
Ece TEMELKURAN
Kıyıdan
Kürt ve Türk palmiyeleri kardeştir!
Yarından itibaren Milliyet gazetesinde "Kürt Siyaseti Yol Ayrımında" başlıklı bir yazı dizisi okuyacaksınız. Yazı dizisini hazırlamak üzere buralardayım/ oralardayım birkaç gündür. Siyaseti ve diğer son derece ciddi meseleleri hafta içine bırakalım. Bugünkü meselemiz palmiyeler. Neden? Çünkü bazı hususları merak ediyorum.
Palmiye çılgınlığı
Türkiye'nin herhangi bir yerinde, doğal olarak, kendiliğinden palmiye oluyor mu? Çam ormanlarının olduğu memleketlerde şehir merkezlerine dikilen palmiyeler nereden geliyor? İzmir'in palmiyeleri ben kendimi bildim bileli var da mesela Antalya Kemer'e nedense dikilen palmiyelere ne kadar para harcandı?
Memlekette palmiye görme isteği uyandıran toplumsal estetik bir değişim mi yaşandı? Niçin yurdun dört bir köşesinde canlısı olsun, plastiği olsun, ışıklısı, neonlusu olsun bir palmiye çılgınlığı yaşanmakta?
Türk-İslam sentezi
Yoksa bu Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek'in başını çektiği ve insanın nutkunun tutulmasına yol açan yapay şelaleler, "Türk-İslam Sentezi Niagara'larından" sonraki delilik mi? Kim icat etti bu palmiye işini? Ve bu icat sahipleri nasıl olup da Diyarbakır'da palmiye olması gerektiğine ikna etmişler insanları?
Kürt halkının gördüğü büyük zulüm yetmezmiş gibi üzerine dikilen bu plastik palmiyeler de nesi? İşte bütün bunları kendi kendime sorarken foto muhabiri arkadaşım Yurttaş Tümer (yine yollardayız tabii ki) dedi ki:
"Yahu ben de sana onu söyleyecektim. Malezya'da yazdın ya sen bu plastik palmiye işini. Bana imalatçısından mail geldi. Adam anlatmış, nasıl yapıyorlar, konteynerlerle nasıl gönderiyorlar. Malezya'dan gönderiyorlarmış adamlar."
Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde bahtsız coğrafyamıza reva görülen Ilımlı İslam Projesi'nin bir yığın berbat sonucunun yanı sıra bu da var yani. Kuala Lumpur, İstanbul ve Kayseri'de (orada da var bu palmiyelerden) plastik ucubeler olmasının yanı sıra bir de işin içine Kürtler de bulaştırılmış.
Diyarbakır'da yeni açılan süper sosyetik alışveriş merkezinin önünde bir sürü plastik palmiye. Cart yeşil. O kadar canlı ve dayanıklı görünüyorlar ki bu savaş bütün bu toprakları, bütün bu insanları yok etse bile, diyelim ki iki yüzyıl sonra buralara tarihi kazı yapmaya gelenler tarihi buluntular olarak bir tek bu plastik palmiyeleri bulabilirler.
Kürt halkı hakkında "Palmiyelere büyük önem verirlerdi, törenlerde kullanırlardı, kutsal sayarlardı" gibi zırvalayabilirler. Ankara, Kayseri, İstanbul'da yapılacak tarihi kazılarda da aynı palmiyeler bulunursa şöyle diyebilirler arkeologlar:
"Türk ve Kürt halkları palmiyeyi kardeşliğin bir sembolü olarak gördükleri için bütün şehirlere bunlardan dikmişlerdi."
Ya da:
"Palmiye yaşamı, bolluğu, bereketi yansıttığı için..." filan gibi.
Kader ortaklığı!
Maytap geçmeden söyleyecek olursak, bence bugün de plastik palmiyeler bazı şeyleri sembolize ediyor. Birincisi, işbaşındaki estetik görgüsüzlük acayip bir hırsla bütün memleketi ele geçirmek istiyor.
İkincisi, bu hikâye hep AKP'li belediyelerin ve AKP'ye yakın sermayenin altından çıktığına göre müthiş şahane ve uluslararası bir ticaret var ortamlarda.
Üçüncüsü, Kürt ve Türk halklarının kaderi aynı talihsizlik noktasında ortaklaşmaktadır. Her iki halk da aynı angutluk tarafından yönetilmekte ve yönlendirilmektedir.
İyi pazarlar!
ecetem@hotmail.com

Cafe