
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar
55 yıl önce Türkiye'nin olayı...
55 yıl önce Türkiye'de çıkan gazetelerin ve Türkiye'den haber veren ajansların en büyük haberi "Suikast" idi, "Vatan" gazetesinin başyazarı Ahmet Emin Yalman'a Malatya'da ateş edilmiş, ağır yaralanmıştı. Başbakan Menderes'in aynı gün Malatya'da bulunuşu suikastı daha da önemli hale getiriyordu.
Suikastçı, lise öğrencisi Hüseyin Üzmez'di.
Adı size yabancı gelmemiş olmalı, hani televizyonda tartışmalarda amasız mamasız dürüstçe "Ben demokrasiye inanmıyorum!" diyen avukat; çoktandır televizyonlara çağırmıyorlar, oysa Toktamış Ateş, Abdurrahman Dilipak, Mahir Kaynak gibi hemen her gece bir başka kanalda görünürlerdi.
"Vakit" gazetesinin yazarı olan Hüseyin Üzmez geçtiğimiz cuma günkü yazısında "Dün benim için çile ve rahmetin başladığı gündü" diyerek suikast öncesi ve sonrası duygularını, "manevi hallerini" anlatıyordu.
Hüseyin Üzmez, o günkü cuma namazında "Yarabbi, canımı kendi yolunda al!" diye dua etmiş, derken bir deprem, cemaat birbirini çiğneyerek dışarı kaçmış, Hüseyin Üzmez de "Yarabbi, kendi yolunda canımı al dedimse, camii yıkılsın da altında kalayım, demedim ya!" diye duasını değiştirmiş...
* * *
HÜSEYİN Üzmez, o gece gördüğü rüyayı da hiç unutmaz:
"Sırtımda yeşil bir ceket, sol elimde Türk bayrağı, sağ elimde büyük, fakat çok hafif şimşek gibi bir kılıç vardı. Kılıcım çatallı değildi ama, yine de birileri bana, elindeki Hazreti Ali'nin kılıcıdır, diyordu. Karşıda ufuklara kadar yayılan Haçlılar kum gibi kaynıyordu, onlarla tek başıma, savaşıyorduk, rüya bu ya!"
* * *
AHMET Emin Yalman, yazısını, haberlerini geçmek için PTT'de, Hüseyin Üzmez dışarı da bekliyordu, arada sırada gökyüzünde annesinin mahzun yüzünü görür gibi oluyordu. Annesi seni bu günler için doğurdum, sütüm helal olsun, diyordu.
* * *
YALMAN dışarı çıkınca Hüseyin Üzmez ateş etmeye başladı, sonra da dayısına gitti, yatsı namazını orada kılıp yattı. Ertesi gün yer yerinden oynamıştı, Hüseyin Üzmez bir arkadaşıyla Elazığ'a gitti, sınıfa girdi, sonra teslim oldu.
* * *
ALPAY Kabacalı, suikasta karışanların ve Hüseyin Üzmez'in mahkemede şöyle dediklerini anlatır:
"O adam İslam ilkelerine, geleneklerine karşı çıkıyor. Gazetesinde açık saçık resimler yayımlayarak dinimize saldırdı. Güzellik kraliçesi Gelengül'ün Amerikan askerleri tarafından öpülüşünü gösteren fotoğrafları basarak İslamlığı incitti. Dolayısıyla vücudunun ortadan kaldırılması gerektiğine inandık." (Türkiye'de Siyasi Cinayetler, Gürer Yayınları)
* * *
HÜSEYİN Üzmez, yazısında, davanın perde arkasına da iki satırla değinir:
"Ben yapmadım, deseydim suçu Şerif Dursun'a yükleyeceklerdi, Necip Fazıl üstadımız da öyle istiyordu. Bu hödüğün davamıza ne faydası olacak, suçu ona yükle, öyle olursa ben çıkarım, diyordu. Serdengeçti ağabeyim de onun tarafını tutuyordu. Onlar olaya davamız açısından bakıyorlardı. Bense bir can için zillete düşmeyi sevmiyordum."
* * *
VE sonra...
Ağır yaralanan Ahmet Emin Yalman kurtuldu ve yıllar sonra Hüseyin Üzmez'i cezaevinde ziyaret etti.
Hüseyin Üzmez bugün diyor ki:
"Benim gibi bir (....) böylesine yüce bir davada kullandığı için Rabbime sonsuz şükürler ediyorum.
Gençlere ise, böylesi bir taşkınlığı asla tavsiye etmiyorum. Öyle bir eylem intihardan farksızdır."
* * *
HÜSEYİN Üzmez'in yazısı bizi de alıp o yıllara götürdü, "Malatya SuikastI" o 1952 yılının en önemli olayı idi, her yerde, evlerde konuşuluyordu. Rahmetli babamızın, kendisi gibi eski asker olan arkadaşlarıyla tartıştıklarını hatırlıyoruz, hele "Ohhh olsun!" diyen birkaç bağnazla...
h.pulur@milliyet.com.tr

Cafe