
Hasan CEMAL
Ekonomide yeni şeyler yapma zamanı!
Seçim sonrasında nasıl bir Türkiye? Tek parti hükümeti, bütün Türkiye'yi kucaklayan başbakan ve krizsiz cumhurbaşkanı seçimi...
Yeterli mi ekonomi için?
Böylece ekonomi 22 Temmuz sonrası kendiliğinden kanatlanabilir mi?
Sanmıyorum.
Tek başına bunlar yetmez, ekonominin rayında gitmesi ve zamanla işsizliği yenecek istihdam dostu bir büyümenin gerçekleşmesi için...
Evet, bugün artık ekonomiyle siyaset arasındaki bağ geçmişe göre daha inceldi. Eskiye oranla ekonomi, siyasetteki istikrarsızlık, kriz ya da dalgalanmalara karşı daha dayanıklı hale gelmiş durumda.
Ekonomide özellikle son beş yılda kaydedilen gelişmeler sayesinde bugün daha az kırılgan bir ekonomik yapıya sahibiz.
Ama bu demek değil ki, ekonomi artık kendi başının çaresine bakabilir.
Hayır, öyle değil.
Yapılması gerekenler var.
Tek parti hükümeti kurulsa da, Çankaya seçimi krizsiz atlatılsa da, ekonomi kendi göbeğini kendi kesemez. Yeni bir şeyler söylemenin ve yapmanın zamanıdır 22 Temmuz sonrası...
Ne olabilir bunlar?
Büyük 2001 Krizi sonrasında Türkiye kısa vadeli ekonomik ve mali sorunlara odaklanmıştı. Çünkü yarın ne olacak kaygısı ön plandaydı.
Bu açıdan hiç kuşkusuz başarılı sonuçlar alındı. Özellikle sıkı mali disiplin, ekonomiyi daha az kırılgan hale getirdi.
Şimdi ise uzun dönemli sorunların çözümünü bir an önce gündeme oturtmak gerekiyor.
Bunun için en başta bütçe dengesini, mali disiplini kalıcı kılacak adımların 22 Temmuz sonrası hiç vakit kaybedilmeden atılması lazım.
Ne gibi adımlar?
(1) Sosyal güvenlik reformu.
(2) Kamu personel reformu.
Bir başka deyişle, devletin bir istihdam deposu olmaktan çıkarılması... Örneğin, bugünkü gibi düşük maaşlı daha çok memur mu? Yoksa verimli çalışan, daha az sayıda ama daha dolgun maaşlı memur mu? Reform diyorsak, herhalde ikincisi...
(3) Vergide reform!
Bir başka deyişle, vergiyi tabana yayacak, kayıtdışı ekonomiyi küçültecek yasal düzenlemeler.
(4) İşgücü piyasasının esnekleştirilmesi.
(5) Hukuk reformu.
Bu beş madde mali disiplini kalıcı kılabilmenin olmazsa olmazları...
Ama bu arada devam ettirilmesi gerekenler var ekonomide:
Özelleştirmeler... Kamunun ekonomiden daha çok çekilmesi... Rekabet ortamının geliştirilmesi...
Ekonomi deyince, 22 Temmuz sonrası iki alan daha var, Türkiye'nin öncelikle düşünmesi gereken:
IMF ile AB...
IMF ile kopacak mıyız?
Bu sorunun karşılığını iyi düşünmekte yarar var.
Çünkü Türkiye'nin cari açığı büyük, uluslararası piyasalar da dalgalı.
Türk ekonomisi dış şoklara daha dayanıklı hale gelmiş olsa da, kırılganlığı devam ediyor. Kredibilitesi daha tam oturmuş değil.
Böyle bir ortamda, IMF ile bugünkünden farklı da olsa, yeni bir ilişki yapısının sürdürülmesinde yarar olabilir.
Bir başka deyişle:
Gerektiğinde, "Türkiye iyi işler yapıyor!" sinyalini uluslararası piyasalara gönderebilecek bir ilişki yapısı kurulabilir IMF ile...
Peki ya AB?
Türkiye'nin Avrupa Birliği'yle ilişkiye yeniden asılması, reform sürecini hızlandırması şart.
Evet, güçlükler var.
Ayrıca yalnız bizden kaynaklanmıyor bu güçlükler. AB'nin yapması gerekenler de yer alıyor gündemde...
Fakat şunu bir kenara yazın:
Türkiye'nin AB'yi boşlaması tarihi bir hata olur.
"22 Temmuz sonrası nasıl bir Türkiye?" yazılarının dördüncüsü yarın bu konuyla devam edecek.
h.cemal@milliyet.com.tr

