‘Arızalıktan‘ cevher çıkaranlar
nornek@milliyet.com.tr
O ne ilkti, ne de son olacak… O yaşadığı dönemde her gün konuşulacak, kınanacak, yadırganacak ama bir taraftan da bağımlılık yaratacak…''Back to Black'' albümü ve de albümün ilk şarkısı ''Rehab'' ile tam 6 dalda Grammy Ödülleri’ne aday gösterildi 24 yaşındaki şarkıcı Amy Winehouse...
Sesindeki kudretin suçu, insan onu görmeden dinlerken zihninde Billie Holliday, Aretha Franklin ya da bazen Janis Joplin tipi bir kadın çiziyor… Karşısında esmer, bulimianın pençesinde sıska, renkli gözlü; saçı, giyimi ve makyajıyla ''Evli ve Çocuklu'' dizisindeki Peggy karakterini andıran, dövme kataloğu gibi genç bir kadın görünce de şaşırıyor.
Muhteşem bir sesi, acılarından harika şarkılar çıkarma gibi bir özelliği ve bu sayede pek çok ödülü var. Ama bir türlü İngiltere’nin medarı iftiharı olamıyor; çünkü o hemen hemen her gün bir sorun yaratıyor. İngiliz tabloid gazetelerinin sayfaları onun skandallarıyla dolup taşıyor.
Amy kokain kullanıyor.
Amy rehabilitasyonda.
Amy bir ayrılıp bir barıştığı sevgilisiyle birden evlenivermiş…
Amy ile kocası otelde kavga etmiş, kan çıkmış…
Kocası hapse girdi. Amy sabahın 4’ünde Kate Moss’un kokain bağımlısı eski sevgilisinin de katıldığı bir parti verdi.
Yine saat sabahın 4’ü… Winehouse yine parti veriyor, bu nedenle de ‘bir koli’ lolipop almak için soğuk havada kot-tişört dışarıda... Ertesi gece mi? Amy yine sokaklarda, hem de aynı kıyafetle…
Bu kadar olay, evlenme kısmını saymazsak 1 hafta, onu da sayarsak 6 ay içinde oluyor.
Karanlığa dönüş
Yeniden dinliyorum onu…. Özellikle de albümde dinleye dinleye eskitemediğim üç şarkısını:Rehabilitasyon sürecini anlattığı ''Rehab'', aldatmayı/ aldatılmayı/acıyı/hayalkırıklığını/mutsuzluğu/ karanlığı ‘söylediği’ ''You Know I’m No Good'' ve ''Back To Black''i.
Onda Ajda Pekkan şarkıları misali, ''Sen bana ettin, ben de sana edeceğim; gezeceğim, göreceğim sana neler edeceğim'' havasından eser yok, direkt kendine dönük suçlamalar, başı kuma gömmeler, karın ağrılarıyla kıvranmalar var.
En canlısıyla kanlısıyla bir şey hissediyor, kavgasını ediyor, belki bu yüzden çirkin de görünüyor ama bir şekilde çok gerçek duruyor…
Dipten petrol fışkırtanlar
Ama Amy Winehouse tek değil. Andy Warhol, Mao’dan Marilyn Monroe’ya birçok insanın yüzüne renk verdi diye çok mu cıvıl cıvıldı, çok mu iyi, çok mu cömert?Yazdıklarını hayranlıkla okuduğumuz pek çok adam lanet adamın tekiydi…
Düşünen adam (Le Penseur) heykelinin yaratıcısı Rodin, bir dehaydı ama hem muhteşem bir sanatçı hem de kendisine model olan sevgilisi Camille Claudel’i zıvanadan çıkarıp büyük bir yeteneği hiç etmedi mi?
Şimdi bizden aklıma hemen Teoman geliyor… Sık sık alkollü halde ‘güzellikleriyle’ görüntülenen, ''Ramazan hakkında ne düşünüyorsunuz?'' sorusuna katıksız doğallığıyla ''Pideyi seviyorum'' yanıtını veren ya da yeni olayı, gazeteci yumruklayan Teoman… Çoğu zaman olduğu gibiliği hoşuma gidiyor; bana temiz raporu, sabıka kaydı vermesi de gerekmiyor zaten. Amy Winehouse gibi, rezillik de yapsa, bakar bakar yine de dinlerim.
Ama sanatçı sorunlu bir tip olacak diye bir şey de yok, bizde istendiği gibi sütten çıkma ak kaşık olacak diye de… Ama ''arızalıktan iş çıkarabilenler'' en iyileri oluyor sanki… Amy Winehouse’u dinleyin dememe gerek var mı?

