Başsavcı'dan sert çıkış
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, yargı kararlarıyla yasaklanan türbanın anayasa ile yasalaştırılmasının halkta 'yürütmenin oligarşiye yöneldiği kanısını yaratacağını' söyledi
ANKARA Milliyet
AKP'nin yeni anayasa taslağına üniversitelerden sonra yargıdan da sert tepki geldi.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, anayasanın temel ilkeleri gösteren başlangıç kısmının değiştirilemeyeceğini ve metin dışında bırakılamayacağını belirtirken, yargı kararlarıyla yasaklanan türbanın, anayasa ile yasallaştırılmasının "yürütmenin oligarşiye kaydığı" kanısı yaratacağını, halk arasında kin ve nefret yaratacağını vurguladı.
'Bütünlük bozulamaz'
Anayasa taslağıyla ilgili olarak yazılı bir açıklama yapan Yalçınkaya, egemenliği millet adına kullanan hiç kimse ve kuruluşun anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve hukuk düzeninin dışına çıkamayacağını vurguladı.Yalçınkaya, Anayasa'nın başlangıç kısmının, değiştirilmesi teklif dahi edilemez ilk 4 madde ile birlikte değerlendirildiğinde bir bütünlük oluşturduğuna dikkat çeken Yalçınkaya, değiştirilemez nitelikteki 2. maddede "başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanır" ifadesinin bulunduğunu, başlangıç kısmındaki temel esaslardan bir kısmı çıkartıldığında bu kuralın kısıtlanmış ve yönlendirilmiş olacağını kaydetti. Yalçınkaya, Anayasa'nın diğer maddelerinde yapılacak değişikliklerin de başlangıç kısmı ve ilk 4 maddede belirtilen temel ilkelere aykırı olamayacağını, değiştirmeme yasağına bu bağlamda "başlangıç" kısmının da dahil olduğunu vurguladı..
Yalçınkaya, türbanın üniversitelerde serbest bırakılmasına yönelik tartışmalar için de "Çağdaş ülkelerde yargı organlarınca ve AİHM'ce yasak getirilen fiiller yasalarda, hele hele Anayasa'da değişiklikler yapılarak yasal hale getirilmemelidir.
Bu hal, yasama, yürütme ve yargı organına karşı olan itibar ve güveni sarsacağı gibi halk arasında kin ve nefreti uyandırır, yasalara olan inancı sarsar, karmaşayı, kutuplaşmayı getireceği gibi yürütme organının oligarşiye yöneldiği kanısını uyandırır" dedi.
AKP'nin taslağında yer alan, egemenliğin kullanımı konusunda "Milletlerarası ve milletlerüstü kuruluşlara üyelikten kaynaklanan sınırlamalar saklıdır" düzenlemesini de eleştiren Abdurrahman Yalçınkaya, egemenliğin kullanımı yetkisinin devredilemeyeceğini, ancak AB'ye üye olunduktan sonra egemenliğin devri yetkisinin açık ve seçik bir şekilde açıklanarak Türk halkının takdirine sunulabileceğini kaydetti.
'Milli irade partilerin denetimini amaçlar'
Demokrasilerde, yapılacak milletvekili seçimleriyle milli iradenin belirleneceğini ifade eden Yalçınkaya, "Bu milli irade, yönetime gelenler tarafından partisine oy verenlerin düşünce ve niteliklerinin parti doğrultusunda olduğunu göstermez" dedi. Yalçınkaya, milli iradenin halkın kendisini yönetenleri bir dönem için seçerek, onların parti programlarına uyup uymadıklarını, hedeflere ulaşıp ulaşmadıklarını denetlemesini amaçladığını kaydetti.
Partilerin halka saygı gereği, tüzük, program ve seçim bildirgelerindeki amaçların dışına çıkmaması gerektiğini vurgulayan Yalçınkaya, bu nedenle Anayasa'da, tüzük ve programların, eylem ve beyanların bölünmez bütünlüğe, demokratik ve laik cumhuriyet ilkelerine aykırı olamayacağının vurgulandığını, partilerin sınıf veya zümre diktatörlüğünü amaçlayamayacaklarının belirtildiğini ifade ederek, parti kapatmanın gerekçelerini sıraladı. "Buna göre yürütme erkiyle görevlendirilen her partinin halkını kucaklaması, hiçbir ayrım gözetmemesi, yansız olduğunu hissettirip her kesime güven vermesi gerekmektedir" diyen Yalçınkaya, anayasa taslağında bu yasakların kaldırılmasını eleştirdi.
Açıklamasının son bölümünde Anayasa Mahkemesi ve HSYK üyelerinin bir kısmının TBMM tarafından seçilmesinin yargıyı siyasete yönlendirerek, siyasallaştıracağını kaydeden Yalçınkaya, Yüksek Mahkeme üyelerinin görev süresinin 9 yılla sınırlandırılmasının da "tabii hakim ilkesi" ve meslekte ihtisaslaşmayla bağdaşmayacağını vurguladı.
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

Cafe