
Ece TEMELKURAN
Kıyıdan
Dünyanın fazlalıkları
"Tanrının Kuraltanımaz Kulları" diye bir kitap okumaya başladım. Alt başlığı "İslam Dünyasında Derviş Toplulukları". (Ahmet T. Karamustafa- Yapı Kredi Yayınları, 2007)
Daha kitabın başında şöyle bir bölüm var:
"658/1259-1260 yılında bir grup Kalender, Suriye'nin Harran kentinde Moğol Hanı Hülagu'nun huzuruna çıktı. Hükümdar bu kişilerin kim olduğunu öğrenmek istediğinde Nasireddin'in (Tusi) '(Bunlar) bu dünyanın fazlalıklarıdır' açıklaması, Hülagu'ya bütün Kalenderlerin hemen idam edilmesi buyruğunu verdirtmişti."
Duaları yazanlar
Farklı olan, başkalarının daha çok ısırmak için birbirini parçaladığı dünya nimetlerini istemeyen, başka türlü bir hayat ve insan için yola çıkanlar insanlık tarihinin başından beri "dünyanın fazlalıkları" sayıldı.
İnsanlar ortalama olanı reddeden, düzeni bozan herhangi bir şeye hiçbir zaman tahammül etmediler. İnsanın değişmez yasası bu oldu hep. Duaları, şarkıları ve kitapları hep o farklı olanlar yazdılar, ama dönüp öldürülenler yine hep onlar oldu. Düşünün bir kez, insanoğlu tarih boyunca kendini öldüreni bile cezalandırdı. Düzen bozucu hareket sadece kişinin kendine yönelik olsa bile tehlikeli sayıldı.
Okuyan kelle kesilecek
Yazar Latife Tekin'in adıyla müsemma Gümüşlük Akademisi birkaç gün önce insanlık tarihi kadar eski bir saldırıya maruz kaldı. Tamamen edebiyata, sanata ve entelektüel düşünceye vakfolmuş "kalenderler", Narkotik baskınına uğradı. Çünkü biri sözlü olarak bir ihbar yapmış. Bu adamlar ve kadınlar dünya malından el çekmiş, yazıp çizen "meczuplar" olduğuna göre muhakkak sapkın işlerle uğraşıyorlardır sanrısıyla okuma-yazma yerleri çiğnenmiş.
Her küçük yerin bir büyük kötüsü vardır. Denilene göre bir silah tacirinin Akademi'nin bulunduğu yerde gözü varmış.
Zaten nicedir taş ocakları açılması istenen Gümüşlük'ü savunan ve kelam kudreti bulunan Akademi mensuplarını bertaraf etmek için böyle bir fitne düşünülmüş. Dediklerine göre, Gümüşlük'ün toprağını deşmek için şiiriyle, aklıyla, sözüyle o toprağı bekleyenleri berhava etmek gerektiğinden Akademi'ye böyle bir oyun kurulmuş.
Elbette ne narkotik bir suç unsuru bulunmuş ne de başka bir suçun izi. Ama rahatsızlık verilmiş, tam da istendiği gibi.
Fıçısızlar
Bu dünya ne büyük kendini bilmeden gezenler için. Ve hep ne küçük yeryüzü, bir parça topraktan azını isteyenler için. "Gölge etme başka ihsan istemem" diyenlere bir fıçıyı bile çok görenlerin hükmettiği yerler buralar. Düşüncenin en müstehcen suç sayıldığı bir yerde yaşıyoruz biz. Giderek daha da daraltıyorlar akıl izan sahiplerinin yaşam alanlarını. Gümüşlük'te bir toprak parçasında bile olsa gelip tepelerine biniyorlar.
Düşünen ve farklı olan insanları "dünyanın fazlalıkları" sayanların bu saldırı iştahı hiç bitmediğine ve bitmeyeceğine göre "fazlalıkların" bir arada durması, dirsek desteğinde kesintiye uğratmaması elzem. Bunlardan kaçmak ile kurtulunmuyor nihayet. Yeryüzünün azınlıklarının, hep az olanlarının yine sıkı durması gerekiyor. Milyarlarca kez yaptığı gibi yine aklın matematiğini kullanıp hükümdarlara karşı tenezzül etmeyen o asaletini göstermesi gerekiyor aklın:
"Gölge etmeyiniz Akademi'ye, başka ihsan istemez."
ecetem@hotmail.com

