Ey galibiyet sen nelere kadirsin!
Haftalardır herkes tarafından eleştirilen Beşiktaş, Ankaragücü maçını 3-1 kazanınca futbol programlarımızın hepsinde övgüye mazhar oldu.Liderin puanı 35, Beşiktaş'ın puanı 31'miş. Fenerbahçe de, Galatasaray da ikinci yarı İnönü'ye geliyormuş. Beşiktaş şampiyonluk iddiasını sürdürüyormuş... O yüzden de Beşiktaş başarılıymış... Mış da mış...
Oynanan oyun kötü ve bunu birçok yazar da ifade ediyor. Ama bizim spor değil, skor yazarları, Beşiktaş son maçta 3 puanı cebine indirince takımı başarılı ilan etti... "3 puanlı sistemde" -ne demekse- bir maça göre başarılı ya da başarısız ilan edilmek... Böyledir bizim buraların spor yazarları...
Puan durumuna göre başarıyı da tartışmak gerekir kanımca. Zevk vermeyen bir futbolla maçlarını paldır küldür kazanmak, yarıştığı rakiplerin puan kayıplarından medet ummak başarının kıstası olmasa gerek... Zannederim ki başarı, belirlenen çıtaya yakın hamleler yapabilme kabiliyetiyle orantılıdır. Maalesef ligin ilk yarısı boyunca bu Beşiktaş'ta görülen son şeydi...
Puan cetveline göre arada sadece dört puan var. Beşiktaş şampiyonluğa da oynar, şampiyon da olur... Ancak bu hafta Galatasaray'ın da, Fenerbahçe'nin de ne top oynayacağını kestirebiliyoruz az çok. Ya Beşiktaş'ınkini? Beşiktaş'ın ne oynayacağını, nasıl oynayacağını bilen var mı? Bir sonraki maçında her sonucu alabilecek kadar belirsizliklere yelken açmış bir takımın şampiyonluk iddiası kendi içinde başarıdır ama üç gün önce, oyuncuların, tarihe geçecek bir maçın (Porto) önemini kavramadan sahada sergiledikleri oyun ligde alınmış bir galibiyetle yok sayılmamalıdır.
Terapist spor yazarları!
Ve bizim spor yazarlarımız nasıl ki gerçeği yok sayarak kriz yaratmayı habercilik sanıyorlarsa, bazen de moral aşılamayı, kendilerini terapist olarak konumlandırma hevesini üzerlerinden atamıyorlar.Zico'yu stajyer ilan edenler, Şampiyonlar Ligi gruplarından çıkınca "Sizi stajyer ilan etmişlerdi" diye soruyor aynı hocaya. Kim ilan etmişti, ne zaman ve neden? Siz değil miydiniz bu yorumları yapanlar? Gaipten mi geldi bu tespitler? İşler değişmeye başlayınca eteklerinin ucunu kıvırıp kenara çekilmeyi, üstlerine çamur sıçratmamayı erdem sayanlar mı belirliyor kim başarılı, kim başarısız diye?..
Konu Beşiktaş'sa birkaç yıldır hiçbir şey sürpriz değildir. Şampiyonluk bileÖ Konu, yazarların yorumlama biçimleriyse orda her şey her şekilde değerlendirilebilir. İçerik belli ama biçim belirsizdir. Bugün Manisa maçında kaybedilecek olası puanlar sonrası neler söylenebilir diye düşününce ne anlatmak istediğim anlaşılabilir.
Madem ki "3 puanlı" bir ligden söz ediyorlar, o zaman bunun "uzun bir maraton" olduğunu da unutmasın sayın yazarlar. Ve hesap defterlerini mümkünse hafta sonu değil, yıl sonu masanın üstüne koysunlar...
Hafta sonları bilanço çıkarmak yerine, bizim sahada göremediklerimizi, oyunu nasıl okuduklarını anlatsalar daÖ Biz futbolu bilmeyenlerin(!) futbol bilgisi biraz daha gelişse...
Eh biraz zor ve zahmetli şeylerden söz ettiğimin farkındayım...
Puan cetveliyse söz konusu olan, sadece onlar değil, herkes görüyor Beşiktaş'ın durumunu... Galatasaray 35 puanla lider, Beşiktaş 31 puanla 4'üncü... Aradaki puan farkı 4... Daha oynanacak maç sayısı 18...
Konuşacak şeyi olan? Yok mu? O zaman önümüzdeki maçlara bakalım ve konuşacak şeyler çıksın diye şerden medet umalım...
Fenerbahçe Federasyonu!
Futbol arenasının esas sahipleri futbolcuların, teknik direktörlerin ve yöneticilerin söylediği ilginç, komik, unutulmayan sözlerin bir bölümünü geçen hafta yayımlamıştık. Tarihe geçen... Bunlar da bayramlık...Ancak, ancak! Sanat dünyasına göz atmadan olmaz...
Herkese sevdikleriyle beraber iyi bayramlar...
Haberiniz var mı?
Bulgaristan'ın 1994 yılındaki kalecisi Borislov Mikhailov sadece kaleyi korumakla kalmamış, tüm şampiyona boyunca saçlarına da büyük bir önem göstermişti. Kupadan kısa süre önce 30 bin dolar ödeyip saç ektiren Mikhailov, onlara öyle özen gösteriyordu ki, saçlarının bakımını yapması için özel bir uçakla kuaförünü de turnuvaya getirtmişti. Bulgaristan yarı finale giden yolda ilerledikçe televizyonlarda daha fazla görünürken, Mikhailov'un saçları da dünya çapında üne kavuştu. Mikhailov da Bulgaristan'a döndüğünde bu ününden yararlanarak bir kuaför dükkanı açtı.
Geçmiş olsun!
Çocukluğunu ve ilk okul çağlarını "Nazi Almanyası'nın dehşet verici disiplin cenderesi içinde geçiren" Feldkamp'tan "baba - ağabey - dost - arkadaş - öğretmen - hoca sıcaklığını beklemenin hayal olduğunu" anlamak için başımı duvara "dank" diye çarpmam lâzımdı; çarptım!..
(Öcal Uluç - Türkiye)
Amin!
Yazımın sonunda sizlerle paylaşmak istediklerim var: Bazen sivri yazdığım, ağır konuştuğum oluyor. Ama özellikle futbolcular biliyorlar ki, hep onların yanındayım. Eleştirilerimde kimsenin kişiliğiyle ilgilenmem. Eskiden yaptığım hataları gençlere anlatmaya çalışırım ki onlar yapmasınlar. Yani bir kompleksim yoktur. O yüzden hepsiyle aram iyidir. Benim eleştirilerim onlara batmıyor. Hepsi ararlar, sağolsunlar. Allah her yazara böyle bir güven nasip eylesin.
(Selçuk Yula - Pas Fotomaç)
Bkz: Son 10 yıl!
Beşiktaş'ın sadece forması ikinciliğe oynar. Biraz üzerine koysan şampiyon olur.
(Orhan Yıldırım - Fanatik)
Hak verilmez alınır Bay Çakar!
Çocukluğumuzdan beri bize bunu böyle öğrettiler. Meğer hepsi yalanmış! İşe bakın; Meclis kanunu çıkartacak, ama bir federasyon kafasına göre iş yapacak. Hem sade bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı hem de 260 delegeden biri olarak hakkımın yendiğini, illegaliteye geçildiğini hissediyorum. Bana hakkımı verin!
(Ahmet Çakar - Sabah)
Mışıl mışıl!
Zavallı Alex... Yediği tekmeler nedeniyle dün gece nasıl uyuduğunu merak ediyorum.
(Necati Bilgiç - Pas Fotomaç)
Genç onlar, hocası!
Bu komedi yaptığı sporun kurallarını bilmeyen fubolcuları ön plana çıkarıyor. Hadi bunu geçtik... Volkan, 80-85 metre koşuyor, herkesin önünde hakeme itiraz ediyor. Volkan'a soralım; bu kuralı biliyor mu, bilmiyor mu? Aynı hareket kendisine yapılsa, tepkisi ne olur? Hakikaten insan gözlerine inanamıyor.
(Mustafa Denizli - Milliyet)
Devre arasını bekle!
Bu üç puan rakamsal rahatlık yaratacaktır, fakat Galatasaray'ın acilen terapiye ihtiyacı var. Feldkamp'ın anlayacağı dille söyleyeyim. "Makinaya yağ lazım usta."
(Kanat Atkaya - Hürriyet)
yakantop@gmail.com

Cafe