KONUKLARDAN ÖYKÜLER
Her semtin ayrı geleneği vardı
Güzide ve Altemur Kılıç anlatıyor
Ramazan 11 ayın sultanı, mübarek bir ay. Bunun manası da hem kendimize hâkim olmayı, hem eğlencelerle mutlu olmayı, hem de ibadet etmeyi gerektiren bir ayımız. Direklerarası, Şehzadebaşı'nda ortaoyunları, Karagöz oyunlarına giderdik büyük bir heyecanla. O zamanlar evde televizyon yoktu tabii.
Ölmüşlerimiz için her gün dua okutulurdu. En son gün de bu dua hatim indirmekle sonuçlanırdı. Nefsimize hâkim olmak en önemlisiydi ramazanda. Bayrama da ayrıca hazırlanılırdı.
Şimdi, "Eski ramazanlar nerede?" diye sormak lazım. Eski gelenekler yavaş yavaş kayboluyor.
Ramazana özel sofralar
Ramazanların eski bir odak noktası da iftar sofralarıydı. Bütün gün iftar sofralarını özlemle beklerdik. Sofralar çok geleneksel bir şekilde hazırlanırdı. Eşim hâlâ Ramazan sofralarını kuruyor. Annesi babasından gördüklerini tatbik ediyor. Burada sözü eşime bırakıyorum.Güzide Kılıç: "81 yaşındayım. Ramazan semt semt farklı olurdu. Mesela Beyoğlu tarafında farklı, Sultanahmet, Eyüp Sultan'da farklı olurdu. Ama her mahallede mis gibi pide kokardı. O kokuyu bir daha almadık. Buğdaylar farklıydı. Tevazu vardı, gösteriş yoktu. Aileler toplanır, iftar sofraları kurulur ve iftara çağrılacaklar sıraya konurdu. Apartmanın kapıcısı, karısı, evinizin işini gören başka kimseler varsa onlar da mutlaka iftara çağrılırdı.
İftarda önce zeytin, peynir, hurma, küçük kandil simitleri, reçel çeşitleri ve çayla oruç bozulurdu. O fasıl bittikten sonra çorba içilirdi. Sonrasında pastırmalı, sucuklu, soğanlı, ıspanaklı yumurta çeşidinden biri yapılır ve servis edilirdi. Ardından et çıkardı. Ondan sonra fıstıklı ya da üzümlü iç pilavlar gelirdi sofraya. Yanında komposto olurdu.
Evde çok erkek varsa ve teravihe gidiyorsa börek sonradan çıkarılırdı. Teravih sonrası semaverle çay gelir, bir tepsi börek ve baklava yenir, sohbet edilirdi. Her şey çok başkaydı.
Ramazan boyunca dua
Bu arada Ramazan'ın ilk gününden itibaren ölmüşlerimizin ruhu için camide dua okunurdu. Camilere büyük minderler götürülür, okuyacak hafız o minderin üzerine otururdu. O minder geri alınmazdı.Bittiği gün dua yapılır, imkânı olmayanlara hediyeler verilirdi. Bayram günü evvela evdeki emektarlara bohça yapılırdı. Çorap, mendil, yemeni, başörtü, terlik, pabuç alınırdı. Evvela evde hizmet edenlerin eli öpülürdü."

