YENİ DÖNEME BAKARKEN
Milliyet
Türkiye, önceki gün 16'ncı genel seçimini olaysız ve düzgün bir şekilde sonuçlandırarak demokrasisinin gücünü ve gelişkinliğini bir kez daha bütün dünyaya gösterdi.
Türk seçmeni, tartışmaya yer bırakmayacak kuvvetli bir tercihle AKP'yi yetkilendirdi. Demokrasiye inanan herkes, bu tercihi saygıyla karşılamak durumundadır.
AKP'nin başarısının gerisinde yatan faktörler önümüzdeki dönemde ayrıntılı bir şekilde tahlil edilecektir. Doğu ve Güneydoğu'da pek çok yerde AKP'nin DTP oylarını geride bırakması, üzerinde durulması gereken bir başarıdır.
Seçmenin iradesinin yüzde 85'inin Meclis'e yansıması, geçen döneme damgasını vuran temsil ve meşruiyet tartışmasını sona erdirmiştir. Sonuçlar merkez sağdaki oyların ezici çoğunluğunun artık AKP'de toplandığını gösteriyor. AKP, artık rahatlıkla merkeze yerleştiğini ileri sürebilecektir.
Alınan sonuç CHP liderliği açısından başarısızlıktır. CHP kadroları bu sonuçla ilgili olarak ciddi bir muhasebe yapmak ödevi ile karşı karşıyadır.
Bu muhasebe ihtiyacı, bir şekilde sürece etki etmiş bütün aktörler açısından geçerlidir.
Demokrasi bir kurallar rejimiyse, bundan sonraki dönemde herkesin rolünü bu kurallara uygun bir şekilde, anayasal sınırlar içinde kalarak yerine getirmesi demokratik istikrarın elzem koşuludur.
Kısa dönemde siyaset sahnesindeki bütün aktörlere düşen ilk görev, ülkenin son üç ay içinde sahne olduğu kutuplaşmanın bir an önce geride bırakılmasıdır. Siyasi gerilimi yumuşatacak adım ve jestlere ivedilikle ihtiyaç vardır.
Cumhurbaşkanı seçiminde uzlaşı kanallarının açık tutulması, ayrıca yeni hükümetin oluşumunda merkeze oturma iddiasını destekleyecek bir kompozisyonun çıkması, bu çerçevede kadın ağırlığının artması yararlı olacaktır.
Ancak gerçekçi olursak, yeni dönemde normalleşmenin sıkıntısız olmayacağını tahmin etmek güç değildir.
Geçen yasama döneminde laiklik ve rejimle ilgili kaygılar, başta büyük şehirlerimizde olmak üzere orta ve orta üst sınıf ile özellikle de kadınların AKP'ye bakışında belirleyici olmuştu. AKP'nin bu kaygıları nasıl idare edeceği yeni döneme hâkim olacak psikolojiyi de belirleyecektir.
* * *
Bir diğer kritik konu, AKP'nin iktidarı ne şekilde taşıyacağı sorusudur. AKP'nin iktidarı olgunluk içinde kullanması büyük önem taşıyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, önceki akşam AKP'ye oy vermeyenleri de sahipleneceğini belirtip, "demokratik nezaket" içinde hareket edileceğini söylemesi önemsenmesi gereken bir açıklamadır.
Erdoğan, bu çıkışıyla "demokratik nezaket" kavramını Türk siyasal literatürüne kazandırmış ve kendisini toplum karşısında bağlamış bulunuyor. Bundan sonraki siyasi üslubu hep bu sözü çerçevesinde değerlendirilecektir.
Başbakan'ın muhalefet ve basından gelen eleştiriler karşısında geçen döneme kıyasla daha tahammüllü bir çizgiye yönelmesi, bu taahhüdüyle uyumlu olacaktır.
Kamuoyunda eleştiri kanallarının açık olması, demokrasinin olmazsa olmaz koşulu ve sigortası olan denetim ve dengeleme işlevleri açısından yaşamsal öneme sahiptir. Bu karşı ağırlıkların devrede olması demokrasinin en değerli güvencelerinden biridir.
* * *
Türkiye, yeni dönemde de işsizlik sorununu aşmak, toplumun refah düzeyini yükseltmek için sürdürülebilir büyümeyi muhafaza etmelidir.
Benzer şekilde, yeni hükümetin AB'ye tam üyelik konusundaki taahhüdüne yeni bir ivme vermesi, Türkiye'nin Batı'ya dönük perspektifini kaybetmemesi bakımından yararlı olacaktır.

