|
 |
|
|
Bu mesaj üzerine çok düşünün
Satır Arası / Deniz Sipahi
Çarşamba günkü yazımda kolejlerdeki neredeyse yarışa dönüşen bir tempoyu yazmış ve Tarık Akan’ın sahibi olduğu Özel Taş İlkokulu’ndan örnekler vermiştim. Akan, ''Benim okulumda özel ders almak, dershaneye gitmek yasak'' diyordu.
İmkanı olanların çocuklarını kolejlerde okutması çok normal.
Eğitime harcanan para ne olursa olsun acımamak gerekir.
Ancak artık anaokulundan başlayıp üniversite sonuna kadar devam eden bu süreçte, çocuklarınıza özel ders aldırarak ve dershaneye göndererek takviye etme ihtiyacı hissediyorsanız burada bir yanlışlık var demektir.
Çok değer verdiğim bir dostum bu yazım üzerine bir mesaj atmış.
Bakın neler diyor.
* * *
''Dediğin gibi çocuk okutmak hiç de kolay değil. Kızım İzmir’in çok önemli kolejlerinden birinde okuyor. Yüzde 50 burslu olmasına rağmen, senelik yemek dahil 8 bin 898 YTL ödüyorum. Buna senelik servis ücreti olan 1.490 YTL’yi de eklersek benim için çok ciddi bir rakam. Ama ben de eğitime verilen paraya acımadığım için imkanlarımı zorlayarak da olsa kızımı en beğendiğim okula gönderiyorum.
İkinci sınıf olmasına rağmen, müfredatın yanı sıra, beden eğitimi, yüzme, resim, seramik, müzik, piyano derslerini de okulda görüyor. Haftanın bir günü kulüp çalışmaları var. Drama, satranç, oyun, maket dizayn gibi değişik dersler de var. Hafta sonları da farklı spor dallarında kulüpleri var. Kızım bu sene de hafta sonları yüzmeye gidecek. Bunları da göz önünde bulundurduğunda, özel okulların aslında o kadar da pahalı olmadığını görüyorsun. Çocukların boş kalacak vakitleri yok ve bence çok yönlü bir eğitim alıyorlar. Ama veliler rahat durmuyor. Okullar (bazı özel okullar) açılalı daha üç gün olmasına rağmen, şimdiden alınacak özel kurslar hakkında konuşulmaya başlandı.
Okul aktiviteleri ne kadar fazla olursa olsun fark etmiyor. Veliler, nedendir bilinmez, hep daha fazlasını istiyorlar. Satrançta çok başarılı olan bir çocuğun daha da ilerlemesi için ek satranç dersleri almasından bahsetmiyorum.
* * *
Kızımı hangi okula yazdıracağıma karar verirken, Fransızca eğitim veren okulları seçmememdeki en büyük etken, benim Fransızca bilmemem oldu, çünkü kızıma ders çalışırken gerekli desteği veremeyecektim. Bunu paylaştığım arkadaşlarım nedenini anlayamadılar. Zaten çocuk özel ders alacakmış. Çocukların, hangi okulda okurlarsa okusunlar, mutlaka özel ders almaları gerekiyormuş. İhtiyacı olsa da olmasa da çocuklarına ders aldıran aileler biliyorum. Bu özel ders olayı maalesef yeni bir trend oldu. Bir çocuk ne kadar çok özel ders alır, ne kadar çok ve farklı kursa giderse o kadar iyi eğitim almış olur gibi enteresan bir inanış var.
Kısacası, çocuğunu gönderdiğin okulun, çok yönlü olması hiç önemli değil. Şayet filancanın kızı bu sene filancadan piyano dersi alıyorsa, senin de aldırman gerek. İnan bu çocukların sonu ne olacak bilemiyorum. Bu kadar güzel eğitim kurumlarımız olmasına rağmen, ebeveynlerin hırsları nedeniyle çocuklarımızı belli kalıplara sokmaya çalıyoruz.
İkinci sınıfa giden bir çocuk satranç oynuyor, yüzebiliyor, dans edebiliyor, piyano çalabiliyor, legolarla şehirler kurabiliyor, tenis oynayıp ata binebiliyor olabilir ama hala çileğin ağaçta yetiştiğini, sütün de coca cola gibi fabrikalarda yapıldığını zannediyor. Bu dershane ve özel ders takviyelerinin kalkabilmesi için öncelikle anne babalara çok iş düşüyor.''
* * *
Sevgili dostumun bu mesajı kolejlerdeki ruh halini çok iyi özetliyor.
Anne babalar çocuklarına böyle davranarak, daha doğrusu yarış atı görerek, aslında onların mutsuz olmalarını sağlamıyor muyuz?
Onlara başarıya endeksli bir hayat tarzı göstererek, hayatın gerçek anlamını ıskalamalarını sağlamıyor muyuz? Bence üzerinde düşünülmesi gereken bir konu.
Evet...
Anne babalar...
Okul yönetimleri...
Geleceği kuracak çocuklarımız için çok daha farklı hayaller kurmalıyız.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|