Hükümetsiz 100 gün
Belçika'da Flaman ve Valon Hıristiyan Demokratların 10 Haziran seçimlerinden bu yana aralarındaki bölgesel ayrılıkları aşarak hükümet kurmayı başaramamaları bölünme rüzgârlarını güçlendiriyor
Güven Özalp - Brüksel
Başkentinde Avrupa Birliği'ne (AB) ev sahipliği yapan, çok bölgeli, çok dilli ve çok toplumlu yapısıyla Avrupa açısından prototip olma özelliği taşıyan Belçika, federal yapısındaki sorunlar nedeniyle dün hükümetsiz 100. gününü geride bıraktı. Günlük işler aksamadan yürütülüyor olsa da ülkenin kuzeyindeki Felemenkçe konuşan Flamanlarla güneydeki Fransızca konuşan Valonların "anlaşmama konusunda anlaşan" bir yaklaşım içinde olmaları, sorunlu bir tarihe sahip olan ülkenin "bölünmeye doğru mu gittiği" sorusunun daha fazla sorulmasına yol açıyor.
Federal yapısı nedeniyle bölgesel dengeleri gözetmek zorunda olan, bu nedenle de bir bakıma Flaman-Valon koalisyonlarına muhtaç durumdaki Belçika, daha önce de hükümet krizleriyle karşı karşıya kaldı. Bu krizi önemli kılan en belirgin özelliği ise kuzeydeki Flamanların, seçim kampanyalarında kendi bölgeleri üzerindeki mali yükleri azaltma vaadini yoğun bir şekilde işleyip seçmene karşı yükümlülük altına girmeleri, şimdi de geri adım atmakta zorlanmaları oluşturuyor.
Üç anlaşmazlık konusu
10 Haziran'daki seçimlerden zaferle çıkan Flaman Hıristiyan Demokratların (CD&V) lideri Yves Leterme'in kurumsal, ekonomik ve sosyal alana yayılan kapsamlı bir devlet reformu istemesi, Brüksel'in etrafındaki Flamanca konuşulan belediyelerin şu anki statülerinin değiştirilip Flaman hükümetine bağlanmasını talep etmesi ve başbakanlıkta ısrar etmesi üç ana anlaşmazlık konusunu oluşturuyor. Buna bir de Flamanların, dayanışma ilkesi çerçevesinde güneydeki Valonlara mali katkı sağlamaktan "bıkmış" olması eklenince kriz kaçınılmaz oluyor.'Sil baştan' caydırıyor
Koalisyonun önemli bir parçası olması öngörülen Valon Hıristiyan Demokratların (CDH), Leterme'in taleplerinin bölünmenin yolunu açacağını ve kuzeye göre daha zor durumda olan güneydeki Valonları ekonomik anlamda zor durumda bırakacağını düşünmesi ise kilitlenmeyi çabuklaştırdı.Yabancı basının, özellikle de Fransızların, Belçika'yı çoktan gömmesine karşın sokaktaki insan serinkanlı yaklaşımını koruyor. Ülke genelinde şu ana kadar yaşanan bölgesel çekişme ve birbirini çekememe durumunun dramatik boyuta ulaştığını söylemek için oldukça erken.
Siyasi gözlemciler, asıl kritik eşiğin, federal bütçe çalışmalarının başlayacağı ekim ayı olduğunu dile getiriyorlar. Mevcut ülkesinden ayrılacak bölgelerin AB macerasına sıfırdan başlamak zorunda olması ise kopmayı güçleştiren bir etki yaratıyor.
Ulus bilinci yok
1830'da Avrupa'nın büyük güçleri arasında tampon işlevi görsün diye yapay biçimde kurulan Belçika'nın son derece karmaşık yönetim yapısı, "aşının tutmamasının" ana nedenlerinden biri. Flamanlar ve Valonların büyük çoğunluğu birbirlerine "öteki" psikolojisiyle yaklaşıyor. Ulus bilinci ise yok gibi. Örneğin "milli marşı" ezberletmek Belçika eğitim sisteminin bir parçası değil. Belçika'da müstakbel başbakanın, Flaman olmasına karşın, kendi ülkesi yerine Fransa'nın marşını ezbere okumasına sadece gülünüp geçilebiliyor.
Kriz rekoru148 gün
Belçika, siyasi kriz yaşamaya alışık bir ülke. 100 gündür yaşanan hükümetsizlik de bir ilk değil. Her seçim sonrasında Flamanlar ile Valonlar arasında denge kurulması gereği dozu farklı olmakla birlikte siyasi krizleri doğal ve bir ölçüde de kaçınılmaz kılıyor. Belçika, yakın tarihinde ilk önemli hükümet krizini 1968'de yaşadı. Kriz 131 gün sürdü. 1978-1979'da yaşanan kriz 106 günde atlatılırken, 1987-1988'de rekora imza atıldı. Bu dönemde ülke krizden ancak 148 günde çıkabildi. 1991-1992'de yaşanan krizin uzunluğu ise 103 gündü.
Flamanlar daha hevesli
Yapılan son kamuoyu araştırmaları, her iki Flamandan birinin Belçika'nın bölünmesinden yana olduğunu ortaya koyuyor.
Bölünme fikri, Valonlar arasında fazla rağbet görmüyor. Belçika'nın bugün olmasa bile er ya da geç ayrılacağını düşünen Flamanların oranı da yaklaşık yüzde 70'e ulaşmış durumda.
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

Cafe