
Melih AŞIK
Açık Pencere
Bilimsel müjde...
Dünya ölçeğinde beş para etmez konularla vakit öldüren bir toplumda bilimsel bir buluş haberi elbet insanı mutlu ediyor... Umutlandırıyor...Mutlu haberi bize İstanbul Teknik Üniversitesi'nden araştırmacı Deniz Ceylan veriyor:
"İstanbul Teknik Üniversitesi, 'Polimerik Jeller Araştırma Laboratuvarı'nda Prof. Dr. Oğuz Okay yönetiminde yürütülen çalışmalar sonucunda, petrol ve organik atıklarla kirlenen denizleri temizlemeye yönelik yeni bir sorbent (emici) madde geliştirildi. Bu yeni malzeme, deniz sularından petrol ve petrol türevlerini seçerek çok hızlı emiyor ve emdiği bu atıkları mekanik bir kuvvet altında kolaylıkla bırakarak tekrar tekrar kullanılabiliyor..."
Buluş bütün dünyayı olduğu kadar, her an tanker kazası sonucu deniz kirlenmesine uğrama tehdidi altındaki ülkemizi de ilgilendiriyor. Araştırmacı Deniz Ceylan ekliyor:
"Geliştirilen kauçuk sorbentin 1 gramı 25 gram atık petrolü 1 dakika içinde emiyor. Tekrar kullanıldığında emiş süresinde bir değişiklik olmuyor. Şu anda piyasada bulunan sorbentlerin hemen hepsi polimerik malzemeden mamul olup bir defa kullanıldıktan sonra atılmakta ve çevre kirliliğine katkı yapmaktadır. Yeni bulunan sorbent ise tekrar tekrar kullanılabilmekte, üstelik emiş gücünde bir değişiklik olmamaktadır..."
Buluşun patent müracaatı 2007 yılı mart ayında yapılmış... Bulgular Amerikan Kimya Derneği'nin "Macromolecules" dergisinde yayımlanmış... Emeği geçen bilim emekçilerini kutluyoruz...
Eğitim kurumları Fethullah Gülen'e ait "ışık evleri"nin kuşatması altına gidiyormuş.
Buna, "Fazıl Say'a ülkeyi terk ettirme çalışmaları devam ediyor" da denilebilir.
Doğrusu Süheyl Batum yalnız o cephede değil, pek çok kişinin gözünde bir sosyal demokrat lider portresi çiziyor... Siyasete girmesi mutlaka memnunluk yaratır... Ama bir hizbin adayı olarak değil... Tüm sosyal demokratların adayı olarak...
Sayın Batum siyasete girme niyetini açıklarsa herhalde pek çok çevreden içten destek bulacaktır...
- İran'da neler gördün anlat bakalım...
İran'da mollalar iktidara geleli 9 yıl olmuş. Kadınlar çarşafa sokulmuş. Hayat kararmış. Adem Yüksel fazla düşünmeden cevap vermiş:
- Atatürk'ü gördüm Paşam...
Atatürk'ün büyüklüğünü mollaların İran'ında çok daha iyi anladım, dedi Adem Albay...
"81 ile 81 üniversite dedik, beyefendiler rahatsız oldu. 'Bu hükümet durmadan üniversite yapıyor, peki öğretim üyesi nerede' dediler. Öğretim üyesini ben yetiştirmeyeceğim ki, sen yetiştireceksin. Üniversite kurulması için biz parlamentodan kanunlarımızı çıkarırız, binalarını yaparız ama onun içine öğretim üyesini de lütfen YÖK sen gönder. Ha yapamıyorum dersen, ver bize biz yetiştirelim. Onu da yaparız ama bu yetki şimdi sende, sen yetiştireceksin. İnşallah şimdi o da olacak"...
Bu sözlerdeki doğruluk ve samimiyet oranı nedir? Hiç...
Öğretim üyesi yetiştirmenin iki ayağı vardır... Bir...
Doktora öğrencisi yetiştirmek, iki, yetişen elemanlar için araştırma görevlisi kadrosu bulmak. Geçenlerde YÖK'ün faaliyet raporu yayımlandı. Rapordaki verilere göre üniversiteler son dört yılda 10.877 doktora öğrencisi mezun etmiş. Dış ülkelerde okuyanlarla birlikte bu sayı 15 bini bulmuş...
Üniversiteye verilen kadrolar ise 2002 öncesinde 4 - 5 binler düzeyindeyken AKP iktidarıyla birlikte yılda 1410'a düşmüş. Son dört yılda mevcut doktoralı öğrencilerin ancak üçte birine kadro bulunabilmiş. Neticede kadro verilmediği için üniversiteler araştırma görevlisi yetiştirememiş...
Üniversitelerde halen 28 bin araştırma görevlisi mevcut. Sayının bunun en az iki katı olması gerekiyor.
Diyanet'e verilen kadroların yarısı üniversitelere verilse mesele kalmayacak bugün de öğretim üyesi sıkıntısı çekilmeyecekti.
İlginçtir... Erdoğan Teziç'in YÖK Başkanlığı biterken üniversitelere 5 bin ek kadro verileceği duyuruldu... Anlaşılan üniversiteler biraz da YÖK Başkanı'nın iktidara boyun eğmemesi yüzünden cezalandırılmış. Yapılan tahribatın suçu da yine yine Erdoğan Teziç'in üzerine yükleniyor... Bir parça insaf...
m.asik@milliyet.com.tr

Cafe