
M. Ali BİRAND
AKP'yi durduralım dedik, aksine büyüttük
Ufukta seçimler görünmeden önce kollarımızı sıvadık. Ne yapıp edip AK Parti'yi (AKP) durdurmalıydık. Her birimizin kendine göre bir gerekçesi vardı. Genelde birleştiğimiz nokta, ülkenin geleceği ile ilgiliydi. AKP'nin Türkiye'yi giderek İslamlaştıracağı kuşkusuydu. Tam anlamıyla ispat edemediğimiz, ancak içimizi kemiren bir kuşkuydu.
AKP ülkeye istikrar getirmiş, ekonomiyi hareketlendirmiş, kemikleşmiş sloganları kırmıştı. Buna rağmen kuşkuluyduk.
AKP, gerçekten İslamcı olsa, ABD ve İsrail ile ilişkilerini bozar, IMF'yi bırakıp, Avrupa Birliği'ne sırtını döner, İmam Hatipler ve türban konusunda seçmenini tatmin edecek adımlar atardı. Bunların hiçbirini yapmadı. Buna rağmen kuşkuluyduk.
Önce Cumhurbaşkanlığı seçimiyle başladık.
Eşi türbanlı olduğu için, Abdullah Gül'ü açıkça engelledik. Yeni kurallar koyduk.
Genelkurmay Başkanlığı'nın açıklama yapmasını alkışladık. Asker "ya dediğimizi yap, yoksa..." mesajı verdi.
Muhalefet, özellikle CHP etrafında cepheler yarattı. "Ya bizdensiniz veya onlardansınız" dediler. Ulusalcılar, milliyetçiler hep birlikte harekete geçtiler. Milyonlar meydanları doldurdu.
Hiçbiri yetmedi, Anayasa Mahkemesi tarihinin en olmadık kararını aldı.
İşte bu şekilde seçimlere gittik.
Sonuçlar meydanda...
Bu sonuçları nasıl okuyacağız?
Ne mesajlar çıkarmamız gerekiyor?
Halk, bizim kaygılarımıza inanmamış. Meğer aksine, AKP'den çok memnun kalmış... Erdoğan'ın attığı adımları benimsemiş... Avrupa Birliği yolunda devam edilmesi fikrini sevmiş... Çetelerin yakalanıp cezalandırılmalarını beğenmiş... Askerin politikaya karışmasını sevmemiş.
Bu sonuçlara bakıp, hepimiz farklı mesajlar çıkarabiliriz. Belki hiçbiri doğru değildir. Ancak kim ne derse desin, bizler ne düşünürsek düşünelim, bu ülke halkı önümüzdeki 4-5 yıl süreyle AKP tarafından yönetilmek istediğini ortaya koydu. Üstelik bu isteğini de çok net şekilde belirtti.
Önemli olan, bu sonuçlara saygı gösterecek miyiz, yoksa hemen bugünden itibaren eski kavgamıza devam edecek miyiz?
İşte karar vermemiz gereken en önemli yanıt budur...
YENİDEN DOĞANLAR
Bu, son derece önemli.
Güneydoğu'nun PKK konusunda nasıl bölündüğünün açık bir göstergesi. Hepimiz, DTP'nin silip süpüreceğini ve 35'e yakın bağımsız milletvekili çıkaracağını bekliyorduk. Yapamadı ve onlar da AKP engeline çarptı.
Peki, DTP nasıl bir politika izleyecek?
Ahmet Türk'ün dediği gibi, rövanş almanın içgüdüsüyle mi TBMM'ye girecekler, yoksa Tuğluk'nun dediği gibi, uzlaşı mı arayacaklar?
Bugünden kesin bir şey söylenemez. Parti üst yönetimi "uzlaşıdan yana" görünüyor. Ancak yarın, İmralı'nın ne diyeceğini, PKK'nın nasıl bir strateji uygulayacağını, MHP'nin tutumunun ne olacağını bilemeyiz.
DTP, kavga etmemek üzere geliyorsa, hoş geldi. Ayrıca böyle bir yaklaşım, Kürt sorununun çözümüne de büyük katkıda bulunur.
Bu seçimler, Bahçeli'nin genel başkanlığını da kurtardı. Oylarını bir misline çıkartan MHP'nin en büyük destekçisi, PKK'nın son aylarda tırmandırdığı terör oldu.
PKK vurdukça, MHP oy kazandı.
Seçim stratejisini tümüyle, PKK'ya karşı kuran Milliyetçi Hareket Partisi'nin kentlerdeki oy patlaması da çok önemliydi.
Şimdi herkesin beklentisi, TBMM'de MHP'nin nasıl bir politika benimseyeceği.
Acaba, oy verenlerini tatmin etmek için, PKK'nın bir uzantısı veya PKK'nın siyasi kolu gibi gördükleri DTP'yi sürekli baskı altında tutup, sürekli kavga mı çıkartacaklar, yoksa yepyeni bir politika mı izleyecekler?
MHP önde gelenleri, sürekli reddediyorlar. Gerektiğinde, gerektiği dozda tepki göstereceklerini söylüyorlar.
Kürt sorununda öylesine önemli bir sürece giriyoruz ki, MHP'nin tutumu, bu açıdan daha da önem kazanıyor.
SİLİNENLER
Ancak, uçuk vaatler tutmadı.
Kampanya sırasında "ülkede o kadar fakir ve vaatlerle harekete geçebilecek insan var ki, Uzan'ın peşinden koşarlar" deniyordu.
İlginçtir olmadı.
En fakirimiz dahi vaatlerin bu kadar parlak olmasından kuşkulanmışlar ki, GP seçim sandığına gömüldü. Bırakın bir tehdit olmayı, belini dahi doğrultamadı.
Buna karşılık, kampanya Cem Uzan'a kişisel olarak yaradı. Yeniden gündeme geldi. TV ekranlarını doldurdu ve ne kadar becerikli bir iş adamı olduğunu hatırlattı.
GP, tek adam partisi kaldıkça bir yere gidemeyeceğini gösterdi.
Perinçek'in İşçi Partisi (yüzde 0.36) ve diğerleri (Aydınlık Türkiye Partisi 0.29- Bağımsız Türkiye Partisi 0.51- Halkın Yükselişi partisi 0.50 – Türkiye Komünist Partisi 0.21) de bu seçimler birlikte silinenler arasındaydılar.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net

