
M. Ali BİRAND
Kriz havası dağıtılıyor
Cumhurbaşkanlığı seçimi ve özellikle Genelkurmay'ın 27/4 (27 Nisan) açıklamasından sonra, Türk siyasetinin üzerine kara bir bulut oturmuştu. Hepimiz karamsardık. Hele günler geçtikçe bu karamsarlık sadece Cumhurbaşkanlığı değil, genel seçimlere de yansıdı. Seçimlerin yapılıp yapılamayacağı tartışıldı. Hatta seçim sonrasında bu krizin daha da yaygınlaşacağı, 2007-08 döneminde sürekli bir gerilim olacağı yorumu yapıldı.
Son haftalara işte böyle ortamda girmiştik. Ancak her şey değişmeye başladı. Önce Anayasa Mahkemesi'nin Cumhurbaşkanlığı seçimi için 367'nin gerekliliği hakkındaki kararı geldi. Ardından da AK Parti'nin tutum değişikliği. Hem söyleşilerde hem de kulislerdeki söylentiler, AKP'nin Cumhurbaşkanlığı konusunda ısrarcı olmayacağı, zorlamaya gitmeyeceği izlenimi, yumuşamayı daha da arttırdı.
İlk seçime kısa bir süre kalmışken, diğer bir izlenim piyasaları tam anlamıyla rahatlattı.
Seçimler sonrası için iki senaryodan söz ediliyordu.
Biri kötü senaryo: Yani AKP'nin 380-400 milletvekili çıkartması ve bunun yaratacağı gerilimin, ülkeyi her yönden sarsma olasılığı...
Diğeri iyi senaryo: Yani AKP'nin 300-350 arasında milletvekili çıkartması ve TBMM'de güçlü bir muhalefetin oluşması. Bu oy oranı ile AKP ne Anayasa'yı değiştirebilecek ne de Cumhurbaşkanlığı'na istediği kişiyi çıkarabilecek. Uzlaşı ile sonuç almak zorunda kalacak.
İşte ikinci senaryonun gerçekleşeceği izlenimi arttıkça, iç ve dış piyasalar rahatladılar. Özellikle dış yatırımcılar Türk piyasasına girmek üzere harekete geçtiler.
Sadece piyasalarda değil, toplumda da rahatlama görülür oldu. Siyasi kriz bulutları dağıldı...
Acaba beklenen gerçekleşecek mi?
Seçimlerin sonucu, bugünden kesin olarak bilinemeyebilir. Ancak ne olursa olsun, büyük bir dalgalanma beklenmiyor.
Özetle şu an için iyimser bir ortamda yaşıyoruz. Büyük olasılıkla da 22 Temmuz akşamı krizli bir Türkiye değil, iyimserlik dolu bir Türkiye manzarasıyla karşılaşacağız.
Bu durum Erdoğan'ı etkilemiş görünüyor. Sanıyorum bundan dolayı, son günlerde AKP cephesinden ilginç sinyaller gelir oldu. Başbakan'ın tutumu değişti. Dışişleri Bakanı Gül ilk defa bir harekatın gerekliliğinden söz etmeye başladı. Parti koridorlarından yansıyan söylentilerin yönü de farklılaştı.
Arka arkaya yapılan terör dorukları… Başbakan'ın Cumhurbaşkanı'nı beklenmedik şekilde ziyaret etmesi… Washington'dan gelen haberler… Kuzey Irak'ta Türk sınırı boyunca yapılan askeri takviye… Kuzey Irak liderlerinin dost gördükleri başkentleri dolaşıp, Türkiye'nin olası bir müdahalesine karşı uyarıda bulunmaları… Önümüzdeki pazartesi günkü kabine toplantısından sonra AKP Merkez Karar Yönetimi toplantısının yapılacağının açıklanması ve nihayet, TBMM'nin olağanüstü toplantıya çağırılacağı tartışmaları…
Bütün bunları bir araya getirdiğiniz zaman, ister istemez "bir şeyler hazırlanıyor, garip kokular çıkıyor da, acaba ne olacak?" sorusunu soruyorsunuz.
Ne olabilir?
Ben 22 Temmuz genel seçimlerinden önce Kuzey Irak'a yönelik büyük bir kara operasyonu yapılacağına hiç ihtimal vermiyorum. Bu kadar büyük bir risk almaya da gerek yok. Bir şeylerin ters gitmesi her şeyi altüst ediverir. Seçimleri dahi tehlikeye sokabilir. AKP'nin de bunu göze alabileceğini sanmıyorum. Üstelik seçime sadece iki hafta kaldı. Büyük bir askeri operasyonun hemen yapılmasını gerektirecek kadar özel bir gelişme de görünmüyor.
Bu durumda akla en yakın tahmin, Ak Parti'nin "korkuyor-kaçıyor" suçlamasından kurtulabilmek için bir müdahale kararı almasıdır. Meclis'i toplayıp tezkereyi çıkartmak, seçim öncesinde partinin duruşunu güçlendireceği gibi, Türkiye'nin konuyla ilgili ciddiyetini de göstermiş olacak. Amerikalılar üstündeki baskıyı arttıracak.
İkinci olasılık, belirli noktalara karşı kısıtlı bir hava harekatıyla yetinmek olabilir. Bunun da riski az, ancak oy getirisi yüksektir.
Son olasılık, AKP'nin kamuoyuna sırf "kolları sıvadık, harekete geçtik" imajı vermek için bunları yaptığıdır.
Bu tahminlerimizi kesin bilgilere değil, daha çok çıkan kokulara ve gelişmelere dayandırarak yapıyoruz. Bir şeylerin hazırlandığı açık seçik ortada, ancak ne olduğunu tam anlamıyla kimse bilmiyor.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net

