
Güneri CIVAOĞLU
Bugün
Kadınlar... 'Feromon'a dikkat
Kadını cinselliğe uyaran mucize kimyasalın adı; "feromon."İnsan ve hayvan derilerinin havaya salgıladığı koku bu.
Erkeklerin ter nemi içinde bulunuyor. Bir damla erkek terinin yüzde birindeki miktar "feromon ", kadın üzerinde güçlü bir "cinsellik çağrışımı" yapmaya yeterli oluyor.
Parfüm firmaları uzmanlarının bu maddeyi tıraş sonrası losyonlarına ve parfümlere katmak için -adeta- çıldırmaları doğal.
En etkili oldukları zamanlar mı?
Kadınların burunları ve beyin devreleri, özellikle yumurtlama dönemi öncesinde aşırı hassastır. İşte özellikle o günlerde erkek cildindeki doğal nemin havaya yaydığı "feromon" , kadının cinselliğini uyandırıyor, tetikliyor.
Oysa bunun "incitici" ve "suçlayıcılık faktörü" sıfırlanmış olan ifadesi "paralel yaşam..."
"Feromon" işte kadını bazen "paralel yaşam" heyecanına iten de bir neden olabiliyor.
Yumurtlama dönemi öncesinde kadının kokulara daha duyarlı olduğu günlerde yabancı bir "feromon" çekim alanına girmesi mümkün. Bilimsel olarak anlatayım...
"Erkek terinde bulunan androstadienon" adlı "feromon"a maruz kaldıklarında (androstadienon, yumurtalıklar tarafından üretilen bir androjen olan androstenedionun birinci dereceden kuzenidir) kadınların 6 dakika içinde ruh halleri iyi yönde değişir. Havadaki bu "feromon"lar saatlerce, kadınların kötü hallere girmelerini engeller.
Zaten bir partnere sahip kadınların, yumurtlama öncesi dönemlerde daha dominant erkeklerin kokularından hoşlandıkları yolunda bulgular var.
Elbette bunu "paralel yaşam" ya da "kısa süreli heyecan" boyutuna taşımayan ve o sınırda duran, hatta erkeğine sevgisi, diğer moral değerleri nedeniyle bilinçaltının o kanallarını dumura uğratmış kadınlar da çok.
Kuşlar da aldatır
Araştırmalara göre, kuş türleri arasında hayat boyu birlikte olunacak partnerin seçildiği türlerde de "ağır ihanet" var. Bu partner, dişi kuşun hayatına girdikten sonra yavruların yüzde 30'undan fazlası farklı bir erkekten oluyor. Ve zavallı partner, bundan habersiz, hâlâ onlara gagasında besin taşıyor. İnsanlara dönelim...
Kadın sadakatine vurulan bir darbe de, araştırmalara göre yüzde 10 dolaylarında "feromon" kurbanı çocuk doğmakta olduğu...
Ve sonuç...
Kadınlar da, aynı erkekler gibi monogam (tek eşli) yaratılmıyorlar. Ancak sosyal koşullar, dini inançlar ve bunun gibi etkilerle paralel yaşama fiziksel, hatta beyinsel geçmiyorlar.
Zaten "feromon" kadının "bilincini" değil, "bilinçaltını" etkiliyor.
Bir çift göz... Göğüs... Kalça hareketi... Kadın sesi... Kadına ait her şey...
Eminim ki kadının da bir "feromonu" vardır; bilmiyoruz.
Olmasa... Dünya güzeli bir kadına bazen ilgi duymayız da, kadınların kendi aralarında dudak büktükleri, beğenmedikleri bir karşı cins bizi heyecanlandırır. Cildinin nemi havaya nasıl bir "sosyal kimyasal" bırakıyor acaba?
Kadın parfümü uzmanları bunun için de çıldırma durumunda olabilirler.
Gene de işleri daha kolay.
Her 52 saniyede bir cinsellik düşünen erkeği tetiklemek sorun değil.
Oysa... Kadın beyninden günde sadece 2 veya 3 kez "cinsellik" düşüncesi geçiyor. İşte o nedenle erkek tıraş losyoncularının, tıraş sabuncularının işi zor.
Gerçi Fransa Kralı I. François'nın Tour kentindeki eski sarayda sergilenen ve kristal üzerine elmas kalemle kendisinin yazdığı "Kadını anladığını sananın vay haline!.." sözleri gerçeği yansıtır ama... Gene de Dr. Louann Brizendine bazı ipuçları veriyor.
Gerisini "arif" olan anlar, anlamaya çalışır.
gunericivaoglu@milliyet.com.tr

Cafe