajerin Galatasaray kulübünde çalışan 2 eski ortağı var mı? Bunlar nasıl işler? Bu nasıl dükkan? Galatasaray bu sene kaç oyuncu aldı? Bu oyuncuların menajerleri kimlerdir? Yönetici uyuyor mu?
Ağrı ve Muş
Geçen hafta seçim araştırması için Ağrı ve Muş'taydım. Daha önce gidip görmediğim için pişman oldum bir kez daha. Müthiş bir doğa güzelliği, muhtemelen zengin, ama şartlar nedeniyle ulaşılmayan kaynaklar. İnsanın yüreği yaralanıyor. Düşündükleri yaşadıkları, açıksözlülükleri insanı etkiliyor. Çok hem de çok.
Seneler önce Van'ı gördüğümde kendi kendime sormuştum. Şu kapanan Casino'lar neden Van'da o muhteşem gölün etrafında açılmaz da bölge turizm açısından patlamaz diye. Ağrı da bu konuda Van'a rakip onu söyleyeyim. Ama tabii bunun için gerçekten orada yaşayan milletvekilleri lazım. Kazanma şansı olanlar içinde, Ağrı'da oturan tek milletvekli adayı var, düşünsenize.
Neyse konuyla ilgili yazıyı okursunuz. İlginç olan insanların futbola yaklaşımı. Hedefleri...
Her rastladığımın tuttuğu takımın durumunu sormasına alışığım. Ama bu kadarını görmemiştim. Üstündeki elbise dökülen Ağrılı'nın artık Avrupa'da bir şeyler yapmamız lazım abi diyerek yanıma gelişini nasıl değerlendirmeliyim, nasıl bir analizi yapılabilir bu işin. Başka herhangi bir şey konuşurken kısık çıkan seslerin konu futbol olunca gürleşmesini ya da! Bilmiyorum. Dağaracığım dar kaldı.
mdemirkol@milliyet.com.tr
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

