TORBADAKİ RAKİPLER
Yıldızlardan dünyaya
Soğuk suratlı Schuster, Real'i değiştirmek istiyor şimdi. Bu kez takım elbisesini giymiş bir şekilde Bernabeu'da. Ve kramponlarıyla özgür bir ruh olan Alman, takım elbisesiyle Almanlığını hatırlamış durumda. İlk şart oyun disiplini artık. Herkes değişiyor, ne diyelim
MEHMET DEMİRKOL Fenerbahçe'nin eşleşebileceği 7 muhtemel takımı analiz ediyor
REAL MADRID
Biliyorum saçma bir şey şu anda yaptığım. Real'i anlatmak da ne ola ki. Ortalama bir Türk seyircisi belki Fenerbahçe'den, Galatasaray'dan fazla izliyor Real'i. Ama görev işte.
Şampiyonlar Ligi'nde oynadığı 6 maçın sadece 3'ünü kazanabildi Real Madrid.
Asrın takımı için aslında korkunç bir tablo bu. 11 puan toplayabildiler. Tabii yıpratıcı ve zor bir gruptan geldiler. Olympiakos, Bremen, Lazio arasından. İkili averajla ikinci olan Pire takımına yenilmemeleri sayesinde tepeye oturabildiler. Bremen yenilgisi sonrası liderlik sıkıntıya girmişti, ama Lazio galibiyeti onlar için çıkış yolu oldu. 13 gol attılar, tam 9 gol yediler. Bu sayıya rağmen Casillas'ın Devler Ligi'nin en iyi kaleci performansını çizdiğini de çoğu söylüyor. Neresinden bakarsanız Real için ilginç bir tablo.
Bilirsiniz, İspanya'da kontratlara bir serbest kalma ücreti konur. Misal, Figo 56 milyon euro civarındaki bu serbest kalma ücreti ödenerek alınmıştı ve Barça'nın yapacağı bir şey yoktu bu konuda. Elleri kolları bağlıydı. Bu genel olarak ölçüp biçmeden konan bir rakamdır. Çoğu standart oyuncu için bile 30-40 milyon euroyu bulur.
Ancak gerçek piyasa değerleri de var tabii ve bu kulunuza kalırsa bir takımı en çok bu anlatır. Bu takribi değerlere göre Real'de 10 milyon euro üstü para eden tam 16 oyuncu var.
Toplam değer ise 390 ile 450 milyon euro arasında gösteriliyor.
Bu Ramon Calderon'un göreve gelir gelmez söylediği "Artık yıldız bir takım lazım, yıldız oyunculardan çok" açıklamasıyla örtüşüyor mu diye soruyor çoğu tabii? Bu yıl tam 120 milyon euro harcadılar.
Ancak unutulmaması gereken şu: Evet 'bir normal oyuncu fiyatları vardır, bir de Chelsea fiyatı' deyişine Real'i de eklemek gerekir. Chelsea'nin hemen yanına.
Özel bir adam
Bugün Barça üyeliğinin hâlâ devam etmesiyle tartışılan son Alman virtüzün futbolunu hatırlayacak yaşta olanların kalbi, Barça'yı da tutsalar, Real de ona hep sıcak bakmıştır. En büyüklerdendi Schuster ve şimdi ondan o oyunun izlerini bekliyor herkes. Real, Barça ve Atletico Madrid'de oynamış olmasıyla özel bir adam o. Grand teknik bir Alman. Ve özgür bir ruh. Köln ekolünün her zaman Bayern'in sıkıcılığını yumuşattığı Alman Milli Takımı'nda çok durmamıştı hatırlarsınız. Hemen, çok çabuk reddetmişti milli takımı. Önce İspanya, sonra Meksika'ya kadar uzanmıştı bir de. Daha sıcak bir yerlerde olmak isteyen soğuk suratlı bir adam o.Bu ruh Real'i değiştirmek istiyor şimdi. Bu kez takım elbisesini giymiş bir şekilde Bernabeu'da. Ve kramponlarıyla özgür bir ruh olan Alman, takım elbisesiyle Almanlığını hatırlamış durumda. İlk şart oyun disiplini artık. Herkes değişiyor, ne diyelim.
Her hocayla sorun yaşayan Nistelrooy da hakkını veriyor oyunun. Asla direkt 11 oyuncusu olmayan Guti, Schuster'le belki de ilk kez vazgeçilmezliğe yakın. Robinho nihayet Avrupalı gibi. Heinze ve Pepe'yle güçlendirilmiş alternatifleri artmış savunmanın arkada Casillas gibi bir marka varken yaşadığı güçlüğü anlamak zor tabii. Evet ligin, Barça'dan sonra en az yiyeni ve en çok atanı Real. Ama Şampiyonlar Ligi performansının herkesi mutlu ettiğini söylemek zor.
Dürüst olalım
Zidane'a, Carlos'a, Beckham'a alışmış bir takımın tutulduğu bir kekemelik bu. Robben ve Schuster'in kesin bir şekilde istediği, çok önem verdiği Sneijder gibi oyuncuların katkısının daha tam olduğunu söylemek zor. Aşağıda yazacağım ideal kadro da yalan olacak. Çünkü böyle bir şey yok. Baptista'nın Diarra'nın hemen önünde oynadığı Lazio maçından daha güzel ne anlatabilir Schuster'i? Real'i anlatmak zor.Sadece bahsi geçen kurum "asrın kulübü" unvanını taşıyor demek bile yetmez mi zaten?
Ama şunu söylebilirim ki, yakın gelecekte yeniden Avrupa'nın tartışmasız kralı olma ihtimalleri hiç az değil.
Peki Real çıksa nasıl olur? Tabii ben söylemeyeceğim. Siz cevap verin.
Dürüst olalım sizce nasıl olur?
İdeal kadro
4-2-3-1
Casillas
Marcelo
Cannavaro
Pepe
S.Ramos
Robinho
Guti
Sneijder
Raul
van Nistelrooy
KÜNYESİ
Kuruluş: 1902
Renkleri: Mor - beyaz
Stat: S.Bernabeu (80 bin kişi)
Başkan: Ramon Calderon
Teknik direktör: Bernd Schuster
Başarıları: 5 kez Şampiyon Kulüpler Kupası, 3 kez Şampiyonlar Ligi, 1 kez Süper Kupa, 3 kez Kıtalararası Kupa, 2 kez UEFA Kupası, 30 kez İspanya Ligi, 17 kez İspanya Kral Kupası, 7 kez İspanya Süper Kupası şampiyonluğu
| TAKIMLAR | O | G | B | M | A | Y | P |
| Real Madrid | 6 | 3 | 2 | 1 | 13 | 9 | 11 |
| Olympiakos | 6 | 3 | 2 | 1 | 11 | 7 | 11 |
| W.Bremen | 6 | 2 | 0 | 4 | 8 | 13 | 6 |
| Lazio | 6 | 1 | 2 | 3 | 8 | 11 | 5 |
DEVLER LİGİ MAÇLARI
R.Madrid-W.Bremen: 2-1Lazio-Real Madrid: 2-2
R.Madrid-Olympiakos: 4-2
Olympiakos-R.Madrid: 0-0
W.Bremen-R.Madrid: 3-2
Real Madrid-Lazio: 3-1
SEVILLA
Can sıkıcı bir ihtimal
Çok alternatifli bir kadroları var. Rakip için can sıkıcı bir sağ kanat organizasyonları da. Ve en kötü yönleri de bu takımlar arasında bu ligde bir şeyler yapmayı en çok isteyen ekip olmaları. Sevilla oyun stili açısından Fenerbahçe'ye en ters gelecek ekiplerin başında Herhalde bu ülkede Sevilla'yı en yakından tanıyan isimlerden biri olan Okay Karacan'ın "Fenerbahçe'nin karşısına çıkabilecek en zor rakip Sevilla" demesinin üzerinde durmak gerekiyor.
Kağıt üzerinde isim parlaklığına bakıldığında, Real Madrid, Barça, Manchester, Chelsea olmayabilirler, ama ruhları ve oyunları açısından belki hepsinden daha parlak bir ekip Sevilla. Başkan Jose Maria Del Nido'nun, Juande Ramos'u, İngilizler'in savurgan ve şımarık çocuğu Tottenham'a kaptırmasının ardından zor günler yaşadığını söylemeye gerek yok. Ama ne yalan söyleyeyim bugünlerde kimse onu aramıyor. Onun gidişiyle Tottenham'ın 60 milyon poundluk bir harcamayla Kanoute ve Alves'ı de transfer etmesi gündeme oturmuştu (Kanoute'nın 2005'te Spurs'ten geldiğini de unutmayalım bu arada).
Del Nido bu sıkıntıyı iyi, hem de çok atlattı.
Kanoute lokomotif
Okay'ın ilginç saptamalarıyla devam edelim.Takımda dengeler bozulmaya başladığında, Sevilla standardının yavaş yavaş dışına çıkılmaya, oyuncular, özellikle de Alves'te durgunlaşma baş gösterdiğinde, takımın ayakta duran, bütünlüğü sağlayan performansının Keita'dan geldiğini söylüyor Okay. Buna hak vermemek mümkün değil. 27 yaşındaki Mali asıllı Fransız oyuncu parlak performansıyla, "dikkat çekiyor" klişesinin de ötesine geçmiş durumda. Parlıyor.
"Ve hatta Lampard, Gerrard standardına yükseldi" diyor Karacan. Evet Konute'yi yukarı taşıyan, Alves'in, Navas'ın mutsuzluğunu gideren etkenlerin başında onun lokomotif rolü var. Takımı yukarı taşıyan bir lokomotif, mevkisi ne olursa olsun, bugün bir teknik direktörün ihtiyaç duyduğu ilk etmenlerden biridir, biliyorsunuz. Hatta tanık oluyorsunuz bizzat Fenerbahçe'de. Bkz. Roberto Carlos.
Hedef değişti
Ama Ramos'un ayrılması sonrası göreve getirilen alt yapıdan yükseltilen Manuel Jimenez'in de hakkını vermek gerekir. Belki Keita'dan daha çok.Yine Okay'ı dinleyelim: "Onun alt yapıdan gelen ve hemen herkesin sevdiği bir hoca olması, oyuncuların çoğuyla bir kader birlikteliği yapmış olması, takımın moralini, ayrılmak isteyen Alves gibi genç yıldızların, Navas'ın kararının değişmesinde temel etken" diyor Okay.
Bu hamleyle oluşan ruh, başkan Del Nido'ya "Kimseyi satmak istemiyoruz. Barça ve Real gibi her yönden, özellikle de ekonomik açıdan güçlü olmayabiliriz. Ama artık para için oyuncu satmak değil, UEFA Şampiyonu standardının üzerine çıkmak istiyoruz" dedirtti.
Sevilla İspanya'nın oyuncu fabrikalarından biri (Bakınız Sergio Ramos, Antonio Reyes). Belki West Ham'ın İngiltere için anlamı neyse Sevilla'nın da o. Onlar bir dönem banliyöleri Betis'in parlak performansını izlerken, hem yetiştirip, hem aldıklarını parlatıp, hem de satarak büyük başarılara ulaşmayı bildiler. Betis çok geride artık. Şimdi çıtayı bir üste taşımak istiyorlar. Şampiyonlar Ligi standardında bir takım olmak ve büyümek amaçları. İşte West Ham'dan farkları da bu ve dünya yüzerindeki iyi yetiştiricilerden farkları.
Anadolu dikkat!
Bizim büyümek isteyen Andolu takımlarının da artık Ajax modeli klişesinden kurtulup onlara bakmalarını tavsiye ederim.Ligde oynadığı maçların yarısında yenilmiş bir takım, yenigiye de alışıktır diye düşünülebilir.
Öte yandan çok alternatifli bir kadroları var. Rakip için can sıkıcı bir sağ kanat organizasyonları da.
Ve en kötü yönleri de bu takımlar arasında bu ligde bir şeyler yapmayı en çok isteyen ekip olmaları.
Okay'a katılıyorum. Sevilla oyun stili açısından Fenerbahçe'ye en ters gelecek ekiplerin başında.
İdeal kadro
4-4-2
Palop
Adriano
Dragutinoviç
Fazio
Daniel Alves
Diego Copel
Keita
Poulsen
Navas
Kanoute
Luis Fabiano
KÜNYESİ
Kuruluş: 1905
Renkleri: Bordo - beyaz
Stat: R.Sanchez Pizjuan (45 bin kişi)
Başkan: Jose Maria del Nido
Teknik direktör: Manuel Jimenez
Başarıları: 2 kez UEFA Kupası, 1 kez Süper Kupa, 1 kez İspanya Ligi, 4 kez İspanya Kral Kupası şampiyonluğu
| TAKIMLAR | O | G | B | M | A | Y | P |
| Sevilla | 6 | 5 | 0 | 1 | 14 | 7 | 15 |
| Arsenal | 6 | 4 | 1 | 1 | 14 | 4 | 13 |
| Slavia | 6 | 1 | 2 | 3 | 5 | 16 | 5 |
| Steaua | 6 | 0 | 1 | 5 | 4 | 10 | 1 |
DEVLER LİGİ MAÇLARI
Arsenal-Sevilla: 3-0Sevilla-Slavia: 4-2
Sevilla-Steaua: 2-1
Steaua-Sevilla: 0-2
Sevilla-Arsenal: 3-1
Slavia-Sevilla: 0-3
YARIN:

Cafe