
Derya SAZAK
Siyaset Günlüğü
Kemalizm eleştirisi
AKP'den milletvekili seçilen Prof. Zafer Üskül, 12 Eylül askeri rejiminin ürünü olan 1982 Anayasası'na egemen olan "Kemalist ideoloji"den arınmış "renksiz" sivil bir Anayasa yapılmasını önerince hayli tepki topladı.
The New York Times'ın seçim öncesi Türkiye analizinde 22 Temmuz'un "erken" yorumu sayılabilecek çarpıcı bir değerlendirme vardı.
Gazete, AKP'nin geleneksel muhafazakâr tabanı dışında liberallerin de laik elitlere ve onların destekçisi orduya sırtlarını döndüğü, böylece ülkeye egemen olan "Atatürk, laiklik ve cumhuriyet" ittifakının çözülmekte olduğu mesajını verdi.
Cumhuriyet mitingleriyle desteklenen laikliğin güvencesi CHP'ydi.
CHP'nin korku salarak, topluma hiçbir sosyal ekonomik program sunmadan, MHP ile koalisyon projesine dayalı "milliyetçi sol" ideolojiye bağlanarak iktidara gelmesi olanaksızdı. Bu gerçeği göremeyen CHP politbürosu, "Nerede hata yaptık?" demek yerine halkı suçlamaya devam ediyor.
Hürriyet'te pazar günü Ayşe Arman'ın Prof. Nilüfer Göle'yle yaptığı söyleşide laik elitlere önemli göndermeler vardı:
"Hepimiz daha aydınlık bir Türkiye istiyoruz. Burada, Türkiye'nin cumhuriyetçi seçkinlerine önemli bir eleştiri sunmak lazım: Kemalizm denilen ve otoriter bir anlayışı olan, kendini bir türlü reforme etmeyen cumhuriyetçi ideolojinin artık kendini yenilemesi gerekiyor.
Merkez sağ erimedi, merkez sol eridi.
Zaten sağın yerine AKP oturdu. Solun erimesinin altında da cumhuriyetin kendi çocuklarını yemeye başlaması yatıyor. Çok ağır ama ben bunu böyle okuyorum. Cumhuriyet, kendi çocuklarını yiye yiye buraya geldi. Sürekli olarak reform yapmak isteyen, aslında tamamen cumhuriyetin devamı olan, kendi başarısının kanıtı olan insanları dışladı. En iyi örnek Orhan Pamuk'tur. Nobel ödülü almıştır, tamamen cumhuriyet çocuğudur, onun büyümüş hayalidir, arzusudur, idealidir. Nedir cumhuriyetin arzusu? Kendi içinden çıkmış birinin en yukarıda, en büyük ödülle ödüllendirilmesi. Ama ne oldu? Adama yapmadığımızı bırakmadık. İş, Türklüğün Nobel'le imtihanı haline geldi."
Sosyolog Nilüfer Göle, Refah'ın ve siyasal İslamın yükseldiği 1990'lı yıllarda kadın hareketlerini incelemiş ve "modern mahrem" tanımıyla cemaatten moderniteye geçişin toplumsal çözümlemelerini yapmıştır.
Göle'ye göre AKP bugün artık dindarların oylarını alan değil, güncel yaşamı yakalayan ve merkezi temsil eden bir partidir.
CHP merkez soldan uzaklaşırken, AKP'nin de sağına savrulmuştur.
Baykal'ın CHP'si, Turhan Feyzioğlu'nun 1970'lerdeki Güven Partisi'ne dönüştü. Sadece laik ve Kemalist oylarla iktidar olunmuyor.
dsazak@milliyet.com.tr

Cafe