
Güneri CIVAOĞLU
Bugün
Cenazeler geliyor
ABD ile bugün ters düşmenin deparı, 1 Mart tezkeresidir.
Bu satırların yazarı, tezkerenin geçmesinden yanaydı. Doğruluğunu sorgulayalım:
'Tezkerenin reddinden önce Talabani Irak Cumhurbaşkanı, Barzani Kuzey Irak yönetimi başkanı mıydı?
TSK'nın Kuzey Irak'a girmesi yasak mıydı? PKK'nın Kuzey Irak'ta dokunulmazlığı var mıydı?
O zaman ret gerekçesi; "Kuzey Irak'tan şehit cenazeleri gelmeye başlayınca görürsünüz" olmuştu. Şimdi görülmesi gereken şey, "Ne yazık ki, tezkere geçmediği için şehit cenazelerinin gelmekte oluşudur."
İşte bir gözlem...
"Ermenilere soykırım" iddialarını konu alan karar tasarısının, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nde oylama öncesine dönelim...
Orada bulunan Türk lobisinin etkin isimlerinden biri anlatıyor:
'O gün salonda tek bir Temsilciler Meclisi üyesi bile "Soykırım olmamıştır" demedi.
Karar tasarısına karşı oy kullanacaklarını açıklayanlar bile şöyle bir gerekçe dile getiriyorlardı:
"Ermenilere soykırım yoktur diye düşünmüyorum. Ancak, ABD'nin ulusal yararlarını dikkate alarak karşı oy kullanacağım."
İşte ABD yasama organındaki durum budur.'
Sadece lobi yapmakla olacak şey değil.
Bu kanaatin kökleri ABD insanlarının nesiller boyu beyin dokularına işlemiş. Bu inanışı sarsmak ve gerçekleri ortaya koyarak kamu vicdanından kazımak gerek.
Adam açıkça, "Biz ayaklandık, Ruslarla birleştik, Türkleri arkadan vurduk. Öldük, öldürdük. Türklerin tehcir kararı doğrudur" diye yazmış.
Mehmet Perinçek bu raporu Rusya devlet arşivlerinden bulup çıkarmış, Kaynak Yayınları kitap yapmış. Türkçe, İngilizce, Fransızca, Almanca dillerinde yayımlamış.
Bu kitaplardan şimdi 6 bini, işadamı Sayın İbrahim Benli ve arkadaşları tarafından Türkiye Dışişleri Bakanlığı'na veriliyor, bizim diplomatlar ABD Temsilciler Meclisi üyelerine ve senatörlere dağıtacaklar.
İşadamı Sayın Ayduk Koray, bu doğrultuda "her türlü katkıyı vermeye hazır olduğunu" bildirdi.
Türk-Amerikan Dernekleri Federasyonu Başkanı Atilla Pak ve arkadaşları da bu yayınları ABD parlamenterlerine ve kanaat önderlerine bire bir görüşmelerle verecekler.
Peki... Bu kadar önemli bir belge, ABD'nin Washington Post, New York Times, USA Today ve diğer gazetelerinde tam sayfa ilanlarla "İşte gerçek" başlığıyla neden yayımlanmaz?
Devletin tanıtım fonları böyle günler için değil mi? Türkiye'nin diğer büyük işadamlarının her biri, o ilanlar için bir gazete sayfasının bedelini üstlenemez mi?
Aldığım izlenimlere göre, çoğunun görüşmeler sonrası yorumları, "Türkler bizi tehdit ediyor" olmuş.
Karşılarında "Kuzuların Sessizliği"ni oynayan bir Türkiye istiyorlar. "Testinin kırılabileceği" uyarısını, sağduyu çağrılarını bile "tehdit" olarak algılayan bir "süper büyük devlet psikolojisi", sadece Türkiye'nin değil, yerkürenin sorunu...
"ABD tehdit edebilir, vurabilir, müdahale edebilir... Ama sadece ABD..."
Yüzyıllar önce Roma İmparatorluğu'nun mantığı da buydu.
Tüm barış anlaşmaları "Pax Romana", yani, "Roma menfaatine barış" etiketini taşırdı.
Şimdi de... ABD'de "Pax Americana" zihniyeti hâkim. Türkiye'ye tavır, Türkiye'ye dayatma, genelde burnu büyüklüğün bir yansıması...
gunericivaoglu@milliyet.com.tr

Cafe