MAKAM UÇAĞIYLA REFERANDUM TURU
Neler oluyor
Cumhurbaşkanlığı'na ait Gulfstream IV tipi "GAP" isimli özel uçak, 21 Ekim Pazar günü saat 14.15 sıralarında Ankara'dan havalandı.
Yaklaşık yarım saat sonra Kayseri Havaalanı'na inen uçaktan inen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile eşi Hayrünnisa Gül, havaalanından doğruca Melikgazi semtindeki Mustafa Eminoğlu Anadolu Lisesi'ne hareket ettiler. Gül çifti, burada Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesinin kapısını aralayan anayasa değişiklikleri için oy kullandı.
Cumhurbaşkanı Gül'ün anne ve babasının oturduğu ev okulun hemen karşısındaki Kamanlıoğlu apartmanındaydı. Kayserililerin alkışları arasında baba evine geçildi; Adeviye Hanım'ın yaptığı mercimek çorbası içildi, suböreklerinin tadına bakıldı. Yaklaşık yarım saat süren bu ziyaretin ardından havaalanına dönüldü. GAP uçağı saat 17.30 sıralarında Ankara Esenboğa Havaalanı'na inmişti bile.
Gül, vereceği tek paragraflık bir dilekçeyle seçmen kütüğünü Ankara'ya taşıyabilir, böylelikle GAP uçağının Kayseri'ye sefer düzenlemesi külfetinin önüne geçilebilirdi. Ya da Cumhurbaşkanı, 38 YTL'lik (19 YTL x 2) cezayı ödemeyi göze alıp oy kullanmaz, külfet böylece önlenirdi.
Bakarsınız Cumhurbaşkanı Gül, herkesi şaşırtmak üzere Kayseri seyahatinin masraflarının Türk vergi mükelleflerinden çıkmaması için farklı bir formül de geliştirebilir.
ERDOĞAN OXFORD'DA...Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İngiltere ziyaretine önceki akşam ülkenin en saygın eğitim kurumlarından biri olan Oxford Üniversitesi'ndeki Oxford Union'da (Oxford Öğrenci Birliği) bir konuşma yaparak başladı.
Erdoğan'ın İngiltere'nin en eski "münazara" mekânlarından biri olan tarihi binada yaptığı konuşmada sırasında ilginç bir tesadüf de yaşandı.
Başbakan, konuşmasının bir yerinde sözü Allah'a ve "yaratan ile kul arasındaki ilişkiye" getirerek şunları söyledi:
"Birbirimizi önkoşulsuz olarak severek hareket edebilirsek gelecek nesillere daha farklı bir dünya bırakabiliriz. İnsanı sevmek farklı bir makam ya da aynı inancın mensubu olmayı gerektirmiyor. İnsanların tümünü aynı Allah yaratmıştır. Biz de yaratılanı Yaratan'dan ötürü seviyoruz. Bir insanın ölümüne 'evet' demek, tüm insanlığın ölümüne 'evet' demektir. Bir insanı öldürmek, tüm insanlığı öldürmek demektir. Barışın sevginin egemen olduğu bir dünyayı önkoşulsuz kurmak zorundayız" diye konuştu.
Peki, Erdoğan Oxford'da Allah vurgusunu kuvvetle ön plana çıkardığı bu konuşmayı yaparken, salonun hemen yanındaki Goodwin Kütüphanesi'nde düzenlenen ve dört akademisyenin katıldığı tartışma "felsefenin en büyük sorusuna" yanıt arıyordu.
Münazara "Does God Exist?" (Allah var mı?) başlığını taşıyordu.
KÖTÜ KEDİ ŞERO TALABANİ'NİN KEDİSİNE KARŞIIrak Kürdistan Yurtseverler Birliği Başkanı Celal Talabani'nin, Türkiye'ye değil PKK kadrolarını, "bir Kürt kedi bile göndermeyeceğini" açıklaması, çizgi roman kahramanı "Kötü Kedi Şerafettin"le ilgili bir tartışmayı da başlattı.
Hürriyet'ten Mehmet Yılmaz, köşesinde, kısaca "Şero" diye bilinen Şerafettin'in Kuzey Irak'a gönderilmesi esprisini yaparak, bu durumda Talabani'nin saklanacak yer bulamayacağını söyledi.
Peki, Şerafettin bu konuda ne düşünüyor. Çizeri Bülent Üstün, Şero'nun bu öneriye pek itibar etmeyeceği kanısında. "Şerafettin çok cevval bir kahraman olduğu için, Rambo gibi gönderirseniz, tek başına görev neyse gider alır gelir" diyen Üstün, bununla birlikte Şero'nun salt milliyetçi duygularla böyle bir misyon üstlenmeye yanaşmayacağını belirtiyor.
Üstün, arkadaşımız Gülay Fırat'a şöyle dedi: "Şero, aslında geniş bir karakter. Pek memleket meselesine gelmiyor. 'Böyle bir şey var' deseniz umurunda bile olmaz. O alacağı paraya, yiyeceği yemeğe bakar. Bunları sağlayıp güzel bir şarap açıp çilingir sofrası kurarsanız, bakın o zaman bunu yapabilir."
Mehmet Yılmaz'ın önerisi bu aşamada boşlukta kalmış bulunuyor.

Cafe