
Taha AKYOL
Objektif
Ekonomi ve laiklik
DSP lideri Zeki Sezer, Eskişehir'deki basın toplantısında "Öncelikle ekonomiyi ele almalıyız" diyor. Bunu son derece önemsiyorum. Sayın Sezer konuşmasını şöyle sürdürüyor:
"Karnı aç insanlara laiklik diye gittiğinizde, ne yazık ki, sonuç alamıyorsunuz."
Doğru, fakat "ne yazık ki" değil, doğal olarak!
CHP'li Mehmet Sevigen de bana "Şişli'de cumhuriyet değerleri, varoşlarda ekonomi.." diye konuşmuştu.
Gerçekler bu olduğu halde, Kemalizmin ideologlarından Prof. Sina Akşin'e göre, "Ekonomik kalkınmaya öncelik vermek, kısmi karşı devrimdir!"
Cumhuriyet mitinglerinin mimarlarından Nazan Moroğlu'nun "Ekonomi uğruna cumhuriyet değerlerinden ödün veremeyiz" vecizesi de aynı anlayışın ifadesidir.
Ekonominin mi, ideolojinin mi önceliği konusunda iki farklı zihniyet.
Tarihimizdeki iki kalın çizgi...
İki arada...
Bizde devrim ekonomik sebeplerden doğmadı, ekonomik hedefleri öncelikli saymadı. Çünkü Türkiye'nin sorunları öncelikle siyasi idi. Onun için 1920'lerin "İnkılap Dersleri"nde ekonomi satır aralarında kaldı. 1930 kriziyle toplum açlık sınırına sürüklenirken, elitlerimiz sonradan unutacakları dil ve tarih teorileriyle uçuyorlardı.
150 yıllık modernleşme tarihimizde birçok edebiyatçı, ideolog, siyasetçi ve yönetici olduğu halde, bir tek kayda değer iktisatçımızın bulunmayışıyla da kendini gösteren bu köklü gelenek bugün "Ekonomi için cumhuriyetten ödün veremeyiz!" sloganıyla devam ediyor. Öbür çizgi, Fethi Okyar'dan, Menderes'ten beri rakamlarla konuşmayı, ticaretten, yatırımdan, paradan bahsetmeyi, temel atmayı, kurdele kesmeyi seviyor...
Bugün burjuvalarımız iki arada bir derede vaziyetindeler: AKP'nin zayıflamış olarak tek başına iktidara gelmesini istiyorlar, çünkü 'kafaları' ekonomik büyümeden yana! Ama kalpleri CHP'den yana çünkü laikliğin tehlikede olduğuna 'inanıyor'lar.
Ekonomi gelişince...
Halbuki... Ali Çarkoğlu ve Binnaz Toprak'ın "Değişen Türkiye'de Din ve Siyaset, Kasım 2006" araştırmasına göre; ekonomik gelişme laikliği güçlendiriyor!
Şeriat istediğini söyleyenlerin oranı 1998'de yüzde 20 iken, 2006 yılında yüzde 9'a inmiş; bu bir!
İkincisi, şeriat isteyenlerin oranı "düşük mal sahipliği" kesiminde yüzde 14 iken, orta ve yüksek mal sahibi kesimlerde yüzde 5'e iniyor!
Ekonomi "karşı devrim" mi imiş?!
Kaldı ki, "şeriat" kavramından bir "adil düzen" hayalini anlıyorlar; Ecevit'in "Ne ezilen, ne ezen, hakça düzen" şiiri gibi... Çapraz sorularla deşildiğinde, teokrasi isteyenlerin oranı yüzde 3, yüzde 4 gibi marjinal rakamlara iniyor.
Ama yine de laiklik tehlikede! Çünkü bu alanda "en hakiki mürşit" ilim değil, "vehim"dir!
Artık eski ezberleri, şablonları aşmalıyız.
Sosyolojinin yasasıdır: Ekonomik gelişme 'sekülerleşme'yi getiriyor! Ama aynı zamanda çoğulculuğu da getiriyor! Onun için bizde de çevreciler, feministler, etnik ve dini kimlik hareketleri, yaşam tarzlarına ilişkin alt kültürler ve 'yeni çağ kültleri' ortaya çıkıyor.
Bunlar da kendi açılarından "Devlet karışmasın" diyorlar!
Gelişen, çeşitlenen "muasır" bir toplum yönünde değişimin sancılarını yaşıyoruz. Eski ezberlerin bozulması, iki arada bir derede kalmalar, gömlek değiştirmeler... Hep bunun işaretleridir.
t.akyol@milliyet.com.tr

