Ailemizin parçasıydı
Önemli roller oynadı; ama hiçbir zaman "Sersem Kocanın Kurnaz Karısı"ndaki Tomas Fasulyaciyan, 'Cumhuriyet'teki İsmet Paşa, 'Ekmek Teknesi'ndeki Nusret Bey diye anılmadı. O hep 'Savaş Dinçel'di, öyle de kaldı. Kalabalık bir aile bırakarak ayrıldı
Miraç Zeynep Özkartal
Bazı aktörler vardır, şöhrete boğulmuş görünmezler, ama hemen herkesin gönlünde yerleri vardır. İsimleri telaffuz edildiğinde muhakkak "Çok severim" cümlesiyle karşılanır, kendilerini hiç tanımayan milyonlarca insanın yüzünde bir tebessüme neden olurlar.
Varlıkları nasıl iç ısıtırsa, yoklukları da aileden birinin kaybı gibi karşılanır. Türkiye'nin yetiştirdiği bu tür aktörlerden biri, Savaş Dinçel, önceki gece, ardında belki kendisinin bile tahmin edemeyeceği kadar kalabalık bir aile bırakarak ayrıldı aramızdan.
Ekim ayında aort anevrizması geçirmişti. Eşi Sumru Dinçel ve can dostu Müjdat Gezen, iyi ki de sıkı bir taraftarı olduğu Fenerbahçe maçını kaçırmak istemeyen Savaş Dinçel'i dinlememiş, onu hastaneye yetiştirmişlerdi. Kısa sürede iyileşmiş, "Sessiz Gemiler" dizisinin setine bile dönmüştü.
Eşi, dostu, son yılların en yetenekli dekor tasarımcılarından biri olan oğlu Barış Dinçel, sevenleri, hayranları rahat bir nefes almışlardı. Ama önceki gece evinde fenalaştı Dinçel, yine apar topar hastaneye götürüldü fakat bu sefer "ecel gelmişti cihane".
Memorial Hastanesi Kalp Cerrahisi Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, önceki gece geç saatlerde Dinçel'in ağır iç kanama neticesinde hayatını kaybettiğini açıkladı. Adının yanında açılan (1942- ) parantezini önceki gece böylece kapattı Dinçel. Tam 2. Dünya Savaşı sırasında doğmuştu, adı da bu çağrışımla kondu. 'Harp' sözcüğü 'savaş'a dönüştüğünde ilginç gelmişti belli ki anne - baba Dinçellere.
İstanbul'un Fatih semtinde üç erkek kardeşin sonuncusu olarak doğdu Savaş Dinçel. İstanbul Erkek Lisesi'ni bitirdikten sonra İstanbul Belediyesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'ne girdi. Yaşam boyu en yakınında olacak Gezen ile dostlukları burada başladı. En büyük alkışları da, cezaevi ranzalarını da paylaştılar.
Kitabı toplatılıp yakıldı
12 Eylül askeri darbesinde, ilk kez 1962'de profesyonel olarak sahneye çıktığı İstanbul Şehir Tiyatroları'ndan ayrılmak zorunda kalmıştı Dinçel. Amatör olarak başladığı karikatüristliğe Güldürü Üretim Merkezi'nde profesyonel olarak devam etti bu dönemde. 1983 yılında Müjdat Gezen ile beraber hazırladıkları "Çizgilerle Nâzım Hikmet" kitabında 'komünizm propagandası' yaptıkları gerekçesiyle tutuklandılar. Çıktıkları mahkemede dava düştü, kitap toplatılıp yakıldı, ancak yaşadıkları endişe ve hayal kırıklığı hep kaldı.Aynı dönemde Günaydın gazetesinde de karikatürler çizen Savaş Dinçel, tiyatrodan uzaklaşmadı. Şan Müzikholü ve Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu'nda çıktı sahneye. '80'lerde çocuk olanların ezbere bildiği "Artiz Mektebi"ndeki sanatsever hademe Taylan rolünü de bu yıllarda oynadı.
Bu yıl emekli olmuştu
Daha sonra Danıştay'ın onaması ile birlikte Şehir Tiyatroları'na geri döndü. Bu yıl, yaş haddinden emekli olana kadar da oyuncu ve yönetmen olarak görev yaptı ilk gözağrısı kurumunda. "Sadece Şehir Tiyatroları'ndan emekli oldum, tiyatrodan değil! Nerede işimi yapabilirsem oradayım" dediğinde bir daha tiyatro sahnesine çıkamayacağını bilmiyordu.Sanat yaşamı boyunca tiyatrodan televizyona çok sayıda yapımda rol alan Dinçel, tiyatroda "Sersem Kocanın Kurnaz Karısı", "Godot'yu Beklerken", "Meraklısı İçin Öyle Bir Hikaye" ve "Yaprak Dökümü" ile hafızalara kazındı.
"Gül Hasan", "Cumhuriyet", "Ağır Roman", "Dar Alanda Kısa Paslaşmalar", "Eve Dönüş" ve "Abdülhamit Düşerken" filmlerinde, sahnedeki karizmasını beyaz perdeye de hakkıyla taşıdı. Başrolünü paylaştığı ve önümüzdeki yıl vizyona girecek "Suluboya"yı ise göremedi. Son yıllarda çok seyredilen televizyon dizilerinden "Bizimkiler", "Azmi", "Ekmek Teknesi" ve "Sessiz Gemiler"de de yine o vardı.
Kendini fazlasıyla ciddiye alanlara inat, hep eleştirel yaklaştı mesleğine:
"Kazık kadar adam oldum hâlâ oyun oynuyorum. Yaptığım iş iyi, güzel bir şey gibi gözükse de alt tarafı oyun işte..."40 küsur yıl boyunca tiyatro sahnesinde, televizyon ekranında ya da sinema perdesinde önemli roller oynadı; ama hiçbir zaman "Sersem Kocanın Kurnaz Karısı"ndaki Tomas Fasulyaciyan, "Cumhuriyet"teki İsmet Paşa ya da "Ekmek Teknesi"ndeki Nusret Bey diye anılmadı. O hep "Savaş Dinçel"di, öyle de kaldı.
Şimdi, pek çok sanatçının, özellikle 35 yıl arayla aynı lisenin koridorlarında dolaştığı, vaktiyle tiyatro sahnesinde çok severek canlandırdığı Sait Faik'in yanına gitti. On yıllar sonra Türk tiyatro tarihinin sayfalarını karıştıranlar yalnızca iyi bir aktörle değil, 'yürekli', 'sağlam', 'adam gibi bir adam'la karşılaşacaklar.
Cenaze töreni bugün
Tiyatrocu Savaş Dinçel için bugün saat 10.00'da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde bir tören düzenlenecek. Dinçel, törenin ardından Teşvikiye Camii'nde kılınacak cenaze namazından sonra Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedilecek. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Köksal Toptan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay da Dinçel'in vefatı nedeniyle birer mesaj yayımladı.
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

Cafe