
|
|
|
 |
|
|
GÜLTEN AKIN GİDEREK BÜYÜTÜYOR ŞİİRİNİ; HER KİTABI ÖNCEKİNİ AŞIYOR.
"Bende bir Gülten kaldı"
Gülten Akın, yeni kitabı "Kuş Uçsa Gölge Kalır"ın daha başlarında uyarıyor okurunu: "Ötekini oku, derinde dipte duranı" diyor. 'Derinde, dipte duran', 'ince şeyler'... Bunlar, Gülten Akın'ın şiirinin anlaşılması için şairin cömertçe önümüze kattığı kılavuzlar.
Mehmet H. Doğan / Şiir
Gülten Akın, 'uzak bir kıyıdan' "Kuş Uçsa Gölge Kalır" ile geldi geçen ay. Özlemiştik. Gündelik politikanın çirkin ayak oyunlarından, yakın savaş tehdidinden bunaldığımız şu günlerde ilaç gibiydi onun şiiri. Yanlış anlaşılmasın, "İçimize su serpti, günümüzden birazcık olsun uzaklaştırdı" demek istemiyorum; tersine, 'durup ince şeyleri anlama'mız için gerekli vakti kazandırdı bize yine. Şiir böyledir işte. Hastalığı unutturmadan, üzerini örtmeden, ona direnme gücü verir.
Son günlerde, iki büyük şairimizin, Necatigil ile Gülten Akın'ın şiirlerinde bir duygu beraberliği fark ettim şaşırarak, sevinerek. Necatigil "Beyler" kitabındaki "Döner Ayna" şiirinde, "Anlamaz çağ ince ayrıntıları / Kalın gürültülerde " diyordu. Akın'ın son yıllarda sıkça yinelediğimiz dizelerini anımsayalım: "Ah! Kimselerin vakti yok / Durup ince şeyleri anlamaya ".
İnsanının şiiri
Büyük şairler, büyük şiirler böyledir işte. Birbirinden habersiz, ince şeylerde, ince ayrıntılarda birleştiriverir insanları.
("Beyler" kitabı 1978 tarihini taşıyor, ama şiirlerinin çoğu 1976-77 tarihlerinde yazılmış. Gülten Akın'ın dizeleri ise 1971 tarihli "Kırmızı Karanfil" adlı kitabının "İlk Yaz" adlı şiirinden. Şairler arasında pertavsızla intihaller arayan edebiyat korsanlarının varlığını bile bile yazıyorum bunları. Boşuna yeltenmesinler buna diye.)
Gülten Akın, yeni kitabının daha başlarında uyarıyor okurunu: "Ötekini oku, derinde dipte duranı " diyor. 'Derinde', 'dipte duran', 'ince şeyler'. Bunlar, Gülten Akın'ın şiirinin anlaşılması için şairin cömertçe önümüze kattığı kılavuzlar. Bunlar olmadan yanlış anlaşılabilir onun şiiri; tekdüze bir tekrarlanış sanılabilir.
Oysa Gülten Akın giderek büyültüyor şiirini; her kitabı bir öncekini aşıyor, derinleştiriyor, bütünlüyor, ufkunu genişletiyor. Giderek, çağının, toprağının, insanının tarihi oluyor onun şiiri. Sessiz, usul usul akan bir kişisel ve toplumsal tarih.
Önce genç kızlığını yazdı. Sonra sığa indi. Köyleri, kentleri yazdı. Savrulmaları yazdı, savaşları yazdı. Tarihe girdi, destanları yazdı. Analığını yazdı, ağıtları yazdı. "Sonra işte yaşlandım" dedi ama kimseleri inandıramadı. O günden beri de, özel adların, belli tarihlerin, olayların geçmediği, ama çağın o geniş kişisel ve toplumsal tarihini yazıyor, suskunluğa başkaldırarak: "Çağın en karmaşık yerinde durduk / biri bizi yazsın, kendimiz değilse / kim yazacak / sustukça köreldi / kaba günü yonttuğumuz ince bıçak"
"Leke", "Bağlar", "Sinopsis", "Körleşme", "Aşk ve Sıla" ve daha birçok şiir, elli yıllık tarihimizin bir yerinden alıp gün'e getiriyor bizi: "O günlerden bu günlere / siz neyi taşıdınız / ben neyi taşıdım"ın hesabına çağırıyor bizi.
Bu hesap içinde yakınmalar var: "Bende bir gülten kaldı / hangi bağa diksem yabancı"; ya da "Bir ömre karşılık bu kör yalnızlık / değildi seçtiğim "; ya da "sen kendine kurguladın dünyayı / ben kendime sandım (abdal)" gibi.
Akın'ın sarsılmaz yeri
Utanç var: "Utanılacak bir şeymiş, öyle diyor Camus / tek başına mutlu olmak "; ya da "Gerçek acıyı tanıdım / yaraya değdim / bir cehennem taşıdım / omuzlarımda sanırdım / açtım gözümü ki dünya / cehennemden öte cehennem / utandım. "
Bireyliğini yitirme karabasanları var: "Olsam olsam ağaç olsam / çekirdekten bitme erik ağacı / dallarım yaprağım çiçeğim / budansam, sahibim efendim / kaysıya çevirmek istese beni / bağırsam bağırsam sesim çıkmasa / rüzgâr bile sesimi taşımasa "
Nicedir kafamda kurduğum bir antoloji var: "Modern Şiirimizin Simurgu" ya da "Modern Türk Şiirinin Kanonu". Bir iki yakın dostuma da söz ettim bundan; herkes kendi otuz şairini sıralamaya çalışıyor şimdilerde. Sizler de denerseniz, yüz yıllık şiirimizde otuz şairi bulmanın o kadar da kolay bir şey olmadığını göreceksiniz. Ben yirmilerin ortasına kadar geldim. Ve bunların içinde Gülten Akın'ın kesin, sarsılmaz, değişmez bir yeri var.
Divan şiirimizdeki, halk şiirimizdeki gibi adını derince kazıyor şiirinin makta beytine:
"bende bir Gülten kaldı
hangi bağa diksem yabancı"
*
"sardın sarmaladın kalanı
bitimsiz geceye sakladın
şimdi hepsi düştü
Gülten gizde kaldın"
|
|
|

|
|