MALATYA ZİRVE YAYINEVİ KATLİAMI
Geriye 'derin' soru işaretleri kaldı
Zirve Yayınevi'ne düzenlenen baskında 3 kişinin misyoner olduğu gerekçesiyle öldürülmesinin hemen ardından olayın "adi bir saldırı" olduğu ve "bir örgüt bağlantısı görülmediği" açıklamaları yapıldı. Ancak soruşturmada ulaşılan bilgiler organize bir örgütün varlığını net şekilde ortaya çıkardı. Malatya Başsavcılığı'nca hazırlanan dosyada da birçok ihmal çıktı. İşte Milliyet'in gündeme getirdiği ihmaller:
Gökçer Tahincioğlu - Ankara
1 - Dava dosyasında, yayınevinin faaliyetleri, sanıkların eylemlerinden daha çok yer buldu. Yayıneviyle bağlantılı tüm isimlerin telefonlarının ve adreslerinin yer aldığı 31 klasörlük dosyada, 16 klasörün misyoner faaliyetlerle ilgili belgelerden oluştuğu anlaşıldı.
2 - Dosyada, kanlı baskında öldürülen yayınevi çalışanlarının 2 yıl önce fişlendiklerini gösteren bir belge de yer aldı. Yayınevinin ticaret sicil kaydından kira kontratına kadar tüm bilgilerinin araştırıldığı anlaşıldı.
Emniyet'in, 2005'te eski adı Kayra yayınevi olan Zirve Yayınevi'nin çalışanlarının isimlerini, adres ve telefon bilgilerini Malatya Valiliği'ne bildirdiği anlaşıldı.
3 - Bazı polis tutanaklarında da katliam için "ideolojik kavga" tanımı yapıldı. Ölenlerin banka hesaplarını geriye dönük olarak 1 yıl araştıran savcılık, sanıkların hesaplarını ise geriye dönük olarak 6 ay araştırmakla yetindi.
Şüpheli isimlere takipsizlik
4 - Katliam yerinde suçüstü yakalanan Abuzer Yıldırım, Hamit Çeker, Cuma Özdemir ve Salih Gürler, ifadelerinde pencereden atlayarak kaçmaya çalışan diğer sanık Emre Günaydın'a, babasının arkadaşı olan Ruhi Polat tarafından misyonerlik faaliyetleriyle ilgili bilgiler verildiğini söyledi. Günaydın da bu bilgiyi doğruladı.Ancak Malatya İl Genel Meclisi'nin MHP'li üyesi olan Polat hakkında takipsizlik kararı verildi. Günaydın, Malatya Birlik gazetesinde kısa bir süre birlikte çalıştığı Varol Bülent Aral'ın da kendisine, "Misyoner faaliyetlere 'dur' de, sana devlet desteği sağlarız" dediğini öne sürdü.
Katliamdan 2 ay önce Adıyaman'da Kalaşnikof silahla gezerken yakalanan Aral'ın cezaevinden Malatya Başsavcılığı'na dilekçe yazdığı ve "Cinayetin perde arkasını biliyorum" dediği anlaşıldı. Savcılık, Aral'ı sorgulamak yerine, ifadeyi Adıyaman Başsavcılığı'nın almasını uygun gördü. Bunun üzerine ifade vermekten vazgeçen Aral hakkında da takipsizlik verildi.
5 - Zaman zaman Malatya'ya gelip öğrenci evlerinde kaldığını söyleyen Aral'ın, sanıkların kaldığı İhlas Öğrenci Yurdu ile bağlantısı araştırılmadı. Aral ve Günaydın'ın birbirlerinden bağımsız olarak bir dönem Gaziantep'te bulunduklarını ve Konya'ya gittiklerini söylemelerine rağmen bu bağlantı da soruşturulmadı. Polat'ın polis ve savcılık ifadesindeki adreslerinin farklı olması, bir tutanakta bekar, diğer bir tutanakta evli gözükmesi de dikkate alınmadı.
Kamera kaydı çelişkisi
6 - Katliamdan sonra balkondan kaçmaya çalışırken düşerek yaralanan Günaydın'ın söz ve hareketlerinin izlenmesi için savcılık hastanenin güvenlik kamera sisteminden yararlandı. Ancak savcılık, 9 gün sonra bu sistemin "ses alma özelliğinin olmadığı"nı anlayıp değiştirilmesini istedi.Bu dönemde Günaydın'ın, "Beni bırak seni yaşatırım", "Kanını içsem içim soğumaz", "Hepsini kıtır kıtır keseceğiz" gibi sözler söylediği tutanaklara yansıdı. Malatya Valiliği ise Günaydın'ın hareket ve konuşmalarının kaydedildiği hiçbir kamera kaydının silinmediğini açıkladı.
Dosyada, terörle mücadele şubesinde görevli bir polisin, "50. kasette Günaydın'ın rezillik çıkardığı, Zirve Yayınevi'yle ilgili konuşmaya çalıştığı, görevli polisin konuyu kapatmaya çalıştığı yönünde bilgiler olduğunu arz ederim" şeklindeki tutanağı yer aldı.
7 - Malatya Başsavcılığı'na ulaşan suç duyurusunda, Üsteğmen H.İ.'nin, M.Ü. adlı komutanın telkiniyle, R.A. adlı öğretim üyesiyle konuştuğu, öğretim üyesinin de Günaydın'ı katliama azmettirdiği belirtildi. Askeri savcılıkça soruşturulan H.İ.'nin katliam soruşturmasında kamera sistemini değiştirmekle görevlendirildiği açığa çıktı.
Telefon skandalı
8 - Sanıkların sadece üzerlerinde bulunan telefonlara ilişkin araştırma yapıldı. Son 6 ayda 35 telefon kullanan Günaydın'ın, 38 telefon kullanan Gürler'in, 17 telefon kullanan Çeker'in ve 16 telefon kullanan Yıldırım'ın diğer numaraları araştırılmadı.9 - Araştırılan numaraların dökümleri ilginç bağlantıları açığa çıkardı. Sanıklardan Yıldırım'ın, İstanbul Kartal Savcısı R.H.B. ile Ankara Özel Harekât Daire Başkanlığı'ndan C.B.'ye ait telefonları aradığı ortaya çıktı. Sanıklardan Çeker'in de adresi Malatya 2. Ordu Lojmanları olarak geçen K.D. ile görüştüğü anlaşıldı. Günaydın'ın da katliamdan kısa süre önce Ruhi Polat'la 18 kez görüştüğü açığa çıktı. Aranan bu kişiler, telefonlarla yakınlarının konuştuğu savunmasını yaptı.
İfadeden vazgeçti
10 - Mersin'de cinayet suçundan hükümlü olan ve Hrant Dink cinayetiyle ilgili olarak da soruşturulduğunu öne süren M.D., Günaydın'ı azmettirenleri bildiğini bildirdi.Geçmişte ülkücü olduğunu ifade eden M.D., önce Mersin'de sonra Adıyaman'da sorgulanmak istenince, güvenliği sağlanmadığı için ifade vermekten vazgeçti.
11 - Savcılık, cezaevi yönetiminin olumsuz görüşüne rağmen, Günaydın'ın avukatının, cinayeti Günaydın'ın işlediğini söyleyen diğer 4 sanıkla görüşmesine izin verdi.
12 - Öldürülen Geske'nin eşi Susanne Geske, olaydan 20 gün önce evlerine 4 kişinin geldiğini, geç saate kadar Hıristiyanlıkla ilgili soru sorup oturduklarını söyledi. İsmi saptanan bu kişiler ifadeleri alınıp bırakıldı.
13 - Mağdur avukatlarının kullandığı 3 ayrı elektronik posta adresi, davanın ilk duruşması öncesinde engellendi. Bu postalardan yapılan özel yazışmalar bazı basın organlarına sızdı.
MALATYA'DA KİM KİMDİR?

Cafe