Karizmam olduğunu sonradan öğrendim
Hastaların randevu almak için aylarca beklediği Doç. Dr. Bozkurt Şener: ''Bir hasta grubu var, sadece ‘çok yakışıklısınız’ demek ve görmek için geliyor. Ama bunun için kimse ameliyat olmaz. Ben Türkiye’de en çok ameliyat yapan doktorum'' diyor
Bir göz doktorundan ne beklersiniz? Doğru teşhis, gerekirse sıfır riskli bir ameliyat garantisi, uygun gözlük önerisi... Ama, bu doktorda ''tıp''ın vaat ettiğinden çok daha fazlası var.
Yıllarca kadınların ilgisi ve iltifatlarına şayan olmuş göz doktoru Doç. Dr. Bozkurt Şener’in muayenesinin önünde sıra bekleyen, randevu almak için uğraşan, komplimanlarda ve tekliflerde bulunan kişilere ilişkin söylentiler aklımda röportaja giderken... Merak ediyorum, bu doktorun hasta sayısının sırrı nedir? Bu kadar ilgi, yakışıklı bulunduğu için mi? Mesleki başarısı öyle olmadığını gösteriyor. Şener, Galatasaray Lisesi Mezunu. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirmiş, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göz Kliniği’nde ihtisasını yapmış. ABD’de vitreoretinal cerrahi eğitimi almış, 1991’de doçent olmuş. Halen Acıbadem Göz Sağlığı Merkezi Medikal Direktörü olan Şener, Hollanda’da da klinik açmış. 51 yaşında ve mesleğinin zirvesinde, bugüne kadar 60 binden fazla ameliyat yapmış, Türkiye’de ilk excimer lazeri uygulayanlardan.
Hepsi bu da değil. Profesyonel sporcu, milli voleybolcu, golf turnuvalarının aranılan ismi, yağlı boya tablo koleksiyoneri, meditasyon yapıyor. Evli, biri 20 yaşında iki çocuk sahibi...
Kadınlar size hayranmış, sizi görsünler diye randevu alırlarmış. Doğru mu?
Doktorluk, kritik bir meslektir. Bu tür komplimanların ya da flörte yakın mesajların ciddi olarak algılanması gerekir. Size yapılan yaklaşma hareketlerini siz doktor olarak hep tıbbi anlamda almalısınız.
Nasıl, hastanız size ‘çok yakışıklısınız’ dedi, buna nasıl bir tıbbi yanıt veriyorsunuz?
Evet oluyor bunlar. Ama çok doğal bir perdeyle örtülür ve hemen gerçek konuya geçilir.
İltifatlar, ruh halinizi nasıl etkiliyor?
Bu iltifatların pozitifliğini yaşıyorum.
Size açıkça teklifte bulunan oldu mu?
O kadar cesaret bulamazlar. Biraz donuk ve suratsızımdır. Bazen sözlerle mesaj verilir. Ama doktorluk böyle bir meslektir. Canınızı teslim ediyorsunuz. Güce karşı bir ilgi hep vardır.
‘İletişimim iyi’
Çok tanınan ''popüler'' bir doktorsunuz. Sizce neden böyle; mesleğinizde iyi olduğunuz için mi, yakışıklı bir doktor olduğunuz için mi?Bir konuda popüler olmak için birkaç şeyin bir arada olması gerekir. Bir kere, mesleğinizi çok iyi yapacaksınız. Size yakışacak, üzerinize oturacak. Sonra, fizik, enerji, konuşma yeteneği gibi doğuştan gelen güçleri işinizle birleştireceksiniz, pozitif enerji olarak nakledeceksiniz. Hastanın anında pozitif sinyaller alması gerekir. Daha ağzınızı açmadan.
Sırrı ne ''hastası olan doktor'' olmanın?
Karizma.
Sizde?Bende karizma olduğunu sonradan öğrendim.
Kadınlardan mı?
Yok, Şişli Etfal Hastanesi’nde çalışırken, sene 86, bir klinik bana teklifte bulundu. ''Buraya getirebileceğim hastam yok, tanınmış biriyle çalışın'' dedim. Israr ettiler ve ''Size ödeyeceğimiz rakamı siz 15 günde hastaneye kazandıracaksınız'' dediler. Hakikaten öyle oldu, demek ki bunu görmüşler.
Neden bu kadar çok hastanız var?
Ben de bilmiyordum, nasıl bu kadar hastam oluyor. Anladım ki, iletişimim çok iyi. Tabii bir hasta grubu var, sadece ''çok yakışıklısınız'' demek ve görmek için geliyor. Ama tabii, sadece bunun için kimse ameliyat olmaz, ancak muayene olur. Ben Türkiye’de en çok ameliyat yapan doktorum. Bu noktada, fiziğiniz kimseyi ilgilendirmez. Ameliyat dediğin anda, yakışılılık falan bahis olmaz.
Sizden bir göz muayenesi randevusu almak için en az iki ay beklemek lazımmış. Sizi böyle bir doktor yapan özellik nedir?
Kendim inandığım bulguları anlatıyorum, süslemem, hatta biraz kötümser anlatırım. Huysuzumdur, başarı yüzdesini hep düşük veririm. Pembe bulutlarda dolaşsın istemem.
Hasta seçer misiniz?
Seçmek zorundayım. Hasta en kötüyü kabul etmeli, en iyiyi ise ummalı. En kötüsünü kabul etmeyen hastayı kabul etmiyorum.
Türk filmlerinde vardır ya, adam çok sıkılır ve kör olur. Böyle bir şey olur mu?
Büyük stresler halinde ciddi kayıplar olabilir. Retinanın arkasında sıvı toplanmasıyla olur. Mesela, ben tıptayken doktorlara ilk mecburi hizmet çıktı, çekiliş günü bu hastalığa yakalananlar oldu.
ARTI EKSİBakımınıza düşkün müsünüz?
Düşkünüm, ama daha çok spora düşkünüm. 11 yaşımdan beri profesyonel sporun içerisinde oldum. Bu yüzden spor yapınca kendimi daha iyi hissediyorum. İşte böylece kendime bakmış oluyorum.
Peeling, manikür, pedikür...?
Hayır, asla, yani, ihtiyacım yok.
Kendinizi beğeniyor musunuz?
Genel olarak evet.
Eşiniz sizi kıskanıyor mu?
Sanmam. Biz olanları konuşup, gülüyoruz.
Vergi rekortmenleri listesindesiniz.
Tabii, daha tek kişi açıp da, ''tebrik ede-riz'' demedi. Ama her yıl en az üç kez ''sizi kontrol etmek için geliyoruz'' diye ararlar.
Sürekli gözlere bakar mısınız?
En ufak bir problemi görürüm. Hele bir problem hissedersem, o zaman odaklanırım.
Zor bir ameliyattan çıkınca ilk yaptığınız şey?
Türk kahvesi içmek.
''Gülse’nin ikinci babası gibiyim''
Gülse Birsel’in ağabeyisiniz. İlişkiniz nasıl?
Benden 15 yaş küçük. Evin de en küçük çocuğuydu, tarzını da hep öyle götürdü. Ben yaşı çok büyük ağabey oldum onun için, ikinci baba gibi. İtiş kakış büyümedik yani. Pek görüşemiyoruz, hele yazları hiç. Çok yoğunuz, haberleşiyoruz. Gülse senarist olarak çok başarılı. Oyuncu olarak bir şey söyleyemem, bana değişik geliyor.

