
Taha AKYOL
Objektif
Nur Vergin'e linç
FARKLI fikirleri ne ölçüde 'anlama'ya çalışıyoruz?.. Ne ölçüde öfkelenip zihnimizin esas işlevi olan 'anlama' melekesini iptal ederek saldırıya geçiriyoruz?
Farklı fikirleri eleştiriyor muyuz, yoksa hakaretlerle susturmaya mı kalkıyoruz?
Birincisini yapmak öğrenmeye, analiz etmeye, sorgulamaya ve yaratıcılığa açık bir zihnin ifadesidir. İkincisi ise sağcılık, solculuk fark etmez, softa kafalılıktır!
Bütün totaliter ideolojilerde karşı fikirlere "yanlış" diye değil, "yok edilmesi gereken fesatlar" olarak bakılır. Hitler'i, Lenin'i, Stalin'i okuyun! Dilleri müthiş öfkeli ve saldırgandır! Farklı fikirleri eleştirmezler, "hain, dönek, ajan, Yahudi uşağı" diye suçlayıp imha edilesi düşmanlar olarak gösterirler.
Bizdeki ve dünyadaki totaliterlerin üslup ayniyetine çeşitli yazılarımda defalarca dikkat çekmiştim. Prof. Nur Vergin'e karşı yürütülen hakaret kampanyası yeni bir örnek oluşturdu.
Baskı kampanyası
Nur Vergin, Vatan gazetesine mülakat verdi. AKP'nin "kenar" ile "merkez" arasında bağlantı kurarak varoşların öfkesini azalttığını söyledi... "Mahalle baskısı"nın yüksek sınıflarda dindarlara karşı işlediğini anlattı.
Uzun, üç gün süren mülakat!
Vay sen misin bunları söyleyen!
Hatta Vatan'da bir yazar, Nur Vergin'in arsasına imar almak için AKP'yi övdüğünü yazdı! Halbuki Vergin babasından kalan arsayı yıllar önce satmıştı!
Ve malum çürük sakızlarla yürütülen bir linç kampanyası: "Yalaka, satılmış, hain..."
Nur Vergin maruz kaldığı kampanyayı şöyle anlatıyor:
"Ne para pul, mevki düşkünlüğüm, ne AKP 'yalakalığım ', ne CIA ajanlığım, ne de cahilliğim kaldı.
'Hedefteki kadın ' oluverdim..."
Bu baskı kampanyası bile Nur Vergin'in "baskı var" tezinin kanıtı değil midir?!
Bu kadar baskıcı, böylesine dar kafalı bir sözde 'ilericililiğin, AKP olayını 'anlaması' ve alternatif oluşturması mümkün mü?!
'Hakaretlerle susturmak'
Prof. Binnaz Toprak ve Prof. Ali Çarkoğlu, "Laiklik elden gidiyor" korkusunun gerçekçi olmadığını gösteren bir araştırma yapmıştı. Sonra Tarhan Erdem'in Milliyet'te ünlü türban araştırması yayımlandı; 'irtica geliyor' diye algılandı...
Prof. Toprak ve Prof. Çarkoğlu'na karşı aynı hakaret kampanyası tezgâhlanınca Prof. Toprak, Milliyet'te bir makale yazdı:
"Türkiye'de aydınların büyük çoğunluğu, hangi kampta olursa olsunlar, düşünce özgürlüğünü sadece kendileri gibi düşünen insanlar açısından önemsemekte, karşıt görüştekileri ithamlarla, hakaretlerle ya da kaale almayıp küçümseyerek susturmaya daha yatkın görünmektedir."
Hür düşünceyle totaliter düşünceyi ayırt etmek için Prof. Toprak'ın bu sözleri "turnusol kâğıdı"dır!
Farklı fikir sahiplerini "Liboş, yalaka, satılmış, ajan, mandacı, kanı bozuk, numaracı..." diye "ithamlarla, hakaretlerle susturmaya" kalkmak tipik bir totaliterlik örneğidir!
Nur Vergin, şehirleşmenin siyasi davranış ve din algısı üzerindeki etkilerine ilişkin akademik tezini otuz yıl önce yazmış saygın bir sosyologdur. 'Beyaz Türkler' mahallesinin bu konularda tek sayfa bile okumamış bağnazlarından icazet mi alacaktı konuşmak için?
Vergin, "Toplumumuzun rahatlaması ve demokrasimizin çağdaş bir gelişme düzeyine yükselmesine hizmet ettiğime inanıyorum" diyor. Evet öyledir ve bu onurlu bir hizmettir.
t.akyol@milliyet.com.tr

Cafe