
Güneri CIVAOĞLU
Bugün
Ya 'SABAH-zedeler?'
SABAH ve atv'nin Çalık grubuna satılış ve TMSF'den onay aşamaları tamamlandı.
RTÜK ve Rekabet Kurulu'nda takılacağı da sanılmıyor.
Satış bedeli 1 milyar 100 milyon dolardan nerelere, kimlere, hangi ödemeler yapılacağı belli. Peki... SABAH ve iştiraki olan yan şirketlerden hisse senedi almış "iyi niyetli" yurttaşa olan borçlar n'olacak?
Sabah Yayıncılık'tan 15 bin 657, Medya Holding'den 17 bin 149, Sabah Pazarlama'dan 5 bin 383 hisse sahibi yurttaş, bir bardak su mu içecek?
10 binlerce mağdur yurttaş "yok" mu farz ediliyor?
TMSF'nin hiçbir açıklaması, uyarısı olmadan, "iyi niyetli yurttaş" tasarruflarıyla bu holding ve şirketlerinden hisse senedi almışlar.
Bonozedeler ve SABAH-zedeler
Ve... El konma sonucu, holdingin ve şirketlerin borsadaki işlemleri kapatılmış.
10 binlerce kişi ortada kalakalmış.
Tıpkı İmar Bankası'nın yetkisi olmadığı halde çarşaf çarşaf gazete ilanlarıyla hazine bonosu, devlet tahvili satışları nedeniyle alım yapmış bonozedeler gibi "SABAH-zedeler" bekleyişe geçmişler.
SABAH-atv, bunların arkasındaki Medya Holding, Sabah Yayıncılık, Sabah Pazarlama satılır ve haklarımız faizleriyle birlikte ödenir diye düşünülmüş.
Ama... Acı gerçek şu ki, 1 milyar 100 milyon dolardan ödeme yapılacaklar listesinde onlar yok.
Yani... Cezayı ödeyenler onlar...
Bu şirketleri batıranlar, borsada tahtayı kapatanlar hisse sahipleri mi?
Bonozedeler gibi "SABAH-zedeler" için de bir çözüm üretilmelidir.
İktidar, iddia ettiği gibi "insan odaklı"ysa, bunu kanıtlamalı.
SABAH'ın yayımlandığı ilk gündü. Odama gelen arkadaşlar; "İyi haberlerimiz var. SABAH'ın ilk sayısının neredeyse yarısı bayi tezgâhlarında kaldı" dedi.
Onlara göre SABAH, ölü doğmuştu. Batacaktı.
Arkadaşlarıma şöyle dediğimi hatırlıyorum:
"SABAH'ı yayımlayan Bilgin ailesini tanırım. Buraya bir sermaye, 3 nesil gazeteciliğin kredisi kondu.
Sevgili arkadaşım Güngör Mengi, o gazetenin omurgasıdır. Başarısını isterim.
Dostum Rahmi Turan, Babıâli'nin çilehanesinde yetişmiştir. İyi ustalarla çalışmıştır. Kendisi de iyi gazetecidir. El attığı gazetenin tutmadığını görmedim."
Sezilerim bana, "Satış grafiğinde çizginin dibe vurarak yükselişe geçeceğini" söylüyordu. Ve öyle oldu.
İlginçtir ki... Aradan bir süre geçti. SABAH'ın ilk sayfasında yazmaya başladım.
11 güzel yıl geçirdim. Hâlâ devam eden değerli dostluklar kurdum. Onlardan en yakın olduklarımdan çoğu şimdi VATAN'da. SABAH'ta kalanlardan da çok yakın dostlarım var.
Gazeteciliği orada mutlulukla sürdürsünler.
Çok gruplu ve çok sesli medya, gazeteciliğin daha özgürce yapılabilmesinin önemli bir koşuludur.
SABAH ve atv'nin devlet tarafından hacir altına alınmış olmaktan kurtarılarak özel kesime geçmesi elbette gerekliydi.
Fakat... Kamuoyunun bazı kaygılardan arınması gerekir.
Özellikle satışa tek bir firmanın katılması ve ihale tanımının özündeki fiyat artırımının olmayışı kaygılardan biridir.
Başvuru yapan kuruluşların çekilmeleri de, mülahazat hanesine birer soru işareti çizmiştir.
SABAH-atv'yi satın alan Çalık Holding Genel Müdürü'nün Başbakan'ın damadı olması, "İktidar yanlısı medya mı oluşturuluyor?" kuşkularını beslemekte.
Yabancı sermaye bu satışa ilgi duyuyordu.
Yüzde 25'ten yüksek yabancı sermaye hissesi olamayacağı yolundaki hüküm, 1 milyar doları aşkın bir yatırımda fren yaptırıyor. Göstermelik "maske" isimlerle yüzde 25'in üzerinde hisse alarak kontrolü ele geçirmek de bir yol ama halka açık uluslararası şirket bunu yapamaz.
Acaba iktidar, hazırlamış olduğu "yabancı sermayeye yüzde 50 hisse öngören" tasarıyı yasalaştırdıktan sonra ihale açsaydı, 1 buçuk milyar doları bile yakalayamaz mıydı?
Bir şey daha... Bu grup 1930'dan bu yana iş hayatında. Tekstil ve inşaat sektöründe büyümüş. Ancak pek bilinmiyordu. Medyaya girdikten sonra kendini hep projektörlerin altında bulacaktır.
gunericivaoglu@milliyet.com.tr

Cafe