PKK'nın tankı mı? İran'ın atom bombası mı?
KADRİ GÜRSEL
Başbakan Erdoğan'ın "PKK'da Amerikan tankı var" diyerek herkesi şaşırtmasından 13 yıl önce, devrin başbakanı Çiller'in de "PKK'nın helikopteri var" diyerek benzer bir etkiyi uyandırdığı hatırlardadır.
Efsaneler dünyası
Çiller'in bu tuhaf iddiası PKK'nın gururunu okşamıştı. Kişisel tecrübelerimden biliyorum... 1995'te PKK tarafından kaçırılıp 26 gün dağlarda alıkonulduğum sırada bir PKK'lı bana, Çiller'i doğrularcasına, "Evet, helikopterimiz vardır ama uçurmuyoruz" demişti ve bunu söylerken ciddiydi; örgütünün bir "hava gücü" olduğuna gerçekten inanıyordu... Evet, çünkü dağdakiler "mitolojik" bir dünyada yaşıyorlardı. Örgütün eylemleri ve gücü hakkında uydurulmuş, gerçeklikle bağı kopuk öykülerin dilden dile dolaşmasıyla yaşatılan bir efsaneler dünyasıydı bu...Çiller istemeden de olsa PKK'nın efsanelerini beslemişti.
Başbakan Erdoğan ise tank açıklamasına ertesi gün interneti kaynak göstererek durumu hafifletti. PKK'nın nereden ve nasıl temin ettiği bilinmeyen tanklarla yaptığı eğitimi gösteren fotoğraflar söz konusuymuş...
Bu "tank eğitimi", bana dağda bir başka PKK'lının anlattıklarını hatırlattı. Suriye'deki bir üste topçu eğitimi almıştı bu PKK'lı... İzledikleri Maoist gerilla savaşı stratejisinde denge aşamasına geldiklerinde kurtarılmış bölgeler oluşturup düzenli orduya geçecekler ya, onun için. Sonra bu ağır silahlarla güya stratejik taarruza başlayacaklar... Dağdakiler böylesi bir fantezi dünyasında yaşıyorlardı.
Asıl tehdit İran'da
Efsanelerden gerçeğe dönelim: TSK bugünkü gücünü korudukça PKK'nın Türkiye'de kurtarılmış bölgeler oluşturup, tank top gibi silahları kullanması mümkün değildir. Maoist strateji buralarda işlemedi, işlemez. PKK tankla topla, Türkiye'ye ciddi bir tehdit oluşturamaz.Biz sözü PKK'nın tankından daha yakın bir tehdide getirmek istiyoruz. Bu, İran'ın nükleer programıdır.
İran, durmaz veya durdurulamaz ise ergeç nükleer silah sahibi olacak. Gidiş bu yönde.
Peki, nükleer İran Türkiye'yi nasıl etkiler?
Önce İran'la ilgili birkaç hatırlatma yapmalıyız.
Bu İran, 90'lı yıllarda, yani Türkiye'nin ABD ile yakın bölgesel işbirliği yaptığı dönemde PKK'ya üs ve lojistik destek sağladı; Hizbullah'ın bir kanadını kullanarak terörü körükledi ve diplomatik temsilcilikleri kanalıyla İslamcı akımları açıkça destekledi. İran'ın eğittiği katiller entelektüellerimizi öldürdü.
İran bütün bunları doğal rakibi olarak gördüğü Türkiye'yi destabilize etmek için yaptı.
Sonra İran, ABD 2003'te Irak'ı işgal edince etrafındaki kuşatma tamamlandığı için bizimle iyi geçinmeye mecbur kaldı. 1 Mart tezkeresinin reddi, ABD'yle olan bölgesel işbirliğini kesintiye uğrattığından, Türkiye de iyi geçinmeye uygun hale gelmişti.
İran'la bugün iyi görünen ilişkilerin, yarın nasıl olacağını kimse bilemez. Bu yüzden, 90'lı yılları asla unutmamalıyız.
Süper güç İran'ın etkisi
İran ilk nükleer denemesini yaptığında, füzelerinin menzili çapında bir süper güce dönüşecektir. Agresif dış politikasını nükleer caydırıcılık kalkanı ile destekleyeceğinden daha da pervasızlaşması beklenmelidir.Nükleer İran karşısında Türkiye'nin iki nihai seçeneği olacaktır.
Birincisi; Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi (NPT) Anlaşması'na sadık kalarak nükleer silah geliştirmekten uzak durmaktır. Bu durumda Türkiye ABD'nin nükleer kalkanına sığınmaya mecbur kalabilir. Bunun sonucu da Türkiye'nin bölgesinde bağımsız politika izleme kapasitesinin büyük ölçüde ortadan kalkması olacaktır. ABD koruması, İran'ı Türkiye'nin içişlerine geçmiştekinden daha fütursuz biçimde karışmaktan da alıkoymaz.
Her durumda Türkiye, nükleer bir İran karşısında kendisini, bölgesinde marjinal ve etkisiz bir konuma itilmiş olarak bulacaktır.
İkincisi; Türkiye'nin kendi nükleer silahını geliştirme arayışına girmesidir. Önce gizli olarak yürütülecek ve ardından NPT'den çıkılmasıyla sonuçlanacak bu sürecin AB başta olmak üzere Türkiye'nin Batı ile ilişkilerine büyük zarar vermesi ve ülkemizi yalnızlığa itmesi beklenmelidir.
Balkanlar'da da zincirleme reaksiyonlar doğurabilir. Milyarlarca doların Türkiye'nin refah ve kalkınması için harcanacak yerde nükleere sarf edilmesi de cabası...
İran'ın nükleerleşmesinin Türkiye'nin önüne koyduğu seçenekler, işte böyle, iki ucu pis bir değneğe benzetilebilir ancak.
AKP iktidarı neden İran'la aramızda "sıfır sorun" varmış gibi yapmakta ve yakınımızdaki tehlikeyi yok saymaktadır? Amerikalılar İran'ı nasılsa durdururlar diye mi?
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

Cafe