
Derya SAZAK
Siyaset Günlüğü
Kandil'i vurmak
ABD, Irak hava sahasını açtı; F-16'lar Kuzey Irak ve Kandil'deki PKK kamplarını vurdu.
Genelkurmay Başkanlığı operasyonun başarıyla tamamlandığını, hedef alınan yerlerde tam isabet sağlandığını ve sivillere zarar verilmediğini açıkladı.
Harekâtın gece yarısından sonra gerçekleştirilmiş olması, uçaklara havada ikmal yapılması ve sınırdan 130 kilometre uzaklıkta Kandil'deki PKK karargâhının bombalanması Ankara'yı askeri ve siyasi açıdan tatmin etmiş gözüküyor. Hakkâri-Dağlıca baskınından sonra "Daha ne bekliyorsunuz?" telkinlerinden bunalan Büyükanıt Paşa, hayli rahatlamış olmalı ki, "PKK artık ayağını denk alsın. Unutmasın ki, artık bizim için onların kampları BBG evi gibidir" diye konuştu. Başbakan Erdoğan da kış koşullarında güç bir harekâtı başarıyla gerçekleştiren pilotları ve TSK mensuplarını kutladı.
Washington'da 5 Kasım'daki Bush-Erdoğan zirvesini izledikten sonra bu operasyonun yapılacağını çok net şekilde yazmıştık:
"Başbakan Erdoğan'ın Beyaz Saray ziyaretinin ardından Türkiye'nin PKK hedeflerine yönelik "sınır ötesi" harekâtının önünde bir engel kalmadı. ABD, Türkiye ile birlikte operasyona katılmayacak. Ancak istihbarat sağlayacak.
Türkiye öncelikle havadan PKK terör örgütünün Kuzey Irak ve Kandil'deki kamplarını vuracak!" (6 Kasım 2007, Siyaset Günlüğü, Milliyet)
PKK'nın 22 Temmuz öncesi ve sonrası eylemlerini artırarak Güneydoğu'da 1990'lara benzer çatışma ortamı yaratmaya çalışması karşısında sınır ötesi harekât TSK açısından kaçınılmaz hale gelmişti.
TBMM'nin hükümete verdiği yetkiyle operasyon süreci başladı.
ABD geç de olsa "5 Kasım mutabakatı" ile bu yolu açtı. Pentagon ile Genelkurmay arasında bilgi akışı ve "ortak düşman" ilan edilen PKK'nın Kuzey Irak'taki varlığına son vermek üzere birlikte hareket etme kararlılığı sağlandı.
Kuşkusuz bu arada Kandil boşaltılmıştır!
Harekât zamanında yapılmış olsaydı etkisi daha fazla olurdu. Onca gencimizi de kaybetmezdik! Ancak Lübnan'dakine benzer "İsrailvâri" bir harekâtın yol açacağı tepkiler Türkiye'yi Kuzey Irak'ta "işgalci" durumuna düşürebilirdi. O nedenle "serüvenci" yaklaşımlardan kaçınıldı. Böylece Türkiye hem "savunma hakkı"nı kullanmakta hem de Kuzey Irak'ı üs olarak kullanan PKK'yı sınır ötesinde kuşatmaktadır.
Terör örgütüne karşı askeri ve psikolojik üstünlük sağlanırken siyasetin şimdi PKK'ya tümüyle silah bıraktıracak çözümleri üretmesi gerekiyor. Kürt sorunu "terörle mücadele"den bağımsız çözümleri de içermektedir.
Bu uğraş, iktidar kadar muhalefetin de görevidir.
dsazak@milliyet.com.tr

Cafe