Fransa Dışişleri Bakanı Milliyet'e konuştu
'HUZURLU BİR İLİŞKİ İSTİYORUZ'
Türkiye ziyareti öncesinde Milliyet'in sorularını yanıtlayan Fransa Dışişleri Bakanı Kouchner, ülkesinin tarihten gönül bağı kurduğu Türkiye ile ilişkilere çok önem verdiğini söyledi
Sabetay Varol - Paris
Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner, bugün Türkiye'ye yapacağı ziyaretten önce Milliyet'in sorularını yazılı olarak yanıtladı. Modern İslam imajı sunan Türkiye'nin liderini selamlamaya geldiğini söyleyen Kouchner, sorularımıza şu yanıtları verdi:
Cumhurbaşkanı Sayın Sarkozy ve Başbakan Sayın Erdoğan'ın, sizin ve meslektaşınız Sayın Babacan'ın da katılımınızla New York'ta gerçekleştirdikleri ikili buluşmadan yalnızca 10 gün sonra Ankara'yı ziyaret ediyorsunuz. New York'taki buluşmanın ardından her iki taraf da "görüşmelerden memnuniyet duyduklarını" dile getirdiler. Bu ziyaretten beklentileriniz neler ve özellikle de hangi somut sonuçları elde etmeyi ümit ediyorsunuz?
Türkiye dostuyum
Öncelikle, Ankara'ya geliyor olmaktan dolayı son derece mutluyum. Türkiye'yi uzun bir zamandır tanıyorum ve uluslararası konularda aynı sorumluluk duygusuna sahip olduğumuz ülkenizi seviyorum. Türkiye, tarihi, kültürü, ekonomisi ve onun Batı ile Doğu arasında bir köprü olmasını sağlayan coğrafyası ile büyük bir ülkedir. I. François ve Kanuni Sultan Süleyman zamanından beri paylaşılan uzun tarihten ötürü Fransızların gönülden bağlı oldukları bir ülkedir.Modern İslam imajı
Ziyaretim konusunda, Başbakan Erdoğan ile Cumhurbaşkanı Sarkozy'nin New York'taki görüşmeleri esnasında anlaşmaya vardık ve bunun sonucunda bugün Türkiye'nin bir dostu olarak burada bulunuyorum. Temel bir bölgesel rol oynayan ve modern İslam imajı sunan büyük bir ulusun liderini selamlamaya geliyorum.Son zamanlarda, Türkiye ile ilişkilerimizde, içinden çıkmakta olduğumuz zor bir dönem geçirdik. Bugün Ankara'da bulunmam, ilişkimize çok güçlü yeni bir ivme kazandırma ve ilişkilerimizde bir normalleşme dönemine girme konularındaki ortak irademizi ortaya koymaktadır.
Türkiye Fransa ilişkileri, tarih ile perçinlenmiş bir ortaklığa ve her iki büyük ülkenin ortak stratejik menfaatlerine uyumlu bir şekilde huzurlu ve dengeli olmalıdır.
24 Eylül'de gerçekleşen New York buluşmasının sonuçlarından biri de Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerde "tüm olasılıkların öngörülmesi" amacıyla bir çalışma grubu kurulması yönündeki ortak karar oldu. Sayın Babacan ve siz bu çalışma grubunu beraberce yöneteceksiniz. Grubun geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Cumhurbaşkanı Sarkozy ve Başbakan Erdoğan, New York'ta, Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ilişkilerin geleceği konusunda omuz omuza, açık fikirli bir anlayışla çalışmamız gerektiği hususunda anlaştılar.
Niyetimiz görüş açılarımızı karşılaştırmaktır. Fikir ayrılıklarımız olsa da üzerinde ortak anlaşmayla varılmış bir cevaba ulaşmayı ümit ediyorum. Detayları, Başbakan Erdoğan, Cumhurbaşkanı Gül ve meslektaşım Babacan ile konuşacağım.
İki ülke arasında hâlâ zorluklar bulunduğunu inkâr edemeyiz. Türkiye, bu zorluklara bağlı nedenlerden ötürü, Gaz de France'ın Nabucco projesinde yer almasına karşı çıkıyor. Gaz de France yakın bir zaman önce bu projeye katılma arzusunu dile getirmişti. Cumhurbaşkanı Sarkozy Budapeşte ziyareti boyunca bu arzuyu açıkça desteklemişti. Müzakerelerde "TransAvrupa şebekeleri" üzerine "21. faslın" açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler devam ederken, Türkiye ile Avrupa arasındaki müzakereler için nasıl bir gelecek görüyorsunuz?
Öncelikle, bildiğiniz üzere GDF Nabucco projesine katılmak için adaydır ve konsorsiyumu oluşturan ülkelerin çok büyük bir çoğunluğu bu adaylığa olumlu bakmaktadır. Ankara'daki muhataplarımla ele alacağım bu konunun Fransa için önemi büyüktür ve bu konuda hızlı bir ilerleme kaydetmeyi ümit ediyoruz.
Bu konu daha genel bir anlamda, Türkiye ile enerji ve iletişim ağları alanında geliştirmeyi arzu ettiğimiz işbirliği içinde yer almaktadır. "TransAvrupa şebekeleri" başlıklı 21. fasıl üzerindeki çalışmanın anlamı budur. Bu faslın, elbette hızlı bir şekilde açılmasını istiyoruz.
Bu, AB ile Türkiye arasındaki müzakerelerde ilerleme kaydetmeyi arzu ettiğimiz alanlardan yalnızca biridir.
Bu müzakerelerin geleceği ile ilgili olarak Cumhurbaşkanı, New York'ta Sayın Erdoğan'a görüşlerini açık ve net bir şekilde ifade etme fırsatı bulmuş ve bu müzakerelerin nihai hedefi konusunda aynı fikirde olmasak bile, bir şekilde bugün olduğundan çok daha sıkı bir ilişkiyle birbirine bağlı bir geleceğimiz olacağını dile getirmiştir.
Dolayısıyla bugün için her şeyin ucu açıktır. 2005 yılında başlayan müzakereler ne olursa olsun bu yakınlaşmaya katkıda bulunacaktır. Bu müzakerelerin, nihai hedef seçeneğini açık bırakarak, ya tam üyelik ya da güçlendirilmiş birlik seçenekleriyle uyumlu olacak başlıklar üzerinde yoğunlaşması gerekmektedir. Yeter ki, Avrupa'nın geleceği üzerine bir düşünce çalışması başlatılsın.
Akdeniz Birliği projesi Sayın Sarkozy tarafından cumhurbaşkanlığı seçim kampanyası esnasında geliştirilmiş ve bu konuda Türkiye'ye "bir eksen ülke rolü" biçilmişti. Oysa Ankara, tam tersine bu projeye daha ziyade kuşkuyla yaklaştı. Amerika Birleşik Devletleri'nde, Dış İlişkiler Konseyi'nde yaptığınız son konuşmadaki sözlerinizle, sanki Türkiye'nin bu konudaki tutumunun değiştiğini ima ettiğiniz düşünüldü. Türk kamuoyuna, kendisini bu projeyle aynı düzlemde hissedebilmesi için vermek istediğiniz mesaj nedir?
Fransa için Akdeniz, Avrupa'dan sonra gelen ikinci işbirliği alanıdır ve bu iki alan geniş bir şekilde kesişmektedir. Bu bölgeye yeni bir siyasi ivme kazandırmak istiyoruz
Akdeniz Birliği alternatif değil
Akdeniz Birliği projesi bu güçlü arzuya cevap vermektedir. Bu, Akdeniz'e kıyısı olan tüm Devletlere yönelik bir projedir. Öncelik verilen dört alanda somut projeler gerçekleştirecektir: çevre, kültürlerarası diyalog, ekonomik kalkınma ve güvenlik.Türkiye'nin içinde bulunacağı Akdeniz Birliği projesini, Türkiye'nin Avrupa Birliğine tam üyeliğine bir alternatif olarak görmüyoruz. Demin sözünü ettiğiniz baştaki kuşkulara rağmen, Ankara'nın bugün niyetlerimizi daha iyi anladığını sanıyorum, en azından bunu ümit ediyorum.
Ankara'daki ziyaretim esnasında bu açıklamaları yapmaya ve tarihi, kültürü, yüzölçümü ile büyük bir Akdeniz ülkesi olan Türkiye'nin, Akdeniz'in birliğini pekiştirecek bu projenin somutlaştırılmasında büyük bir rol oynayacağını söylemeye devam edeceğim.
Türkiye özel rol oynamalı
Bölgesel sorunlar ve sıcak gündem göz önüne alındığında, Fransa'daki yeni hükümet, özellikle Yakın ve Orta Doğu konularında Türkiye'den neler bekliyor?
Türkiye Yakın ve Orta Doğu'da önemli ve özel bir rol oynamalıdır ve Fransa buna son derece olumlu bakmaktadır.
Öncelikle Irak'la ilgili olarak, BM'nin 1770 sayılı kararı çerçevesinde bir krizden çıkış yolunun aranmasında Iraklı tüm toplulukların yanında olduğumuzu göstermek için açık mesajları beraberce vermeliyiz. Bu bağlamda, bölge ülkelerinin destek vermeleri ve Irak'ın istikrarı ve yeniden inşasına katkıda bulunma konusunda içten ve tam bir irade göstermeleri esastır. Bu anlamda Fransa, özellikle Şarm El Şeyh'teki konferans sırasında şekillendirilen, Irak'a komşu ülkeler "sürecinden" memnuniyet duymaktadır. Bu süreç, artık elle tutulur ve uygulanabilir sonuçlar vermelidir.
İran'a gelince, Cumhurbaşkanı'nın BM'de söylediği gibi ben de İran'ın nükleer silah üretmesinin kabul edilemez olduğunu söylemek isterim. Dolayısıyla, Güvenlik Konseyi'nin ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın kararlarında da belirtildiği üzere İran'ın, (uranyum) zenginleştirme faaliyetlerini askıya alması için baskımızı arttırmalıyız. Aynı zamanda, görüşmeler yapmak ve siyasi öneriler sunmak konusundaki çabalarımızı artırmalıyız.
Son olarak, Türkiye'nin Lübnan konusunda uluslararası topluluğun çabalarını desteklemeye devam etmesini ve böylece bu ülkedeki seçimlerin belirlenen tarihte yapılmasını sağlayacak anayasal sürece uyulmasını gözetmesini diliyoruz. Ortadoğu konusunda Türkiye ile Fransa'nın, önümüzdeki sonbaharda öngörülen vadelerde, İsrail-Filistin sürecini ilerletecek şekilde birlikte çalışabileceklerini umuyorum.
Genel anlamda, benim bugün Ankara'ya gelme nedenim, ikili ilişkiler, ekonomik ilişkiler, Avrupalılarla ilişkiler ve uluslararası büyük krizler konusundaki amaç birliği konularını ele almaktır. Bu konularda birlikte ilerleme kaydetmeyi diliyorum.
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

Cafe