HÜSEYİN BAYRAKTAR'IN İFADESİ DE DELİL DOSYASINA KONULDU
Selçuk Yaşar'ın mektubu TMSF'ye delil oldu
Şevket Demirel'in şirketlerine el koyma kararının yürürlüğü durdurulan TMSF, ikinci el koyma kararına karşı açılabilecek davalar için 2000 sayfayı kapsayan dört klasörlük delil dosyası hazırladı
Nedim Şener
Demirellerin Isparta'daki 9 şirketine ikinci kez el koyma kararı uygulayan TMSF, Şevket Demirel'in Egebank'ın sahipleri arasında olduğunu göstermek amacıyla, İzmirli işadamı Selçuk Yaşar'a ait iki mektubu da delil listesine koydu.
Danıtay 13. Dairesi'nin 2005 yılında alınan birinci el koyma kararının yürürlüğünü durdurmasından sonra, geçen hafta alınan ikinci el koyma kararı alan TMSF, açılması muhtemel davalar için hazırlık yaptı. TMSF, el koymaya gerekçe olarak gösterdiği yeni delillerin, Şevket Demirel ile Murat Demirel arasındaki ilişki ortaya koyduğunu savunuyor. Dört klasör dolduran, 2 bin sayfalık dosyalarda Yaşar Holding Onursal Başkanı Selçuk Yaşar'ın iki mektubu da var.
Selçuk Yaşar tarafından Şevket Demirel'e gönderilen mektupta "Egebank'ın çoğunluğunu evlatlarınızla beraber satın aldığınızı gazetelerden öğrendim, çok memnun oldum" diyor.
Yaşar'ın 7 Eylül 1998 tarihli ikinci mektubu ise 9'uncu Cumhurbaşkanı ve Şevket Demirel'in ağabeyi Süleyman Demirel'e yazılmış. Yaşar mektubunda şöyle diyor:
"Egebank'ın Sn. Şevket Bey tarafından alınmasına çok sevindim. Yaşarbank'ın eski yöneticileriyle çok sıkıntı çektiği bilinen bir gerçek. Bankacılıkda çok zor ve kaypak zemini olan bir meslekmiş. Ben çok acı çektim. Şevket Bey çekmesin isterim.
İşittiğime göre yeni Egebank yöneticileri bizim İzmir'de Alsancak şube müdürüne 25 bin dolar transfer parası, yeni bir Toyota araba ve 1 milyar 300 milyon lira net maaş teklif etmiş. Bizim müdürün bugünkü maaşı 400 milyon TL'dir.
Şevket Bey'in paralarını hiç sormadan yöneticiler bol bol dağıtırlar. Bir de bol bol kredi verirler. Ayrıca Selçuk Yaşar'ın Demirel ailesine sevgisini de bilmezler. Sizden ricam Şevket beye durumu bildirmeniz."
TMSF'nin yeni delil listesinde, Şevket Demirel'in hesabına gönderilen paraların dokümanlarıyla, Şevket Demirel'in Egebank'a alınacak kişiler konusundaki yazıları da yer alıyor. Bunların dışında delil olarak gösterilen diğer belgelerin içerikle özetle şöyle:
- Demirel grubu ile ilgili olarak yurtdışında yapılan tanıtımlarda ve broşürlerde Egebank, Demirel ailesine ait bir şirket olarak gösteriliyor.
- Murat Demirel'in şirketi Dempa'nın bir kamu bankasından kullandığı krediye karılık Şevket Demirel'in şahsi gayrimenkulu ipotek olarak veriliyor.
Bayraktar'ın ifadesi
- Bankanın eski sahibi Hüseyin Bayraktar'ın polise ve savcıya verdiği, mahkemede de tekrar ettiği ifade. (Bayraktar ifadesi şöyle: "Bankayı satış aşamasında Şevket Demirel ile görüştüm. Oğlunun arkasında olduğunu söyledi, hatta kızımı da bankaya koyacağım dedi.")- Bankanın yöneticilerinden Aydoğan Semizer'in ifadesi. (Semizer'in ifadesi şöyle: "Banka yönetim kurulu üyeliğini Murat ve Şevket Demirel'in önerisiyle kabul ettim.")
- O dönem Korkmaz Yiğit'e ait olan Bank Ekspres ile Egebank'ın karşılıklı 60 milyon dolar back to back (al gülüm ver gülüm) kredileri. Bank Ekspres tarafından kredi açılan Demirel grubu firmalarından biri de Demser. Bu şirketin ortakları arasında Şevket Demirel de var. İddiaya göre Şevket Demirel usulsüz olarak açılan bu kredileri alan şirketlerin bazıların da dolaylı ortak görünüyor.
Egebank'ta arkeolojik kazılarımız sürüyor
TMSF Başkanı Ahmet Ertürk, Demirel grubuyla ilgili tazmin edilmesi gereken yüklü bir miktar olduğunu, grupla ilgili çalışmalarını hızlandırdıklarını belirterek, "Meşhur arkeolojik kazılarımız devam ediyor. Çok büyük bir maden olduğunu biliyoruz. Çok zor yürüyen bir süreç bu. Çünkü Egebank'ın Fon'a devri üzerinden çok zaman geçti. Bu grubun Egebank dışında çok sayıda resmi kurumla ve bankayla olan ilişkilerinden de bize yansıyan bilgi ve belgeler var. Maç devam ediyor. Ama hakemlerin de adil olmasını istiyoruz" ifadesini kullandı.
Tehditlere alışık olduklarını, ekibin başarısını kıskananlar bulunduğunu belirten Ertürk, "Tehditlere falan pabuç bırakmayan bir ekibiz" dedi.
Ertürk: İttifak kurup TMSF'ye savaş açtılar
İSTANBUL AA
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Ahmet Ertürk, Fon'un varlığından rahatsız olan bir kesim bulunduğunu ve TMSF'ye savaş açtığını söyledi. Ertürk, Infomag Dergisi'nin Eylül sayısında yer alan röportajında şöyle dedi:"TMSF'nin varlığından rahatsız bir kesim var. Bu kesim düzensizliklerden, boşluklardan, yaptırımsızlıklardan besleniyor ve onlara düşünsel lojistik destek sağlayan bir kesim var. Bunlar iş birliği içinde TMSF'ye savaş açmış durumdalar. Ama biz korkmuyoruz, güçlüyüz. Bunlar arasında çok kriminal gruplar da var. Bize yönelik bilgi, belge ve komplo arayışı içindeler. Elleri boş çıkacaktır. Ama bu av kampanyasına maruz kalmak beni üzüyor" dedi.
'Cahillik yapıldı'
Fon'un 13 aylık sürenin sonunda yeniden Adabank'ın akıbetini düşünmek zorunda kaldığını vurgulayan Ertürk, 2 kurum arasında yaşanan tartışmalara değinirken de, "Bir kısım BDDK uzmanı denilen kişilerin, TMSF ve bankacılık sektörünün itibarını zedeleyici ifadeler kullanmasına hoşgörü gösteremeyiz. Sadece likit miktarına bakarak Adabank'ın ucuza satıldığını iddia etmek en iyimser ifadeyle cahilliktir" ifadesini kullandı.TMSF Başkanı Ertürk, "TMSF, bankayı ucuza sattı" gibi bir tartışmaya maruz kaldıklarını, bir BDDK uzmanının, bir bankanın değeriyle ilgili kendilerini suçlayarak bir ithamda bulunmasını cevapsız bırakamayacaklarını ve cevabını verdiklerini kaydetti.
Sabah ve ATV'yi ayırmayız
ATV-Sabah satışı sürecinde sona yaklaştıklarını ve ihalede karar kıldıklarını ifade eden Ertürk, şöyle dedi:
"Sadece yazılı medya ile ilgilenen yabancı yatırımcılar 'Görsel medya ile işimiz yok, paket olursa mecburen ona da gireceğiz, bunu ayırmak mümkün mü?' diye soruyor. Yanıtımız hayır. Yabancılara Türkiye'de yazılı basının çok karlı olmadığını da söylüyorum. Görsel medyadaki daha yüksek kârlılık rakamları ile bu kompanse ediliyor. Bu nedenle paketi ayırabilmek Türkiye şartlarında çok rasyonel görünmüyor" dedi.
Ertürk, küçük yatırımcının mağduriyetini gidermeyi samimiyetle istediğini de ifade ederek, şöyle dedi:
"Küçük yatırımcının durumunu çözecek sihirli bir formül bulabilir miyiz? Bunun üzerinde ciddi çalıştığımızı bilsinler. Ama hayal kırıklığına uğratmak da istemiyorum. Yüksek bir satış geliri elde edilirse, alacaklıların hepsinin belli bir fedakârlık da yapmalarından sonra kalmasını umut ettiğimiz bir artı değeri, ortakların sorununu çözmek için ayırabiliriz."

Cafe