Ankara Kulisi
Okulu neden bıraktı?
Yeni Medeni Kanun, hayatlarını birleştirecek çiftlerin ancak 17 yaşını doldurup 18 yaşına bastıklarında evlenebilecekleri yeniliğini getirdi. 1980'de bugünkü kanun yürürlükte olsaydı, Gül çifti evlenmek için 2 yıl daha bekleyecekti
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yaşamının basında en çok tartışılan yönlerinden biri, galiba eşi Hayrünnisa Gül ile tanışıp evlenmesinin öyküsü oldu.
Bu izdivacın nasıl şekillendiğiyle ilgili en ilginç ayrıntılar, Hayrünnisa Gül'ün annesi Fatma Özyurt'un geçen cuma günü Vakit gazetesinde yayımlanan mülakatında çıktı.
Buna göre, İstanbul'da yaşamakta olan Fatma Özyurt, kızıyla birlikte bir düğün için Kayseri'ye gider. Bu düğünde Abdullah Gül'ün annesi Adeviye Hanım'la karşılaşırlar. Adeviye Hanım, Fatma Özyurt'a "İçime bir ateş düştü. Sanki bu kız benim gelinim olacak" der.
Özyurt, mülakatta "Biz yaşı küçük, okuyacak diye kızımızı vermemek için İstanbul'a döndük" diyor ve ekliyor:
"Kızımız çok gençti, zekiydi ve okumak istiyordu. Hayrünnisa doktor olmak istiyordu. Çok başarılıydı, çok takdir alırdı. Abdullah Bey, 'Ben kendisini okuturum' diye bize söz verdi."
Can Dündar'ın geçen pazar günü Milliyet ekinde yayımlanan Hayrünnisa Gül portresinde yer alan bilgilere bakılırsa, Adeviye Hanım'ın müstakbel geliniyle Kayseri'deki düğünde karşılaşmaları 1979 yazında gerçekleşmiştir.
'Daha çok küçük'
Hayrünnisa Gül, İstanbul Çemberlitaş Kız Lisesi'nin ortaokul kısmını 9.3 ortalamayla henüz bitirmiştir. O sırada 29 yaşında olaİkinci sınıfa geçmişti
Nikâh, 20 Ağustos 1980'de kıyılır. Yani, gelinin Medeni Kanun'a göre evlilik şartını karşıladığı 15 yaşını doldurmasından tam 2 gün sonra. Hayrünnisa Gül, evlendiğinde Çemberlitaş Kız Lisesi'nde birinci sınıfı iyi bir ortalamayla bitirip ikinci sınıfa geçmiştir.Özyurt ailesinin kızlarını Gül ailesine vermesinde "Eğitimine devam edecek" güvencesi önemli bir rol oynamıştır. Ancak evlenmelerinden sonra Hayrünnisa Gül, lise ikinci sınıfa gitmez, öğrenciliği bırakır.
Abdullah Gül'ün Can Dündar'a verdiği mülakatta, eşinin okulu bırakmak zorunda kalması nedeniyle "kızgınlık" yaşadığını gizlememesi ilginçtir. Gül'ün geçen cuma günü Milliyet'te yayımlanan bu açıklaması aynen şöyle:"O, hep içinde ukde kaldı. Bana en çok kızdığı şeydir, okumama sen mâni oldun diye..."
Gül, "Niye mâni oldunuz?" sorusunu da şöyle yanıtlıyor:
"Vallahi, olmadı işte o zaman... O zamanki şartlar... Bir taraftan evlilik, bir taraftan hayatımız, bir taraftan geçim derdi... Ben üniversitede asistanlık yapıyordum, maaşım belli, kiramız belli...
Yani bir elimiz yağda, bir elimiz balda değildik doğrusu... Maaşım geçinmemize yetmezdi, babamın yardımı olurdu. Hatırlarım, o zaman akademik çalışma için eve kitaplar gelir, daktiloda makaleler yazarım. Yani evliliğin de tadı olmamıştı, ilk evlilik yıllarımda."
Yönetmelik ne diyor?
Burada önemli bir püf noktası var. Hayrünnisa Gül'ün evlendikten sonra okuldan ayrılmak zorunda kalmasının gerisindeki en önemli neden, aslında 28 Kasım 1964'te yürürlüğe giren ve hâlâ geçerliliğini koruyan Lise ve Ortaokullar Yönetmeliği'nin 153. maddesi olmalı.Yönetmeliğin bu maddesi, "Evli ve nişanlı olanlar okula öğrenci olarak alınamazlar. Öğrenci iken evlenen ve nişanlananların okulla ilişkileri kesilir" hükmünü içeriyor.
İlginç bir nokta daha var. 2001'de yürürlüğe giren yeni Medeni Kanun, hayatlarını birleştirecek çiftlerin olağanüstü durumlar dışında ancak 17 yaşını doldurup 18 yaşına bastıklarında evlenebilecekleri yeniliğini getirdi. Eski yasadaki 16 yaş sınırı yenisinde 18'e çekildi. 1980 yılında bugünkü yeni Medeni Kanun yürürlükte olsaydı, Abdullah Gül'ün Hayrünnisa Hanım ile evlenebilmesi için iki yıl daha beklemesi gerekecekti.

Cafe