Heyecan fırtınası
Millilerimiz, 70 milyon insanımızın beklediği hayati golü bulmakta oldukça da zorlanıyordu Ali Sami Yen'de...
Öyleydi, çünkü futbolda ne denli sakin olursanız olunuz sahada yarışan oyuncuysanız eğer sabır-sükunet gibi doğru olguları korumak ve "ille de kazanmaya oynamak" öyle her babayiğit futbolcunun altından kolayca kalkacağı bir ağırlık değildir.
Oyuna dengeli paslarla giren millilerimize karşın 15. dakikadan sonra denge kuran Bosna'nın bu canlanışındaki sır neydi? Tabii ki bizim yapmamız gerekenleri "sonuçta hiçbir getirileri olmadığı için"onlar uyguluyordu da ondan... Yani "ayağa tek top" yapma gerçeğini onlar daha çok gündeme getirip, teknik ustalıklarını da kendi üsluplarına monte edince bizimkilerin zaman zaman seyreder hale düşmeleri çok da doğal oluyordu.
Milli Takımımız'ın gol bulmak adına "olmazsa-olmaz" zorluğu ile yarışması takıma hücumda gelişi güzel vuruşlarla şans arama zorluğu yüklüyor, Hamit Altıntop gibi Avrupa patentli oyuncumuz ile şansını isabetsiz deneylerde arıyordu. Sonrasında Nihat'ın tarihe not düşürecek gol sayısının gelmesiyle çözülüyordu "kör düğümler".
İkinci devrede ilk 45'in kopyası gibi havada devam ediyordu. Bosna tabii ki, "maksatsız olduğu için" çok rahat paslaşıyor ve şansını kontrataklarda arama taktiği ve oyun disiplinini devam ettiriyorlardı. Defansta ise Nihat'ın, Arda'nın, Hamit'in driplinglerine asla izin vermiyorlar, Bosna'nın atakları sıklaştıkça da tribünleri ve ekran başındakileri tam bir "heyecan fırtınası" sarıp sarmalıyordu.
Nihat'ın hayati golünden oyunun bitişine kadar mutlu sonla kucak kucağa yaşayan ekibimiz kaza golüne çarpmamak için varını yokunu döküyordu.Oyunu mükemmel yöneten Braamhaar'ın düdüğü ile gece aydınlanıyor ve Türkiye 2008 finallerine gitme hakikati ile sarmaş dolaş oluyordu. Bekle Avrupa 2008 "Futbol Fiestası'nda artık TÜRKİYE'DE var."
esenay@milliyet.com.tr

Cafe