'O fotoğraf'
Sezon ortası çalışmaya başladığı takım, yılın sonunda küme düştüğü için görevi bırakmış, başka bir Süper Lig takımına geçmiş. Orada da 7-8 hafta çalıştıktan sonra işine son verilmiş, can havli ile çok değerli sözler söylemiş, Bülent Korkmaz: "Bu ülkede antrenöre sabır yok, hemen başarı bekleniyor. Uzun vadeli hedefler yok, ona uygun çalışmalar yok, iki-üç kötü sonuçta hocaların görevine son veriliyor. Bu şartlarda Türk futbolunda ne istikrar sağlanır, ne de başarı gelir!"... Herhalde aklı başında her sporseverin altına imza koyacağı sözler bunlar...
Peki, aynı haksız durum, Gençlerbirliği'nde birkaç hafta çalıştıktan sonra görevine son verilerek yerine Bülent Korkmaz'ın getirildiği Stumpf için geçerli değil mi? Bir insan, aynı hadise içinde hem mazlum, hem zalim rolünde olabilir mi? Eğer olursa, sözleri samimi algılanır mı? Bilmiyorum... Bence hocalar da konuşmaya başlamak yerine, sadece istikrarla işlerini yapsalar, daha iyi olacak...
* * *
Yılın anlamlı sözlerinden bir diğeri de, düşünen bir adamdan, bu yönüyle de birçok meslektaşından ayrılan Ertuğrul Sağlam'dan gelmişti: "Değerlerimden taviz vermektense, küme düşmeyi yeğlerim"... Sayın Sağlam, Kayserispor'daki tutarlı hâli ile de kapsamını oluşturmaya başlamıştı zaten bahsettiği değerlerin... Ama geçen hafta sonundan beri feci bir çelişki içinde o da... Pazar sabahı gazetelerde çıkan "o fotoğraf" ın içinde "değer" falan yoktu zâhir... Fotoğraf karesinde 15-20 adam yan yana, demeç veriliyor... Fikrin sahibi, daha göreve geldiği ilk maçın ardından, "Maçlarda federasyon aleyhinde tezahürat olunca düdüklerin yönü değişiyor" diyerek bütün hakemleri önce kişiliksiz birer patron uşağı, ardından da doğrudan "mafya" ilan eden menajer.. Açıklamayı yapan, kulüple ilgili en kritik kararları bu menajerle telefonda konuşarak alabilen başkan... Aynı cepede onunla yan yana duransa, değerlerinden taviz vermektense küme düşmeyi yeğleyen adam(!)
* * *
Bu demeçler, bu fotoğraflar, zaten gazetelere birinci sayfadan, bültenlere ilk sıradan girecek yeterlikte malzemeler mâlum... Zira toplumsal değerler alt üst, tek ölçü, tiraj ve reyting... Geçenlerde, program yaptığım radyoda, yayınlara gelen SMS sayıları vardı masanın üstünde... Benimle aynı gün yayınlanan ve katılımcısının pek popüler olmadığı bir programın standardın bayağı üstünde mesaj aldığını görünce, tonmaister arkadaşa sordum, rakamın doğru olup olmadığını... Cevap şöyleydi: "Evet, o konuk çok SMS alıyor, gerçi mesajların neredeyse hepsi tepki ve küfür içerikli, ama olsun, bana sadece programa kaç mesaj geldiğinin yazılması söylendi!"...
Sözün özü şu... Ülkede bir futbol terörü var ve müsebbibleri liyakatsiz kulüp yöneticileri ile onlara ayıracak sınırsız sayfaya ve ekrana sahip medya... Bir taraf, maç öncesinde resmi internet sitesinde son derece abes, "Bu hakem, şöyledir böyledir" açıklamasını yapıyor, bir diğeri federasyon başkan vekilinden taraftarı olduğu takım lehinde hareket etmesini bekliyor. Bütün bu "saha dışı" adamlar, ulusal medya aracılığıyla bir kakafoni oluşturuyorlar evet, ama "saha içindekiler" olmamalı bu gürültünün içinde... Samimi sporseverin gözünde, sporcular, teknik adamlar, hakemler hâlâ mâsum...
Sahanın içindekiler, lütfen yüreğinizi ferah tutun. O fotoğrafların içine girmeyin, mâsumiyetinizi lekelemeyin... Sahada akıtılan terdir esas olan... Gerisi lâf-ü güzaf... Bunu bilin...
Bir yılda bir hoca
Birkaç hafta önce "Sürüden ayrılacak yok mu?" yazısı üzerine Ankaraspor teknik direktörü Hikmet Karaman arayıp, kulüp yöneticilerinin kabahatlerine hiç değinmediğimi hatırlatmıştı bana... Onun ardından Sayın İlker Yasin de, benzer bir görüşü, bütün bu olumsuz tablonun esas aktörlerinin yöneticiler olduğu düşüncesini paylaşmıştı. Yerden göğe kadar haklı olduklarının altını çizeyim bu vesileyle... Ancak, kulüp yöneticisi profilinin her geçen gün kötüye gitmesinden o kadar şaşkın, bu "cepleri dolu, zihinleri boş" çoğunluğun değişmesinden o denli ümitsizim ki, ülke futbolunun kurtuluşunu "düşünen, çalışan, emek sarf eden" teknik adamların sağduyusuna bağlamış durumdayım.
Yönetici basiretsizliğine ise, kural koyucuların çare bulacağını düşünüyorum esasında. Değerli okurumuz Utku Aytemur, federasyonun sezon ortası teknik adam değişikliğine izin vermemesi gerektiği fikrini iletmiş. Sevgili Burç Öz de, son 10 yılda sezonu başladığı teknik adamla tamamlayan her takıma 1 puan vererek bir tablo oluşturmuş: Galatasaray'ın 8, Fenerbahçe'nin 6, Beşiktaş'ın ve Gaziantep'in 4, Trabzonspor'un, Ankaragücü'nün, Denizli'nin ve Gençlerbirliği'nin 2, Bursaspor'un 1 puanı var tabloda...
Bizce de federasyon, teknik adamlara bir yılda maksimum iki takımda görev yapma hakkı tanıdığı gibi, kulüplere de bir yılda iki (hatta ideali bir) hocayla çalışma kısıtlaması getirse, unutabiliriz belki bu trajik tabloyu...
Osman ÖzdemirAnkara'da ürettiği enerji, buralarda bizi heyecanlandıran bir futbol adamı, Osman Özdemir...
Süper Lig'in yeni takımının sempatik hocası, her hafta verdiği olumlu demeçlerle dikkat çekiyor, bu tatsız futbol ortamına da pozitif renkler katıyor. Sivasspor'a kaybettiklerinde "Bugün sahada harika bir futbol oynandı" dediğini duyduğumda dikkatimi çekmişti ilk kez... Gaziantepspor'a yenildikleri maç sonrası, "Oynadıkça öğreniyoruz ve Süper Lig'e adapte oluyoruz. Gelecek için umut vaat ettik" demişti Osman Hoca... Rizespor'u yenince mutluluğunu yine inançlı ve şık sözlerle ifade etmiş: "Bir gün topun bizden yana olacağını biliyordum. İlerleyen haftalarda bu takım çok daha büyük başarılara imza atacak, çok daha iyi futbol oynayacağız, göreceksiniz "... Bursaspor'la berabere kaldıklarında da bu kez rakibin hakkını teslim etmiş: "Bursaspor üst düzey futbol oynadı. Biz sahaya mücadele etmek dışında bir şey koyamadık. Şans bizden yanaydı ve 1 puan aldık "...
O kadar açız ki, birilerinin dudaklarından farklı sözcükler dökülmesine... 14 takımı bıraktıktan sonra 15'inci takımında hâlâ, "Hakkımız yendi, penaltımız verilmedi, hakemler bize karşı birlik olmuş" demeyen teknik adamlara... Umarız Osman Özdemir de çizgisini bozmaz ve o da bir gün sürüye katılıp, "İmkanlarımız bu kadar" veya "Hakemlerle ilgili konuşmak istemiyoruz ama..." tekrarlarına düşmez.
umeleke@milliyet.com.tr

Cafe