
'Bizden Kaçmaz' hidayete erdi!
Yeni yayın döneminde başta sabah kuşağındakiler olmak üzere magazin programlarının içeriklerinin değişeceğini, değiştirmemekte ısrar edenlerin ise veda edeceğini yazalı üç hafta olmadı, değişim furyası başladı.
Ama hiçbiri değişim konusunda "Bizden Kaçmaz"ın eline su dökemez, rakip bile olamaz.
Diyanet İşleri Başkanlığı bugün Türkiye'nin en ünlü imam ve müezzinine, "Size çok önemli bir görev veriyoruz. Televizyona bir program hazırlayacaksınız. İnsanlar o programı izleyince hidayete ersinler" dese, onlar bile bu hafta FOX'taki "Bizden Kaçmaz"ı yapamazdı.
"Vur deyince öldürdün" derler ya...
"Bizden Kaçmaz"ın da durumu öyle.
Ya birileri onların kulağına "Ramazan geldi ona göre programa bir ayar yapın" dedi ya da ekibe kendiliğinden bir vahiy indi... Son zamanlarda ekranların en yüksek reyting yapan magazin programı olan "Bizden Kaçmaz"ın 180 derecelik manevrası karşısında şapka çıkarmaktan başka çare yok.
"Bizden Kaçmaz"daki bu değişim bana, erotik filmlerde oynayıp ünlendikten sonra manevi huzuru bulmak için kapanıp kendini dine verenlerin durumunu hatırlattı.
Bir uçtan bir uca...
Dünya geniş...
Savrul savrulabildiğince...
"Bizden Kaçmaz" ekibi önce sunucu Didem Uğurlu'yu bir güzel kapatarak başladı işe.
Sonra hidayete eren manken - oyuncu Yaşar Alptekin konuk oldu programa. Hidayete erişinin kitabını yazan Alptekin aynı şeyleri orada da tekrarladı, kızının namaza nasıl başladığını anlattı.
"Bizden Kaçmaz" ekibi sonra "Çağrı"nın en güzel sahnelerinden 10 dakika falan süren bir bant yayımladı.
Ardından Eva Maya "Bizden Kaçmaz"a nasıl Müslüman olduğunu anlattı. Maya, bir hata yapmamak için de din konusunda fazla ahkâm kesmemeye özen gösterdi. Maya'nın "Dua etmek için ne kiliseye gitmeye gerek var, ne de camiye. Ne mutlu Türküm diyene" demesi de ilginçti.
Haydi hayırlı ramazanlar...
Şener Şen'in senaryosu kaybolunca...
Yazın başladığı sinema filminin çekimlerini bir süre önce bitiren Şener Şen'in gündeminde şimdi yeni bir dizi projesi var.
Dizinin yapımcılığını Faruk Bayhan ile Mustafa Oğuz ortaklığında kurulan FM Yapım üstlenecek.
Mustafa Oğuz ile Şener Şen, hem son sinema filminin yorgunluğunu atmak hem de yeni dizi projesini konuşmak üzere hafta içinde Asmalı Mescit'teki ünlülerin uğrak yeri olan Yakup'ta buluşur.Mustafa Oğuz, meyhaneye gelirken yanında yılbaşına doğru çekmeyi planladıkları dizinin senaryosunu da getirir.
Yapılan plan şudur:
Taraflar dizi üzerinde bir dizi muhabbet ettikten sonra Şener Şen, senaryoyu alıp eve götürecek, okuduktan sonra Mustafa Oğuz'a görüşünü bildirecek.
Ancak ekip kalkmak üzereyken senaryo birden kaybolur.
Konu meyhanenin sahibi Yakup Aslan'a intikal eder.
Masada "Eyvah daha işe başlayamadan dizimizin senaryosu çalındı" geyiği başlar.
Mustafa Oğuz, meyhanenin sahibi Yakup Aslan gibi Şener Şen'in de keyfinin kaçtığını anlayınca gerçeği açıklar:
"Senaryonun çalındığı falan yok. Espri olsun diye dosyayı ben sakladım."
İnönü'de milli maç macerası
Oğlum hayli zamandır "Baba beni niye hiç maça götürmüyorsun?" diye tutturunca Biletix'e gidip 80 YTL ödeyip Türkiye Macaristan maçına iki bilet aldım. Ancak Yağız maçtan bir gün önce oturduğumuz sitenin basket sahasında futbol oynarken kendini sakatlayınca şans Cafe Milliyet'in Sayfa Tasarım sorumlusu Tuğba Şenol'a güldü.
Hayatında ilk kez maça giden Tuğba ile 20 dakika önce İnönü'deydik ama içeri girmemiz hayli zaman aldı. Birinin "ak" dediğine, ötekinin "kara" dediği polisler sayesinde stadyumun etrafında tam bir tur yaptık.
Aldığım bilette Tribün: Kapalı, Blok : Kapalı Alt F, Sıra: 20, Koltuk: 1 gibi nerede oturacağıma dair her türlü ayrıntı mevcut ama numara kimin umurunda.
Her yer tıklım tıklım. Merdivenler bile dolu.
Görevlinin biri geliyor, üst katın kapısının açılacağı, merdivenlerde kalanların oradaki boş yerlere çıkacağını müjdeleyip bizi üste yönlendiriyor ama kapı duvar.
Geri dönüyoruz ama bu kez merdivende bile yer yok.
Bir başkası geliyor, "Beni takip edin, sizi üst kata çıkaracağım" diyor.
O görevliyi takip ediyoruz, dediği gibi demir kapıyı açıp bizi üste çıkarıyor ama oranın durumu alt kattan beter.
Haydi tekrar geri...
Bir başka görevliye derdimizi anlatıyoruz.
O da "Beni takip edin" diyor. Adam önde, 10 kişilik bir kafile olarak biz peşinde.
Medeni bir ortamda maç seyredebilme adına, satışa sunulan biletlerin en pahalısını tercih eden biri olarak bilet aldığım yerin tam da aksine bir bölümde üstelik merdivenlerde oturup maçı izlemek zorunda kalıyorum.
Hepimizi keyiflendiren skora rağmen, paramın karşılığını bana vermeyenlere soruyorum.
Madem bu tür maçlarda kapı, sıra, koltuk numarasının hiçbir kıymeti yok, niye numaralı bilet satışı yapıyorsunuz?
Ondan sonra da "Bizi niye AB'ye almıyorlar?" diye dert yanıyoruz.
Yıllardır numaralı bilet satan ama seyircisini stadyumlarına bu düzene göre içeri alamayan insanların yaşadığı bir ülkeyi niye alıp da düzenlerini bozsunlar?
Gazoz Ağacı'ndan sürpriz bekliyorum
Kanal 1'in Genel Yayın Yönetmeni Mesut Yar, nihayet şapkasındaki tavşanları çıkarmaya başladı. Bu hafta boyunca Kanal 1'in yeni programlarına dair gün aşırı bilgi gelmeye başladı. Bunlar arasında benim en fazla ilgimi çeken gençlik programı "27 Eksi" daha doğrusu bu programın sunucusu oldu.Her pazar öğleden sonra Kanal 1 izleyicilerinin karşısına çıkacak programı, Best FM'deki sabah 07.00 - 08.50 saatleri, akşam üzeri de 17.00 - 18.00 arasındaki Gazor'dan tanıdığıımız Cem Arslan.
"Gazoz Ağacı" bazen öyle formda oluyor ki yol durumunu anlatmak için canlı yayına bağlanan Murat Kazanasmaz'ı bile yoldan çıkarıp, şovunun bir parçası yapıyor. Cem Arslan, bu formunun yarısını "27 Eksi"de sergilerse, Türkiye yeni bir şovmen daha kazanmış olur.
aeyuboglu@milliyet.com.tr
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

Cafe