
Doğan HEPER
Not
Bu anayasa örnek olmalı
BU anayasa örnek olmalı. Kime?
Bize benzeyen ve demokrasiyi seçen ülkelere.
170 yıllık tecrübe birikimiyle yeni bir anayasa yapılıyor ve bu, Türkiye'nin bütünü için bir anayasa olacak, yalnız AKP'nin olmayacak, diye biliniyor.
Ancak böyle örnek olunabilir.
Evet bu anayasa örnek olmalı.
* * *
İNGİLTERE bir yana bırakılırsa dünyada aşağı yukarı iki türlü anayasa var.
Ana konulara değinen, kısa anayasalar; teferruatlı, uzun anayasalar.
Anlaşılıyor ki, AKP'nin ısmarladığı anayasa taslağı kabul edilirse anayasa teferruatlı, yani uzun anayasaların arasında yer alacak...
Bunu nereden çıkarıyoruz? AKP'li Dengir Mir Mehmet'in, bana abartılı da gelse, verdiği ipuçlarından.
Ne diyor Dengir Mir Mehmet?
"Bu anayasa taslağını 110 profesör hazırladı."
Şimdi bu taslak AKP'de tartışılacak.
* * *
UZUN anasayada aşağı yukarı 250 konunun ele alındığı düşünülürse bu anayasanın mükemmel, daha doğrusu tarafsız olması için önce bir "kurucu meclis", sonra da bir 2-3 yıl lazım gelmez mi?
* * *
PEKİ anayasanın kabulünde halkoyu ne anlam taşıyor?
Önce şunu tekrarlayalım, bugün beğenilmeyen ve değiştirilmek üzere harekete geçilen 1982 Anayasası halkoyuna sunulmuş ve yüzde 92'yle kabul edilmişti.
Demek ki, anayasalar konusunda halkoyu tartışılacak bir konu.
Yine tekrarlayalım, bizim rahmetli bir liderimiz, bir zamanlar halka "Siz isterseniz 'hilafeti' geri getirebilirsiniz" demişti. Bugün durum farklı mı?
* * *
BU konuda TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ'ın sözleri yerden göğe kadar haklıdır. Ve AKP'nin Arzuhan Doğan Yalçındağ'ın sözlerine dikkat etmesi gerekir.
"Anayasanın aceleye getirilmemesi gerekir. Metnin bütünü bir an önce tartışmaya açılmalıdır. Anayasa yalnızca hükümetin iradesini yansıtan bir çalışma olamaz. Çoğunluk formülü bu konuda çalışamaz. Anayasalar toplumsal uzlaşmayı yansıtan metinlerdir, geçmişle hesaplaşma anlayışıyla yapılamaz."
Yalçındağ doğruyu söylemekten çekinmiyor ve TÜSİAD gibi bir kuruluşa düşen uyarma görevini yerine getiriyor. Ama atv'de "Beyin Fırtınası" programında AKP'ye yakın görüşler dinliyoruz ve adeta TÜSİAD'a ders, daha doğrusu gözdağı verilmek istendiğine tanık oluyoruz. AKP'li yayın organları da koro halinde Sayın Arzuhan Doğan Yalçındağ'ın görüşlerine karşı çıkıyorlar.
Özellikle TV programındaki bu hava anayasanın da bir tepki anayasası olabileceği, tarafsız olamayacağı daha doğrusu AKP damgasını taşıyacak bir anayasa olacağı endişesini doğuruyor.
O eğer "Arkadaş ben ders almam, 110 bin YTL aylık alırım" deseydi daha dürüst hareket etmiş olurdu. Ben gazetecilerin o basın toplantısını terk etmelerini bekledim. Yanılmışım.
Dün akşamki Macaristan galibiyeti bu kabalığı unutturamaz.
Beni bakan yaptığı için."
Soru Günay'dan, cevap bizden. Tabii şaka.
Şakanın sonu yok, ama her şakada bir gerçek yan olduğunu unutmayalım.
Bakın sosyolog Prof. Arus Yumul Hanım, "Şeriat tehlikesi yok" demiş.
Be hoca hanım, bunu 22 Temmuz'dan önce ilan etseydin ya, belki de bakan olurdun di mi?
Geç kaldın...
Gel çık işin içinden...
Bir yanda binlerce şehit, bir yanda onları şehit edenler.
Örgüt kurup karşısındakini öldürene terörist denilmez de ne denir, Sebahat Tuncel onu da söylesin bari...
BAŞBAKAN
Bu değişiklik inşallah taktik değildir de, kalıcıdır.
Bu değişikliği Başbakan önce AKP'den aday olacağına garanti gözüyle bakılan Nazlı Ilıcak'ı listelere almayarak gösterdi.
Sonra kamuoyunda sivri diliyle ve tarafsızlığını "takmaması" ile tanınan eski Meclis Başkanı Bülent Arınç'ı bakan yapmadı.
Oğullarının gemi alıp satmasıyla medyayı işgal eden Çevre Bakanı Pepe'yi yeni kabinenin dışında bıraktı.
Sonra genç bir valiyi, Diyarbakır Valisi'ni müsteşar yaptı. Bu valinin dinci olduğunu kimse şimdiye kadar söylemedi.
Bizim aklımızda kalanlar bunlar. "Allah artırsın" temennisinde bulunurken, "Başbakan'ın olumlu yanlarını, iyi işlerini aksettirmiyorsunuz" diyenlere de duyurulur.
BULGARİSTAN
Türkleri bu seçimlerde geri planda bırakmak için elden gelen yapılıyor. Türkiye'deki Bulgaristan Türkleri de kötü durumda.
"Hiç durumları iyi olmadı!" demeyin.
Şimdi Türkler Sofya'daki iktidara ortaklar ama tek tek Türk asıllılar orada da burada da mutsuz. Ankara onların sorunlarıyla meşgul değil. Yani Ankara tarafından da nedense dışlanmışlar, onların tabiriyle "üvey evlat" muamelesi görüyorlar.
Bu yüzden, ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar. Bulgaristan ile yapılan vize anlaşması sanki onların ölüm fermanı.
Başbakan Tayyip Erdoğan'a bakın nasıl sesleniyorlar:
"Sayın Başbakan,
Biz Bulgaristan Türkleri olarak Türkiye'de 10.000 kişiyiz.
Burada çalışıyoruz, burada kazanıyoruz, burada yiyoruz.
Bize Türkiye'de yeni zorluklar getirildi. Bir Türk olarak, biz bu işkenceye müstehak değiliz.
Türkiye'ye girip çıkmakta bizlere getirilen zorlukların kaldırılmasını, dünyadaki Türklerin korumacısı bildiğimiz sizden rica ediyoruz.
Bulgaristan Türklerine üvey evlat muamelesi yapılmaya son verilmesini bir an önce sağlayacak olan sizsiniz. Bu dileklerle, saygılarımızı sunarız."
Bakalım Başbakan onları duyacak mı?..
EKONOMİ
dheper@milliyet.com.tr

Cafe