
Hasan CEMAL
Tezkere ile çözüm!
Diyelim ki:
Tankla topla girdik ve bütün Kuzey Irak'ı işgal ettik.
Kürt sorunu biter mi?
Diyelim ki:
Bütün Kuzey Irak'ın işgaliyle PKK konusunda her şey yerle bir edildi.
Kürt sorunu biter mi?
Diyelim ki:
Kuzey Irak'a girmekle kalmadık, bölgede Barzani'yle Talabani'nin devletleşme sürecine de son noktayı koyduk.
Kürt sorunu biter mi?
Diyelim ki:
Sınırlarımız içinde PKK'ya teslim bayrağını çektirdik.
Kürt sorunu biter mi?
Diyelim ki:
PKK terörünü bitirdik.
Kürt sorunu biter mi?
Hayır bitmez!
Çünkü temel sorun Kürt sorunudur.
Kürt sorunu olduğu içindir ki PKK vardır, şiddet ve terör vardır.
Onun için de PKK'yı bitirebilirsiniz ama Kürt sorunu varlığını devam ettirdiği sürece, bir başka PKK çıkabilir; içeride ve dışarıda Türkiye'yi ciddi biçimde istikrarsızlaştıracak yeni sorunlar başınıza sarılır.
Bir başka deyişle:
PKK sonuçtur.
Neden ise Kürt sorunudur.
Onun için de konuya vakıf olanların yıllar öncesine giden sorusu genellikle değişmez:
PKK'yı bir gün bitirebilirsiniz ama Kürt sorununu ne yapacaksınız?..
Bu soruyu sormadan, yanıtını çok boyutlu olarak düşünüp taşınmadan Türkiye'yi çıkmazdan kurtarmak uzak ihtimaldir.
Ve bu Allah'ın belası çıkmazdan yakasını sıyıramayan bir Türkiye'nin de demokrasi ve hukuk devletini yerli yerine oturtmuş, refah yolunda yürüyen istikrarlı, huzurlu bir ülkesi olabilmesi imkansızdır.
Yinelemekte yarar var:
PKK'nın bitmesi demek, sorunun bitmesi demek değildir.
Terör bitse de sorun bitmez.
Kimse hayal kurmasın.
Kendini aldatmasın.
Türkiye bunca yıldır sorunun adını koyamadığı, Kürt sorunu diye koymaktan kaçındığı ve bu konuda özgür tartışmayı yıllar yılı yasakladığı içindir ki işin içinden çıkamadı.
Çıkmazını derinleştirdi.
Bugün de sürüyor bu çıkmaz.
Üstelik, gitgide uluslararası bir nitelik kazanan Kürt sorunu, Filistin sorunu kadar olmasa da dünya sahnesinde kendine her geçen gün büyücek bir yer açıyor.
Bu saatten sonra kimse hayal kurmasın, Kuzey Irak'taki Kürt oluşumunun yok edilmesine ne Amerika, ne Avrupa izin verir, ne de örneğin İsrail böyle bir gelişmeye sevinir.
Yani bölgesel koşulllar ve reelpolitika, Irak'ta Kürtlerin resmen olmasa da, fiilen devletleşmeleri sürecine yeşil ışık yakıyor.
Sorun dallı budaklıdır.
Sorun karmaşıktır.
Elbette PKK'nın şiddet ve terör eylemleri konusunda ABD'nin, AB'nin, Irak'ın, Talabani ve Barzani'nin işbirliği ve katkısı aranmalıdır. Bu güçlerin çifte standart kokan davranışlarına karşı çıkılmalı ve bu güçler üzerinde gereken her türlü baskı uygulanmalıdır.
Ayrıca, içeride devletin şiddet ve terörle haklı ve meşru mücadelesi hiç kuşkusuz sürmelidir.
Ama bütün bunlar bize sorunun sihirli reçetelere yer bırakmayan çok boyutluluğunu kesinlikle unutturmamalı.
Tankla topla büyük bedeller ödeyerek, kan ve gözyaşı dökerek şiddet ve terörü geriletebilirsiniz.
Geçmişte bu bir ölçüde yaşandı.
Ancak, 'Kürt sorunu'nu unutur, gözardı ederseniz fazla değişen bir şey olmaz.
Bu da şimdi yaşanmakta.
Katlanılan büyük fedakarlıklar ne yazık ki fazla bir işe yaramamış olur. Onca kan ve gözyaşını boş yere akıttıktan sonra bir kez daha başladığınız yere dönersiniz.
Eğer kısır döngü kırılmak isteniyorsa, sorunun Kürt sorunu diye adını da koyarak, bir strateji geliştirmek şarttır.
Sayın Erdoğan;
Bu da vizyon, siyasal irade, kararlılık ve cesaret gerektirir.
Yoksa, 'eskiler'den farkınız kalmaz.
"Kalkın ey ehli vatan!" avazeleri ve savaş tamtamları arasında tezkere çıkarmak belki işin kolayına kaçmaktır.
Stratejlerin en ünlüsü, Çin'li General Sun Tsu bundan yirmi yüzyıl önce özetle demiş ki:
Stratejiden yoksun taktikler sadece kuru gürültüden ibarettir.
h.cemal@milliyet.com.tr

Cafe