
Derya SAZAK
Siyaset Günlüğü
Pamuk, Say, Akın
Dışişleri Bakanlığı'nın 2008 yılı takviminde Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk, dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say ile 'Yaşamın Kıyısında' filmiyle bu yıl Cannes'da ödül kazanan yönetmen Fatih Akın'a yer verilmiş.
Takvim yurtdışı için hazırlanmış, yabancı erkân, elçilikler ve üst düzey protokole dağıtılacakmış.
Haberi okuyunca, 'Seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli' şarkısı aklımıza geldi.
Nobel'i kazanan Orhan Pamuk'u kutlamamak için köşe bucak kaçan, Fazıl Say'ı ülkesinden ayrılma düşüncesine iten devlet erkânı, konu 'dış tanıtım' olunca sanatçılarımıza 2008 yılı takviminde 3 yaprak ayırmış. Oysa bu isimlerin dışarıda tanınmak gibi bir kaygıları yok. Onlar, kendi ülkelerinde değer bulmak istiyorlar. Pamuk, Say ve Akın, 'Türk sanatçılar' olarak dünyada zaten saygı görüyorlar.
2006 Nobel ödülü sahibi Pamuk, yılın büyük bölümünü romanlarını yazdığı İstanbul'da değil de yurtdışında geçirdi.
Geçen hafta İspanya'da Medeniyetler İttifakı çerçevesinde düzenlenen 'Türk Bakışları' adlı kültür ve sanat etkinliğine katılan Orhan Pamuk'la görüşmek istemiş Başbakan Zapatero. Madrid'deki buluşmada İspanya Başbakanı, Pamuk'u 15-16 Ocak tarihlerinde toplanacak 1. Medeniyetler İttifakı Forumu'na davet etmiş.
Orhan Pamuk, katıldığı Batılı forumların tümünde Türkiye'nin AB üyeliğini savunuyor. Kendi ülkesinde fanatik grupların hedefi haline getirilen sanatçının 'demokrasinin ve özgürlüklerin her şeye rağmen gelişeceğine olan inancını yitirmeden' bir elçi gibi dolaşıyor olduğunu görmek ve İstanbul'da yaşamasını sağlamak gerekmez mi?
Avrupa'da Doğu-Batı arasındaki son sınırlar da Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Slovakya gibi 9 eski Doğu Bloku ülkesinin Schengen serbest dolaşım alanına dahil edilmesiyle kalktı.
Hitler'in Çekoslavakya'yı işgaliyle başlayan ve 1945'te İkinci Dünya Savaşı'nın son bulmasıyla Sovyetler'in egemenlik alanına giren bölgelerde Berlin Duvarı'nın yıkılmasından (1989) 17 yıl sonra 'ortak Avrupa'nın sınırları birleşti. Soğuk Savaş döneminde en büyük eziyeti aydın ve sanatçılar çekmişti.
Türkiye, 40 yıl boyunca NATO'nun sadık müttefiki olarak Sovyet sınırında 'komünizm'e karşı karakol görevi yaparken ilerici kuşaklarını acımasızca harcadı. 'Doğu Bloku' ülkeleri AB üyesi oldular, Batı'yı onlardan koruyan Türkiye dışarıda kaldı. Ve aynı soğuk savaş mantığıyla aydınlarını, sanatçılarını 'muhalif' görüp dışlamaya devam ediyor.
Pamuk, Say ve Akın'ın başarılarına 'resmi' takvimlerde yer vermek onların değerlerini bildiğimiz anlamına geliyor mu?!
dsazak@milliyet.com.tr

Cafe