
Taha AKYOL
Objektif
Aleviler ve Sünniler
ANTALYA'nın Elmalı yöresi Alevi kültürü bakımından önemlidir. Reha Çamuroğlu'nun Şah İsmail'i anlattığı "İsmail" adlı kitabında da görürsünüz bunu. Şimdi Elmalı'da, Cumhurbaşkanı Gül'ün himayesinde bir "Abdal Musa Enstitüsü" kurulması düşünülüyor.
Son derece olumlu bulduğum yaklaşımlardan biridir bu.
'Alevi İslam'ın sadece akademik araştırmalara konu olması yetmez, tarihteki geleneksel değerleriyle irtibatlanması da gerekir; bu noktada mekânlar önemlidir.
Abdal Musa Enstitüsü bu açısından da isabetlidir.
Tarihteki "Karacaahmet Sultan Tekkesi"nin ruhani devamı olan, "Karacaahmet Sultan Cemevi" bünyesinde de böyle bir enstitü kurulması düşünülmelidir.
Enstitü bünyesinde İslamın Alevi ve Bektaşi koluna ait mektubat ve menakıbnameleri, minyatürleri, ferman, ney, kudüm, saz gibi gibi müzik aletlerini, kıyafetleri toplayan bir müze de kurulmalıdır.
Büyük tarihçi Ömer Lütfi Barkan'ın anlattığı "Kolonizatör Türk Dervişleri"nin günlük hayatını bir müzede görmek istemez misiniz?!
Yurtdışında...
Diyanet'in açılımları da olumludur. Başta Hacı Bektaş Veli'nin "Makalat"ı olmak üzere, Alevi klasiklerinden "Erkânname", "Şerh-i Besmele" ve "Kitab-ı Dâr" gibi eserler yayımlanıyor; hiçbir yorum katmadan, orijinal halleriyle...
Diyanet'in Cem Vakfı'yla birlikte geliştirmekte olduğu çok olumlu bir proje de muharrem ayında yurtdışındaki Alevi vatandaşlarımız için Alevi İslam öğretisini iyi bilen dedelerin yurtdışına gönderilmesidir. Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Mehmet Görmez anlatıyor:
- Geçen sene Almanya'daki Cem Vakfı ile koordineli olarak, talep üzerine 8 dede göndermiştik. Çok da iyi oldu. Bu sene Almanya ile birlikte Fransa, Avusturya ve Hollanda'dan da dede gönderilmesi için talepler var. Şimdi bunun üzerine çalışıyoruz. Ali Rıza Dede gibi saygın isimleri yine Cem Vakfı'yla koordineli olarak göndereceğiz.
Prof. Görmez, Alevi vatandaşlarımızın yoğun olduğu illerimizde din görevlilerine Alevi öğreti ve erkânı hakkında hizmet içi eğitim verildiğini anlattı.
Bunlar son derece isabetli açılımlardır; her şeyden önce 'tanışma' bakımından yararlıdır.
İslamın kolları
Alevi İslamını "zındıklık" olarak görmek Sünnilerin hatasıdır. Avrupa tarihinde de "heterodoks" inançlara böyle bakışlar vardır.
Sünni İslamını "Arap dini, Yezidlik" diye görmek de Alevilerin hatasıdır.
Bu karşılıklı hatalar tarihteki sosyolojik ve siyasi şartların ürünüdür; toplumsal birliğin dinin standartlaştırılmasında arandığı tarihsel dönemlerin kalıntısıdır.
Artık tarihsel kalıplardan değil, 'millet' olma bilinciyle ve farklılıklara saygı anlayışıyla bakmalıyız.
Herkesin inancı kendisi için doğrudur.
Kaldı ki, ince teolojik tartışmalar bir kenara, 'halk İslamı' düzeyinde Sünni ve Alevi İslam inançları arasında çok büyük bir ortak alan, paylaşılan değerler, birlikte inanılan evliya ve kerametler vardır.
İnançlar tarihimizin günümüzdeki en yetkin uzmanı olan Prof. Ahmet Yaşar Ocak'ın "Kültür Tarihi Kaynağı Olarak Evliya Menakıbnameleri" adlı kitabı bu gerçeği anlatmaktadır.
Prof. Ocak'ın belirttiği gibi, "Cem ayinleri çok yoğun bir tasavvufi karaktere sahiptir, orada âyetler okunur, hadisler okunur, okunan nefesler çok güçlü tasavvufi metinlerdir..."
Karşılıklı olarak eski önyargılar değil, saygı ve anlayış... Bize lazım olan bu.
t.akyol@milliyet.com.tr

Cafe