Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 06 Temmuz 2007 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Otomobil    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
27 MAYIS'IN FARKLI HUKUKÇUSU.
A. Fuad Başgil'i hatırlamak

'Liberal demokrasi'nin ilk ve donanımlı savunucularından Prof. Ali Fuad Başgil'in eserleri yeniden yayımlanıyor.

Taha Akyol

Ali Fuad Başgil, Anayasa hukukumuzun büyük isimlerinden biri. Yeni yazılan Anayasa hukuku kitaplarında hâlâ önde gelen referanslar arasında onun kitapları var. 27 Mayıs'ta tutuklandı. Darbeye karşı çıkan, ihtilal mahkemesini eleştiren tek hukukçumuzdur. Hukuk profesörlerinin, hukuk dekanlarının "Bunlar aksi ispat edilinceye kadar suçludur, geriye yürüyen ceza kanunu çıkarılabilir, doğal hakim ilkesine uymayan ihtilal mahkemesi kurulabilir" diye utanç verici fetvalar yayınladığı 27 Mayıs günlerinde, hukuku, liberal demokrasiyi savunan ve hapse atılan tek hukuk profesörü...
1946-50 arasında, demokrasiye geçiş döneminde yazdığı kitap ve makaleler, 1961'de "Demokrasi Yolunda" adıyla kitap olarak yayımlanmıştı, şimdi yine Yağmur Yayınları "Demokrasi Yolunda"nın yeni baskısını yaptı.
Başgil altmış yıl önce şunları yazmış:
"Her devirde istibdadın, modern ve baskı rejimlerinin en çok hiddet ve şiddetle saldırdığı şey, fikir hürriyeti ve serbest kanaat olmuştur."

Totaliter ideolojiler 'resmi din'
Sadece siyasi otoritenin istibdadı mı? Başgil toplumsal noksanımıza da dikkat çekmiş:
"Bu memlekette yüz küsur sene içinde nesillerin hasretini çektiği hürriyet rejiminin bir türlü temel tutturamamasının başlıca sebebini, ben kendi hesabıma, şahıslardan ve beklenmedik hadiselerden ziyade hürriyet zevk ve terbiyemizin eksikliğinde buluyorum."
Başgil modern istibdat rejimlerini anlatırken 'azgın Jakobenler' terimini kullanıyor. Fransız devriminin bu yönünü eleştiriyor. Tabii 1946-50 arasında yazılmış bu yazıların temel eleştiri konusu 'tek parti istibdadı'dır.
Başgil totaliter ideolojiler için 'resmi din' deyişini kullanıyor. Raymond Aron, aynı terimi 1960'larda kullanmıştı... Başgil'in verdiği örnek, Sokrat'ın resmi din ve felsefeye karşı geldiği için, sitenin totaliterliğine boyun eğmeyi doğal sayarak baldıran zehiriyle kendini öldürmesidir.

Liberal devlet
Başgil bu örnekle, 18. asırdan önce, eski medeniyetlerde, bugünkü anlamda hürriyet fikrinin olmadığını, hürriyetin modern bir kavram olduğunu anlatıyor.
Ama totalitarizmin de modern zamanlara ait olduğunu belirtiyor:
"Tarz ne olursa olsun ve bu sistemler taassuplarının ilhamını ister dinden, ister laik bir düşünceden alsın; insandaki zekâ nurunu söndürdüğü ve tefekkür kudretini dumura uğrattığı ve bu suretle ilmin, ahlâkın ve medeniyetin kaynağını kurutmaya yürüdüğü için iğrençtir..."
Başgil bu genel tespitler ve felsefi düşünceler açısından bizdeki Tek Parti Devri'ni, özellikle 'dil tarih, felsefe ve mektep' alanlarında kurulan baskıyı eleştiriyor.
Türkiye'de 1980'lerde Özal'la birlikte konuşmaya başladığımız liberal, liberalizm gibi terimleri Başgil, 1940'ların ikinci yarısında savunuyor, 'liberal devlet' diyor, bunu da bireysel hak ve hürriyetlerle sınırlanmış devlet olarak tanımlıyor:
"Hükümet elinin uzanmadığı ve hükümet engellerinin girmediği bu ferdi ve hususi hayat sahasında vatandaş bedeni, fikri ve moral bütün kuvvet ve kabiliyetlerini serbestçe ve endişesizce kullanıp inkişaf ettirme hakkına malik olur..."
Başgil'in altmış yıl önce yazdıklarını okurken bazen bugün yazılmış duygusuna kapıldım, bu da altmış yılda kaç arpa boyu yol aldığımızın bir göstergesi.
Yağmur Yayınevi, vefatının 40. yıldönümü dolayısıyla Başgil'in "27 Mayıs İhtilali ve Sebepleri", "İlmin Işığında Günün Meseleleri", "Din ve Laiklik", "Türkçe Meselesi" adlı eserlerini de yayımlıyor.
Düşünce ve hukuk tarihimizin büyük isimlerinden manevi hocam Başgil'i saygı ve rahmetle anıyorum.


KITAP
 Okumanın e - hâli
 Dokunmadan sevmek olur mu?
 "Artık kamuoyu diplomasisi dış politikayı şekillendiriyor"
 Adalet Ağaoğlu'nun damlaları
 Bizans üzerinden Osmanlı'yı ve Türkiye'yi anlamak
 Oyuncu hikâyeler
 Hep kendi bildiğini yaptı
 Hızlan'ın edebiyat günlüğü
 Hiçbir getto uzak değil bize
 Maksudi'nin milliyetçiliği
 A. Fuad Başgil'i hatırlamak
 Kuledibi halkından Kati
 "Bende bir Gülten kaldı"
 Kitap vitrini





© 2006 Milliyet