HABER ANALİZ
DTP 'şahinler'in kanatları altında
Namık Durukan
DTP'de yeni yönetimin belirlenmesi süreci, parti içinde "ılımlı" ve "şahin" kanadın ilk kez su yüzüne çıkan mücadelesine de sahne oldu. DTP TBMM Grup Başkanı Ahmet Türk'ün temsil ettiği ılımlı kanadın söylemini "pasif ve uzlaşmacı" bulan şahin kanadın, partide yeni yönetimi de belirleyen çizgisinin nereye kadar uzandığı sorgulanıyor.
Nurettin Demirtaş'ın tek aday olarak katıldığı olağanüstü kongrenin üçüncü turunda Genel Başkan seçilmesi ve yeni anayasa süreci çerçevesinde dile getirilen "özerklik" talebinin parti programına dahil edilmesiyle sonuçlanan süreç şöyle gelişti:
Ahmet Türk, DTP'nin kurucu genel başkanı olduktan sonra parti içindeki sertlik yanlısı kadrolara karşı mücadele verdi, ancak teşkilatı istediği şekilde dönüştüremedi. Cezaevinden çıkan eski DEP milletvekillerinin gölgesi karar mekanizmalarında etkili oldu. Türk'ün temsil ettiği gruba mesafeli bir yaklaşım sergileyen ve bir süre partiyle ilişkisini kesen şahin grubun önde gelen ismi Leyla Zana, seçim süreci öncesinde yeniden aktif pozisyona geçerek partideki konumunu güçlendirdi. Partinin kilit noktalarını kontrol eden bazı isimler de Zana'ya destek verdi.
Türk'le partinin şahin kadroları arasında kırılma noktası, DTP'lilerin TBMM'ye girmesinden sonra yaşandı. Şahin kanat, terör örgütü PKK'nın lideri "Abdullah Öcalan'ın durumunun TBMM'ye taşınmasını, İmralı'daki tecrit koşullarıyla ilgili açıklamalar yapılmasını ve konunun sürekli gündemde tutulmasını" istedi. Bu kapsamda o sırada Türk'ün yanında Genel Başkan Vekili olan Demirtaş, "Öcalan'ın zehirlendiği, Uludere'de PKK'lılara karşı kimyasal silah kullanıldığı" iddialarını ortaya attı. Demirtaş'ın bu açıklamalarından rahatsız olan Türk'ün, yakın çevresine, "Ben birçok dönemde siyaset yaptım. Oğlum yaşındaki kişiler bana talimat veriyor. Genel başkanlığa aday olmayacağım" dediği kulislerde dile getirildi.
'Halk önderi Öcalan'
Türk'ün sıkıntıya düştüğü bu sürecin ardından yeni genel başkan adayı olarak Diyarbakır Yenişehir Belediye Başkanı olan Fırat Anlı'nın ismi ortaya atıldı. Şahin kanadın genel başkanlık teklifi götürdüğü Anlı, öneriyi kabul etmek istemedi. Örgütün baskısı üzerine "Atama usulünü kabul etmiyorum. Gelirsem şartlarımla gelirim. Ekibimi kendim belirlemeliyim" dediği konuşulan ve belediyeye de uğramadığı 4 gün boyunca temas kurulamayan Anlı isminden vazgeçildi.Bu sırada DTP'nin, Siyasi Partiler Yasası uyarınca Ankara'da gerçekleştirmek zorunda olduğu olağanüstü kongreden önce 26-28 Ekim günleri arasında Diyarbakır'da organize ettiği Demokratik Toplum Kongresi yapıldı. Ankara'daki zorunlu kongre öncesinde "hazırlık zirvesi" olarak Diyarbakır'da gerçekleştirilen toplantının sonunda açıklanan bildirgede, "Kürt halk önderi" olarak geçen Abdullah Öcalan'ın yaklaşımlarının "çözümde belirleyici olacağı" öne sürüldü.
"Kendi adı, rengi ve sembolü ayrı olacak 20-25 bölgeli bir özerklik" modeli de önerilen bildirgeyi Demirtaş okudu. Bu sırada Leyla Zana'nın da Demirtaş'ın yanında yer alması, "yeni genel başkan adayı ve hangi kanattan destek aldığı" yolunda işaret olarak yorumlandı.
Katılımcı Demokrasi Partisi (KADEP) Genel Başkanı Şerafettin Elçi, Milliyet'in "Demirtaş'ın genel başkanlığı partide şahinlerin dediğinin olduğu şeklinde değerlendiriliyor. Sizin yorumunuz nedir?" sorusuna yanıt verirken, önce DTP'nin Öcalan'dan "Kürt halk önderi" diye söz etmesinin altını çiziyor. Elçi, "DTP'yi pek irdelemek istemem. Bir anlamı kalmadı. Kendi resmi toplantılarında Öcalan'dan 'Kürt halk önderi' diye söz ettiklerine göre, DTP ile ilgili bir şey söylemeye gerek yok. Demirtaş'ı henüz tanımıyorum" diye ekliyor.
'DTP ikiye ayrıldı'
Eski HEP Genel Başkanı Feridun Yazar'ın aynı konudaki yorumu da şöyle:"Bu sonuç aynı zamanda TBMM'den bir sonuç beklenmediği mesajı veriyor. Bu durum parti grubu ile Meclis grubunun birbirinden ayrılması anlamına geliyor. Süreç biraz daha sertleşecek, daha bir radikal siyaset yapılacak. 'Demokratik özerklik' projesi, yeni bir proje. Bu şunu gösteriyor: Parti bölgede bir özerklik istiyor. Bu yönetimden projenin uygulanmasını istiyor."
DTP'deki ılımlı kanadın yönetimden uzaklaştığı kongre, Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk'un "sorunun Kürt milliyetçiliği ve federalizm talebiyle çözülemeyeceği" yolundaki çıkışına da sahne oldu.
Tuğluk'un sözleri, partide iki çizgi arasındaki ayrımı ilk kez bu kadar su yüzüne çıkardı. Ilımlı çizgiyi yönetimden uzaklaştıran grupla DTP yeni bir döneme giriyor. Bu çizginin nereye uzandığının tartışıldığı kulislerde, eski AKP Tokat Milletvekili Resul Tosun'un "DTP'nin PKK'yı bir terör örgütü olarak gördüğünü ilan etmesi talebi (...) bence onları takiye yapmaya zorlamakla eşanlamlıdır..." sözleri kulaktan kulağa fısıldanıyor.

Cafe