Orgeneral Büyükanıt'tan sert çıkış
'Söz konusu vatansa gerisi teferruattır'
'Sizin terör dediğinize biz terör diyemeyiz. Dersek sizleşiriz' söyleminden dolayı DTP için tedbir alınmasını isteyen Genelkurmay Başkanı, 'Kimsenin Atatürk'ün kurduğu cumhuriyeti başka bir şeye dönüştürmeye gücü yetmez' dedi
İSTANBUL Milliyet
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Harp Akademileri Komutanlığı'nın yeni eğitim - öğretim yılı açılışında, isim vermeden DTP'nin "Sizin terör dediğinize biz terör diyemeyiz. Dersek sizleşiriz" söylemine yanıt verdi. Bu konuşmaların çok hazin olduğunu ve tedbir alınması gerektiğini dile getiren Büyükanıt, hiçbir gücün Atatürk'ün kurduğu cumhuriyeti başka bir şeye dönüştüremeyeceğini belirtti.
TSK'ya yönelik eleştirilere karşı "Şunun bilinmesini isterim ki, her şeyin bir hududu vardır, bu hududu kimsenin zorlamaması gerekir" diyen Büyükanıt, "Türk Silahlı Kuvvetleri üniformasını 53 yıldır büyük bir onurla taşıyorum. Bütün Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları gibi şanlı al bayrağımız üzerine el basarak ettiğim yeminle bu mesleğe başladım. Bu yemine asla ihanet etmedik ve etmeyeceğiz. Ulu Önderimiz Atatürk'ün dediği gibi 'Söz konusu vatan ise gerisi teferruattır" ifadesini kullandı.
'Saldırılar etik değil'
Büyükanıt, bir saati aşkın süren konuşmasında özetle şunları söyledi:- "Üzüntüyle ifade ediyorum, bunlar son zamanlarda Silahlı Kuvvetler'e yapılan ve etik olmayan saldırılardır. Bu saldırılar yalnız ülke içinden değil, ülke dışından da gerçekleşmektedir ve ülke içinden de desteklenen saldırılardır. Bugüne kadar kısmi suskunluğumuz devletimize, ulusumuza, dirlik ve düzenimize duyduğumuz saygıdan ileri gelmektedir.
'Sözde değil, özde mücadele'
- Bir ülkedeki terör örgütünün dışarıdan destek almadıkça varlığını devam ettirmesi olanaksızdır. İlişki içinde bulunduğumuz dost ve müttefik birçok ülkeyi bugüne kadar uyardık. Ancak üzüntüyle ifade edeyim, hiçbir ülkeden destek görmedik. Uyardığımız tüm ülkeler, dolaylı veya dolaysız onlara desteğe devam ettiler.Terörle mücadelede sözler önemli değildir. Eylemler öne çıkar. Ün kazanmış sözümü tekrar edeyim: 'Terörle sözde değil, özde mücadele, hiçbir zaman gerçekleşmedi: Bu sözlerimden alınan ülkeler varsa, bu onların sorunu.
DTP'ye tedbir istedi
- Terör örgütüne terörist diyemeyen, terör örgütü mensuplarını 'kardeşlerimiz' diye tanımlayan, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne 'bölücü' diyen bir zihniyetle karşı karşıya bulunmaktayız.Demokratik bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti bu sorunu hukuk içinde çözmek zorundadır. Çünkü yine bu kişilerden biri, 'Biz PKK'ya terör örgütü diyemeyiz. Terör örgütü dersek biz sizleşiriz' diyor. Biz sizleşiriz... Buna hukuk içinde mutlaka çözüm bulunması gerekir. Çünkü on binlerce Mehmetçiğimiz dağlarda terörle mücadele ederken ülkenin başkentinde bu tarz konuşmaların olması çok hazindir ve tedbir alınması gerekir.
Terörle mücadelesinde on binlerce asker ve vatandaşını teröre kurban veren hiçbir ülke böyle bir zafiyetin içine düşmemiştir. Bu sözlerimin bazı kişi ve grupları rahatsız edeceğini biliyorum. Bu çevrelerden beklentimiz bu sözlere somut kanıtlarla cevap vermeleridir. Kulağa hoş gelen birtakım sloganvâri sözlerle konuşanları ulusumuz asla affetmeyecektir.
'Irak'ta parçalanma yakın'
- Irak'ın, bırakın federatif veya gevşek federatif yapıyı, konfederatif yapıya doğru hızla gelişmekte olduğunu görüyor ve bu husustan endişe duyuyoruz. Tarihsel gerçeklere baktığımızda, bu oluşum sürecini yaşayan devletlerin kısa zamanda dağıldığını görmekteyiz. Irak'ta parçalanma çok yakın.Irak'ın kuzeyinde oluşabilecek bağımsız devlet sadece siyasi boyutuyla da, güvenlik boyutuyla da Türkiye için birinci derecede risktir.
Hiçbir güç laik yapıyı değiştiremez
- Korkularımızla yaşamayalım. Bir husustan emin olalım, hiçbir güç Türkiye'yi bölemez, kimsenin gücü buna yetmez. Türkiye'yi kim bölecek? Kimin veya hangi grubun böyle bir gücü var? Büyük Türkiye böyle bir tehdidi bertaraf etme gücüne sahip değil mi? Kendimizi bu kadar zayıf görmeyelim. Hiçbir güç, Türkiye Cumhuriyeti'nin laik yapısını değiştiremez, bunu yapmaya gücü yetmez. Hiçbir güç, tüm çabalarına rağmen Türk ulusunun ordusuna olan güvenini sarsamaz. Son defa ifade ediyorum, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin iç politikayla ilgisi olmaz ve olmamalıdır. Ancak ülkemizin ve rejimimizin temel direkleri üniter, ulusal ve laik devlet yapımız bizim var olma nedenimizdir ve olmaya devam edecektir. Bu temel değerleri savunanları neredeyse gerici gören zihniyet sahipleri ülkemizde var olmaya ve üremeye başlamıştır. Bu çevreler ancak erginliğe ulaştıklarında gerçeği anlayacaklardır. Bu uyanış, pişman olmak için çok geç olabilecektir.
Yeni anayasa için görüş bildireceğiz
- İktidar partisinin son taslağını bilmiyoruz. Açıklandığında öğreneceğiz. Dolayısıyla son taslağın yayımlanmasından önce bir yorum yapma olanağına sahip değiliz. Son taslak açıklandıktan sonra bizi ilgilendiren konulardaki görüşlerimizi ilgili makamlara ileteceğiz, bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Ayrıca kuşku duyulmaması gereken bir husus var, biz askerler olarak bir kez daha vurguluyoruz; bizim taraf olduğumuz ve vazgeçemeyeceğimiz unsurlar vardır. Bunlar, Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter devlet yapısının, üniter yapıdan oluşan ulus devlet yapısının, bu temel yapıya dayalı laik devlet yapısının ve Silahlı Kuvvetler'in yerleşik düzenlemelerinin politik, hissi ve ön yargılı yaklaşımlarla bozulmamasıdır. Ancak Türkiye'de böyle bir atmosferin çeşitli çevrelerde oluşmaya başladığını ve gelinen noktada adeta devleti budayarak bireyi yüceltmek gibi bir eğilimin ortaya çıktığını görüyoruz. Tabii ki birey çok önemlidir, ancak bireyi yükseltirken devleti yıpratmak ne kadar demokratik ve akılcıdır? Devlet ve birey rakip unsurlar mıdır?
Malezya tartışması
Bu tür tartışmalarda gündeme getirilen konularda objektif olarak ve çağdaş Türkiye penceresinden bakarak ders çıkarmak, temel yaklaşım olmalıdır. Bununla birlikte Türkiye Cumhuriyeti'nin bu tür tartışmaların merkezine konulması da ayrıca kaygı verici bir husus oluşturmaktadır.
Komutanları güldüren anekdotHarp Akademileri'ndeki törene Büyükanıt'ın yanı sıra, kuvvet komutanları, emekli komutanlar ve akademi öğrencileri katıldı. Törende ilk dersi veren Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, Türk dilinin çok zengin ve eski olmasına rağmen, son dönemde yabancı kelimelerin saldırısına uğradığını belirterek, komutanları güldüren şu anekdotu anlattı: "Alanya'da bir otel girişine, İngiliz turistler için "Five o'clock tea (beş çayı) tabelası asmış. Otelin yanındaki kır kahvesini işleten Türk ise bu yazıyı görünce, kendi kahvesine şu yazıyı asmış: 'Günün her saatinde five o'clock tea bulunur'"

Cafe