Diyarbakır'da Kürt sorunu ve çözüm önerileri tartışıldı
"Türkiye'de Kürtler: Barış süreci için temel gereksinimler" başlıklı toplantıda Kürt sorunu konusunda çözüm önerileri sunuldu ve tartışıldı
BELMA AKÇURA Diyarbakır
Diyarbakır Barosu'nun Alman Heinrich Böll Vakfı'nın desteğiyle düzenlediği "Türkiye'de Kürtler: Barış süreci için temel gereksinimler" başlıklı toplantının dün gerçekleşen ikinci gününde, Kürt sorununa çözüm önerileri çeşitli dünya ülkelerinden örneklerle sürdürüldü.
Diyarbakır'da düzenlenen konferansın ikinci gününde gerçekleşen son 4 oturumda, uluslararası aktörlerin rolü ve ihtilaf çözümüne yönelik uluslararası mekanizmalar, sosyoekonomik yapı ve kalkınmaya yönelik adımlar, kültürel talepler ve siyasi içerik, politik temsil ve demokratik katılım ele alındı.
DTP'li Demirtaş: Terör demeyiz
DTP Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş, "Sizin terör dediğinize biz terör demeyiz. Dersek sizleşiriz" dedi.
Diyarbakır'daki toplantıda yaptığı konuşmada, devletin ve kamuoyunun yanı sıra partiye oy vermeyen Kürtler ile PKK'nın da DTP'den beklentileri olduğunu ancak DTP'nin tüm bu beklentileri karşılayamayacağını anlatan Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Şimdi 'Her şeye evet ama siz de terör, terörist deyin öyle gelin' deniliyor. Eğer biz de bunu terör olarak tanımlarsak, DTP olarak yarattığımız farkı yitireceğiz. Sizin terör dediğinize biz terör demeyiz. Dersek sizleşiriz. Siz 30 yıldır varsınız ve bu dili kullandığınız için bu sorunu çözemediniz. Biz sizleşemeyiz. Bu meseleye terör sorunu olarak bakmayız."
Kürtlerin azınlık tanımına itiraz ettiğini de belirten Demirtaş, "Çünkü Kürt sorunu siyasal bir problemdir, aynı zamanda hem merkezi devlet yönetimine ortak olmak istiyorlar hem de kendi kendilerini yönetmek istiyorlar.
Mevcut anayasada bu tanımlanamasa bile engellenmemelidir. Bu, tartışmaya açık olmalı" dedi.
NE DEDİLER?
DTP'yi ilginç yapan PKK'yla organik bağı
Cengiz Çandar (Gazeteci): 'DTP çıksın, PKK'ya karşı olduğunu ilan etsin' demiyorum. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bu çağrısını da yersiz buluyorum. Çünkü DTP'yi ilginç yapan, PKK ile organik bağıdır.Bu bağın Kürt sorunu için Türkiye için bir işe yaraması lazım. DTP'lilere 'Biz PKK'yı destekliyoruz deyin' de demiyorum, çünkü suç. Kürt sorunu ya bir devlet oluncaya kadar devam edecek ya da mevcut devletlerden birini kendi devleti olarak kabul etmesi halinde çözülecektir.
Türkiye Kürtlerinin önündeki ilk ödev, Irak'taki Kürt oluşumuna zarar vermeden onu ayakta tutmak, ikincisi Türkiye'yi Avrupa Birliği (AB) yolunda tutmak.
Çatışma varsa barış olmaz
Prof. Dr. Gencay Gürsoy (Barış Girişimi): Düzenlenen bu tür toplantıların belli bir oranda çözüme katkıda bulunduğunu kabul etmek gerek. Ancak çatışmalar, ölümler devam ettikçe bu tür sorunun çözümüne yan yollarla katkıda bulunmak mümkün değildir. Bugüne kadar Türkiye'nin hemen her köyüne, kasabasına, en az birkaç asker cenazesi geldi.Öte yandan Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki hemen her Kürt ailesinin dağda ölü ya da diri bir çocuğu var. Türk ve Kürt halkının duygu dünyasında tahribat giderilmeden, çözüme doğru anlamlı bir adım atılamaz.
Atatürk yaşasaydı Kürtlere hak verirdi
Michael M. Gunter (ABD'li siyaset bilimci): AB'nin şart koştuğu kriterlere uyum sağlamak için Türkiye'nin son zamanlarda yaptığı reformların bazıları sadece kâğıt üzerinde verilmiş tavizlerden, göstermelik, aldatıcı ve sahte tedbirlerden ibaret görünüyor. Atatürk yaşasaydı bugün Kürtlere hak verirdi.Kürt kimliği tanınmalı
Fehim Işık (Kürt Kültür Araştırma Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı): Eğer sorunun sonuçlarına bakılmaksızın nedenlerine bakılırsa, çatışmalı dönemlerde de siyasal sorunun bizzat kendisi veya siyasal sorunla bağlantılı diğer kültürel kimlik sorunları da çözülebilir. Yönetim erkinin Kürt kimliğini tanıması Kürt halkına dönük inkâr siyasetine son vermesi çözüme giden yoldaki taşları yerli yerine oturtur.Bu toplantı umut veriyor
Prof. Dr. Baskın Oran: Bu toplantı Türkiye'nin geleceği hakkında büyük umut veriyor. Konuşmacılar 'PKK terör örgütüdür ya da değildir' tartışmasına girmedi. Aksine, 'şiddet' unsuru herkesçe çok zararlı olarak değerlendirildi. Kürtlerin 'asıl ve kurucu unsur' olduğu hususunu hiçbir konuşmacı dile getirmediği gibi, en az üç kişi ciddi biçimde eleştirildi. Bu konuşmacılardan ikisi de Kürt'tü.|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

