
Çetin ALTAN
Şeytanın gör dediği
Hoşgörü moşgörü boşgörü...
30 yıl önce, 1977 yılında Şeker Bayramı 18 Eylül'e rastlamış. O günlerde doğanlar şimdi 30 yaşında; o günlerde 20 yaşında olanlar şimdi 50 yaşında.
* * *
30 yıl önce Şeker ve Kurban bayramlarında gazeteler de tatile girer ve çıkmazlardı. Sadece Gazeteciler Cemiyeti'nin Bayram gazetesi yayımlanırdı.
* * *
18 Eylül 1977 tarihli Bayram gazetesinde, o yıllardaki Başbakan'ın şöyle bir demeci çıkmış:
- Türk milletini dilediğini söyleyebilen, dilediği işi tutabilen, dilediği yere gidebilen, başı dik, alnı açık, karnı tok, sırtı pek insanlar topluluğu olarak yüceltmeye kararlıyız.
* * *
Bendeniz de, 21 Eylül 1977 tarihli Hürriyet'in "Sobe" köşesinde; o zamanki Başbakan'ın yukarıdaki vaatlerini aynen alarak altına şöyle yazmışım:
"Bu bize Cumhur Alp'in üç ünlemden ibaret Telefon adlı şiirini anımsattı:
Ha?..
Ha!..
Ha, ha, ha...
* * *
Bugün doğanlar 30 yaşına, bugün 30 yaşında olanlar 50'sine geldiklerinde; bilmem yine anımsamak zorunda kalacaklar mı Cumhur Alp'in Telefon şiirini.
Bendeniz, son atıp tutmalar karşısında yine birden anımsadım da...
* * *
55 İslam ülkesinde -şayet varsa- sanatçıların, örneğin karikatüristlerin; "çağdaş uygarlık düzeyinde" bir özgürlüğe sahip bulunmadıkları söylenir.
Durum pek de öyle değil galiba.
* * *
Çünkü bu ülkelerde yoksul yığınları:
- Sizler de, bizlere itaat ederek ibadetinizi aksatmadığınız takdirde; öldükten sonra zenginlerden daha zengin yaşayacak, kutsal hurilerle tanışacak, kutsal şaraplar içeceksiniz, diye; onları dünyevi hayattan kopararak yöneten ve saltanatlı bir hayat süren siyasetçilerin karikatürlerini; aslan, kaplan, kurtla özdeşleştirerek çizmenin hiçbir sakıncası yoktur.
* * *
Kaldı ki, oralardaki karikatüristler; kefere liderlerinin de karikatürlerini inek, öküz, eşek, katır, kaplumbağa, sümüklüböcek, yılan, köpekbalığı, timsah benzetmesiyle rahatça çizebilirler.
Özgürlük denmez de, ne denir buna?
* * *
Nasreddin Hoca'ya sormuşlar:
- Her yağmur yağışta birçok yeri sellerin basması kimlere vız geliyor?
Hoca şöyle bir yutkunmuş:
- Ördeklere, demiş.
- Peki, şurada yahut burada bir savaşın çıkması kimlere vız geliyor?
Hoca bu kez yutkunmamış:
- Silah satıcılarına, demiş.
* * *
Bu yıl da, Nobel ödüllerinin verildiği dönem...
Fizik, kimya, edebiyat, tıp, barış dallarında Nobel ödülünün verilmeye başlandığı 1901 yılından yarım yüzyıl sonra, 1951-1960 arasında Nobel Kimya Ödülü'nü kazanmış olan bilimcilerin ülkeleri:
1951 - ABD
1952 - İngiltere
1953 - Almanya
1954 - ABD
1955 - ABD
1956 - Sovyetler Birliği
1957 - İngiltere
1958 - İngiltere
1959 - Çekoslovakya
1960 - ABD
* * *
Biz o yıllarda ne yapıyorduk?
Her zaman olduğu gibi, çağdaş uygarlık düzeyine varmaya uğraşıyor ve bir yandan çok partili döneme geçerken, bir yandan da iç politikada kutuplaşıyorduk.
* * *
Bal Mahmut sağ olsaydı, herhalde yüzlerce yıldan bu yana yoksul yakınmalarını duymayan politikacılar için şöyle derdi:
- Kendilerine "kulaklarınız ne işe yarıyor" diye sorulsa, sanırım yanıtları şu olurdu:
"- Gözlük takmaya...
* * *
Uğur Koçlu'nun bir şiiriyle bitirelim yazıyı:
Sökülse de kayık salıncakları
Ak düşse de şahmaranın saçlarına
Göçse de gençlik panayırı uzaklara
Dilerim inmeyin dönme dolap dünyadan
Severek sevilerek nice bayramlara
Öperek uyandırın içinizdeki çocuğu
c.altan@prizma.net.tr

Cafe