Sevilla başka bir takım
Fenerbahçe'yi Kayseri deplasmanında, ardından Sevilla'yı, Betis derbisinde seyrettikten sonra insanın kendisini çok iyi hissetmesi mümkün olmuyor. Tabii ki başka maçlar bunlar. Fenerbahçe tatilden bir kupa maçına gelmiş, Sevilla ise büyük derbiyi oynuyor. Ve de "ah Sevilla değil de şu çıksaydı" diyebileceğimiz bir torba da yoktu ortada. Belki de son yılların en firesiz grup elemesini yaşadık. Ve misal Sevilla liderliği alamasa Arsenal alacaktı. Yani ne olursa olsun bir belaya düşülecekti.
Ama ne olursa olsun Sevilla'da diğer olası rakiplerden farklı bir durum var. Sadece iyi oynamıyorlar. Rafa Benitez'in Valencia'sına benziyor bu takım. Alternatifli bir kadro ve bunun da ötesinde alternatifli bir oyunları var.
Dünya çapındalar
Hep 2 yönlü oyunculardan kurulu 2 yönü de iyi oynayan takım olmanın önemine vurgu yapıyoruz ya! Sevilla bunun da ötesinde.Çift santrfor oynayıp 2'sini de oyunun bu kadar içinde tutabilen çok az Avrupa takımı var. 5 dünya çapında santrfordan en formda ikisi Fabiano ve Kanoute ise bunu çok çok iyi yapıyor. Kerzhakov, Uruguaylı Chevaton ve Galatasaray'ın sezon başında çok istediği 15 milyon euroluk Aruna Kone'yle fark atmış durumdalar. Şampiyonlar Ligi'nde 4, ligde 12 golü olan, yeniden Brezilya Milli Takımı'na dönüşünde Uruguay'a 2 atan Luis Fabiano başka... Sevilla'da kariyerinin zirvesine çıkan ve Fransızlara onu Mali'ye kaptırmanın acısını yaşatan Fredi Kanoute bambaşka. İspanya'nın halihazırdaki en iyi orta sahalarından biri olduğundan kimsenin şüphesi olmayan diğer Malili Keita ve Poulsen'e çok yakın oynuyor bu 2 santrfor. Onları kontrol etmekle görevli savunma göbeğine yerlerini kaybettiriyorlar. Ve onlar bunu yaparken kanatlar blok halinde çalışıyor. Dikine bloklar ama! Tıpkı Benitez'in Valencia'sı gibi.
Bir taraftan Dani Alves ve Jesus Navas, diğer taraftan Dragutonoviç ve Diego Capel (20 milyonluk Adriano'yu kulübeye yollayan 19 yaşındaki star) basıp iniyorlar kaleye. Bu 8 kişilik ekipte savunma oyunu nerede başlıyor, hücumu nereden geliyor, ayırmak mümkün değil. Total futbol mu? Alın size hası.
En çok bir takımın bu kadar ihtirasla hücum ederken bu kadar güzel pres yapabilmesine şaşıyor insan. Savunmanın güzelliğine. Topun rakipte olmasına tahammülleri yok. Hemen ilk anda top rakibe geçer geçmez basıyorlar. Fabiano'dan Kanoute'den başlayarak. Öyle laf olsun diye bir baskı da değil bu. Büyük yüzdeyle top yine onlara geliyor. Pazar gecesi seyredenler zaten görmüştür. 90 dakika bir saniye bile durmadan bu iş yapılıyor.
Umarız denemezler!
Peki Fenerbahçe ne yapacak?Fenerbahçe savunmasına Şampiyonlar Ligi'nde pres yapan, önde basan olmadı hiç. Sevilla, Betis maçında yaptığını Fenerbahçe'ye karşı deplasmanda dener mi, onu da bilmek mümkün değil. Daha soğukkanlı, daha geride bu işi yapmaya çalışabilirler. Umarız!
Fenerbahçe için tempoyu düşürmek ve presten kaçacak bir yol bulmak kesin bir mecburiyet. Kızmayın ama gerçek şu ki Fenerbahçe Kadıköy'de 2-0 kazanırsa şansı yüzde 50 olacak. Bunu yapmak Fenerbahçe'nin bu seneki Avrupa performansına bakıldığında olanaksız değil.
Ancak bu yıl herhangi bir Türk takımının karşılaştığı en çok yönlü takımın şubatta rakip olacağına şüphemiz yok. Çok yazacağız bu konuyu.
Zaten eminim Zico da yazıp yazıp bozuyordur bu maçın planını.
Holosko üzerineHolosko'yu Juventus 10 milyon euro verip alsa, olur. 5 maç kadroya giremez, sonraki 5 maç son 20 dakika oyuna girer. Sonra bir kupa maçında ilk 11'de yer alır. Bakarlar. Seneye Parma'ya kiraya verirler, oradan alıp Siena'ya yollarlar. Arada çıkışını yaparsa 22'nin değişmezi olur kalır. Olmazsa Cagliari'den alacakları bir başka yıldız için 10 milyon artı Holosko takası yaparlar. Bu bir sistemdir. Alırlar bakarlar, şans verirler, izlerler. Peki Beşiktaş için böyle bir durum söz konusu mu?
Hemen gollere başlaması lazım, yaylım ateşinden çıkıp sağ kalması, Youla olmaması. Beşiktaş'ın böyle bir sistemi var mı? Holosko bir değerdir ve ondan yararlanmak gerekir. Beşiktaş'ın sistemi Holosko'yu evirebilir mi? Holosko iyi, gelecek vaat eden önemli bir genç değer. Okan Koç, İbrahim Akın, Burak, Gökhan Güleç, İbrahim Toraman, Gökhan Zan neydi peki?
Dediğim gibi soru işareti olan Holosko'da ya da parasından çok, Beşiktaş'ın onu ne yapacağı?
Sinan Engin'in yaptığı karşılaştırma bile hakim analitik zincirin seviyesini anlatıyor zaten: "Kezman'ın parasına kimse bir şey demiyor". Bu ülkenin en çok tartışılan adamı Kezman, bu bir. Ve el insaf! PSV, Chelsea ve A. Madrid'i kariyerine yazmış bir oyuncudan bahsediyoruz. Fenerbahçe onun için 10 milyonun üzerinde para harcayan üçüncü kulüp.
Trabzon ve Brezilya
Ben yazmaktan sıkıldım. Ama sorun devam ettikçe yazmak da şart oluyor. Trabzon'da oynayacak kalitede Brezilyalı sadece para için oynamaz. Rize'de, Konya'da oynayan kalitede olan ise sadece para için oynar. Çünkü o oyuncu ülkesinde ayda 5 bin dolara oynarken, yılda 250 bin dolarlık anlaşma yapıyor. Trabzon'da oynayacak kalitede olan ise zaten dünyanın her yerinde 600 bin doları cebe koyar. 1 milyon dolara Trabzon'a geliyor. Şehirde sıkılyor ve üç ay sonra "300 bin dolar az alırım ama İspanya'da oynarım diyor" Bu oyuncuların Trabzon'a faydası bugüne kadar olmadı. Ama hâlâ Brezilyalı peşinde koşmaya devam ediyor Trabzon. Trabzonspor'u yönetenler arka bahçelerine bakmaları gerektiğini artık anlamalılar. Gürcistan'a, Kazakistan'a, tüm Asya'ya, Doğu Avrupa'ya ve evinde yaşayabilecek olan kültürden gelenlere.
Şota sadece futbolu nedeniyle parlamadı Trabzon'da. Horon'a uygun kültürden adam bulmak lazım.
mdemirkol@milliyet.com.tr

Cafe