Üçlü savunma
Bugün bir takımın hücum gücünü santrfor sayısı belirlemediği gibi, defansif gücünü de stoper sayısı tayin etmiyor tabii... Ama futbolun devlerinin neredeyse tamamının 4'lü savunma oynuyor olması, dünyada 3'lü savunma düzeninin yavaş yavaş kaybolması da üstünde düşünmeye değer...
Yerli veya yabancı fark etmez, 20-25 yıl önceki herhangi bir maçı izlediğinizde dikkatinizi çekmiştir, sahanın göbeğinde çimler erimiş, çizgi kenarları ise yemyeşil duruyor! Zira her geçen yıl sahanın kenarları çok daha fazla kullanılıyor, sahanın ortasındaki ağırlık dengeleniyor. Buna mukabil, 100 metrelik bir çizgiyi tek bir oyuncuyla oynama şansınız da azalıyor. Yeryüzünde belki hâlâ birkaç tane adam var, 100 metreyi bir başına idare edebilecek, Cicinho gibi, Dani Alves, Galatasaray'daki formu ile Capone veya Fenerbahçeli Roberto Carlos gibi... Ama onların da nesli tükendiğine göre, üçlü savunmanın artık çok daha az uygulanışının bir sebebi bu olmalı: Kanatları iki oyuncuyla oynama mecburiyeti...
Radikal değişiklikler
İkinci sebepse sanırım ofsayt kuralındaki radikal değişiklikler... Kuralın eski haliyle savunmada bir akıllı oyuncunuzun olması ve yanındakilere "Çık" işareti yaparak hücum oyuncularını açık düşürmesi topun size geçmesine yetiyordu... Tabii artık iş bu kadar basit değil... 5 oyuncuyu bile ofsayta düşürseniz, geriden gelen yeni bir adam topla oynayıp gol yapabiliyor. Dolayısıyla savunma işi her geçen gün daha fazla zorlaşıyor, daha fazla aklın birer birer iyi çalışmasını gerektiriyor. Rakip üç forvetle oynarken, sizin onlarla üç savunmacıyla baş etmeniz hiç kolay değil...Avrupalı gibi davranmalı
Üçlü savunmanın son denemelerini Copa America'da Şili, Peru, Uruguay gibi takımlarda gördük. Zico da belki benzer Güney Amerikalı hissiyatıyla hâlâ üçlü savunma ile oynayarak, daha fazla ofansif oyuncu kullanabileceğini düşünüyor. Hatta sol bek özellikli Edu, daha önce sağ bek oynamış Önder ve Uruguay milli takımında üçlü savunmayı denemiş Lugano ile bu ona mümkün de gözüküyor olabilir.Ama gerçek şu ki, artık üçlü savunmayı ancak Copa America'da veya Copa Libertadores'te görebiliyoruz... Tamam Fenerbahçe de 7-8 Güney Amerikalısı olan bir takım, ama mücadele ettiği yer Avrupa Şampiyonlar Ligi... Burada ayakta durmak için, gerçek bir Avrupalı gibi davranmalısınız...
Oyunu durdurup uyarmak
Futbolu hızlandırmak için her türlü önlemin alındığı, futbolun en güzel esprisinin, gol sevinçlerinin bile zaman kazanma bahanesiyle harcandığı bir ortamda, hakemlerin hâlâ serbest vuruş öncesi oyunu durdurup ceza alanında itişip kakışan iki kişiyi uyarmasını aklım almıyor! Yaptıkları faulse, düdüğü çalıp attırırsın... Faul değilse atışı yaptırır, top gelirken ne olduğunu takip edersin! Zaten kusurlu bir hareket varsa vereceksin faulu (veya penaltıyı)... Kanıksanmış, pas tutmuş, bozulamamış bir ezber gibi geliyor bana bu samimiyetsiz uyarılar...
Galatasaray üç santrfor oynar mı?
İki hafta önce Schalke, şimdiden Alman Ligi'nin şampiyonu ilan edilen Bayern Münih'e konuk oldu. Lider Bayern, rüya gibi bir kadro kurmuş ve Lig Kupası'nda da Schalke'yi rahat geçerek sezona kupayla başlamış. Schalke ise çok iddialı değil, geçen yıl şampiyonluk Stuttgart'a armağan edilmiş, mütevazı bir transfer dönemi geçirilmiş ve lige de 4 haftada 1 galibiyetle başlanabilmiş.
Bu şartlar altında Schalke'nin Allianz Arena'dan 1 puanla dönmesi başarıdır değil mi? Peki, hedefi beraberlik olan bir takım, 3 santrforla, Asamoah, Kuranyi ve Lovenkrands'la oynar mı? Üstelik üçlünün arkasında bir de Rakitic var! Çılgınlık mı? Peki maçın genelinde dengeli, az pozisyonlu bir oyun olması ve müsabakanın beraberlikle bitmesi bizim ezberimizi bozar mı? Veya düz mantıkla, acaba Galatasaray da 3 santrforla oynayabilir mi?
Biz hep, bir takımın gol atamamasını tek santrfor oynamasına, gol yemesini ise iki-üç santrforla mücadele etmesine bağlamaz mıyız? Fenerbahçe'nin bütün problemlerinin iki santrforla oynarsa biteceği gibi bir mit dolaşıyor ortalıkta... Oysa Mourinho'lu Chelsea'nin bütün başarılı dönemlerinde tek santrfor Drogba... Barcelona'da da tek santrfor ve iki açık oyuncusu düzeni var, Manchester United'da da..
Savunmaya tamir şart
Hayranlık duyduğum Roma, neredeyse santrforsuz (santrfor pozisyonunda Totti ile) oynuyor, bir bakıma 10 orta saha oyuncusuyla mücadele ediyorlar ve maçların hemen hepsinde birden fazla gol atıyorlar... Ama en önemli sırları takım halinde hücuma katılıp, top rakipteyken de takım halinde savunma yapabilmeleri... Zira çağdaş futbolda hücum gücünüzü bekleriniz, savunma gücünüzü forvetleriniz belirliyor...Galatasaray'ın da yapamadığı galiba bu... Feldkamp çok saygıdeğer bir ekip kurdu ama Lincoln, Hakan ve Ümit (yada Beşiktaş maçında aynı pozisyonda oynayan Arda, Nonda ve Ümit) top rakibe geçtiğinde izliyor ve kendi aralarında bir önceki pozisyonun kritiğini yapıyorlar (Tello'nun golünde de durum buydu zaten)... Eğer bu üçlü aynı mantıkla dörtlüye çıkarsa, Galatasaray 10 kişiyle hücum ederken, 6 kişiyle savunma yapmak durumunda kalacak... Bir takım 3 değil, 5 santrforla da oynayabilir, yeter ki bu oyuncular top rakipteyken de vazife yapsınlar...
3-5-2, 4-4-2, 4-5-1 esasında kağıt üstündeki önemsiz detaylar... Çağdaş futbolda başarının en önemli sırrı, 10 kişiyle hücum edip, 10 kişiyle savunma yapabilmek... Sadece 6-7 kişiyle savunma yaparak Konya'yı, Ankaragücü'nü, ligdeki diğer takımları, Koprivnica'yı hatta Sion'u da geçebilir G.Saray... Ama yakın tarihinde UEFA şampiyonluğu olan bir ekibin bu yıl UEFA Ligi'nde gruplardan çıkabilmesi için, en önemli problemini, takım savunmasını bir an önce tamir etmesi gerek...
umeleke@milliyet.com.tr

Cafe