
Derya SAZAK
Siyaset Günlüğü
Üçüncü yol
Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı seçilmesi üzerine Türkiye'de laik rejimin geleceğiyle ilgili en çarpıcı yorumlardan biri ABD'nin The Washington Post gazetesinde çıktı:
'Ordu ya darbe yapacak ya da siyasal İslama alışacak.'
Üçüncü yol yok!
1990'lardan itibaren Refah'la başlayan, 28 Şubat'ta 'postmodern darbe'yle kesintiye uğratılan siyasal İslamın yükseliş sürecinde toplumsal merkezi oluşturan güçler tarihi bir hata yaptılar. Ordu üzerinden muhalefet yaparak siyasetin alanını daralttılar. AKP o boşluğu gördü ve kurulduktan 15 ay sonra 2002'de iktidara geldi. Ancak AKP ve CHP'nin temsil edildiği 'ikili' Meclis yapısı bir 'meşruiyet krizi'ni de beraberinde getirmişti. Yüzde 34'le parlamento aritmetiğinin üçte ikisine sahip olan AKP iktidarının pek çok icraatı geçen 4.5 yılda tartışıldı. Dönem sonuna gelindiğinde cumhurbaşkanı seçimi yapılacaktı. Beklenen 'kriz' nisan sonunda patladı, Anayasa Mahkemesi'nden Genelkurmay'a, sürece müdahale eden kurumların da etkisiyle seçime gidildi. 22 Temmuz'da AKP sandıktan yüzde 47 oyla çıktı.
Abdullah Gül yeniden aday oldu ve Cumhurbaşkanı seçildi.
Ordu ilk günden Çankaya'ya mesafe koydu.
Genelkurmay Başkanı ve komutanların soğukluğu törenlere yansımakta.
Askerler, laik ve demokratik rejimin geleceği konusunda kaygılılar.
Dış dünya, 'Türkiye'yi İslamcı bir gelecek mi bekliyor?' diye soruyor.
Ordunun darbe yapabileceği beklentisi öne sürülüyor.
Son olarak askerler 12 Eylül 1980'de yönetime el koydular.
O zaman ülke 'sağ-sol' diye ikiye bölünmüştü. Dünya da 'soğuk savaş' ortamında eski Sovyetler ile Batı bloku arasında 'komünist/kapitalist' diye ayrılmıştı. Türkiye'de gençlik hareketleri biraz da bu kamplaşmanın kurbanı haline getirilerek, silahlı mücadelenin tarafı oldular. 5 binden fazla gencimiz birbirine kırdırıldı. 1971 muhtırası ve 1980 darbesi o çatışmalı ortamlarda geldi.
2007'lerin dünyası da Türkiye'si de farklı.
Batı açısından radikal İslam 'komünizm' tehdidinin yerini aldı.
Türkiye'deki siyasal İslamın yükselişi ise kadınlar başta yaşam tarzlarına müdahale edileceğini düşünen kitleleri ürkütüyor. Ancak 1990'lardan bu yana siyaseten güçlenmesi gereken aktörler, CHP başta giderek zayıfladıkları ve iktidar seçeneği olmaktan çıktıkları için, AKP'ye karşı en güçlü muhalefet ordudan geliyor.
Batılı medya da, 'Ya darbe ya şeriat' diye yazabiliyor.
Güçlü siyasi aktörler olsa bu senaryolar çıkmaz.
'Üçüncü yol' olarak sivil siyaseti güçlendirmeliyiz.
Darbe Türkiye'nin felaketi olur!
dsazak@milliyet.com.tr

Cafe