Transferde doktora
Dünya güzeli bir kadınla, çirkin bir adamın ilişkisinin uzun ömürlü olması kolay değildir. Veya bir Türk filmi klişesi, çok zengin bir iş adamı ile, fakir bir köylü kızının evliliği, ailelerin vetosuna, hayat tarzlarının çarpışmasına mahkumdur... Eşlerin denkliği, çiftlerin herhangi birinin gözünün dışarıda olmayacak kadar eşit kalibrede olmaları, mutlu bir evliliğin anahtarıdır muhtemelen... Cumartesi günü maçları izlerken üç farklı evlilik canlandı gözümün önünde... Henüz 28 yaşında dünya futbol tarihinin uğrunda en çok para harcanan futbolcusu unvanına sahip Nicolas Anelka doğru evliliği yapmış, 39 numaralı Chelsea formasıyla Tottenham'ı yenmiş olmanın gururuyla sahayı terk ediyordu. Oysa sadece iki yıl önce aynı Anelka, aynı forma numarasıyla Kadıköy'de idi.
O Kadıköy'de, 0-4'lük Fenerbahçe-Milan müsabakasında Anelka'nın beraber ter döktüğü Tuncay ve Deniz, Rui Costa'dan formasını istemiş, Portekizli yıldızın çıkarıp verdiği forma iki oyuncu arasında paylaşılamayıp yırtılmıştı... O gün için eski Arsenalli, eski Real Madridli, eski Şampiyonlar Ligi yarı finalisti Anelka ile yarımşar Rui Costa forması sahibi Tuncay ve Deniz'in dokularının uyuşması mümkün değildi. O günkü hedefler aynı değildi, balans bozuktu. Anelka-Fenerbahçe evliliğinin sonu da, tek celse oldu...
Balans
İkinci evlilik Konya'daydı, gözler taze çift, Holosko ve Beşiktaş üzerindeydi. Siyah-beyazlı takım kazandı, ama sezon başından beri neredeyse hiçbir müsabakada olmadığı gibi, bu maçta da seyircisi tatmin olmadı, göze hoş gelen bir futbol oynanmadı. Çünkü Beşiktaş, eşit kalibredeki 11 oyuncudan kurulu bir ekip değil... Birkaç dünya güzeli oyuncu, kendileriyle aralarında ciddi farklar olan ekip arkadaşlarıyla uyum içinde oynamaya çalışıyorlar. Oysa bir takımın sahadaki 11 oyuncusunun (en azından 9-10 tanesinin), aşağı yukarı oyun becerileri aynı olmalı, futbol anlayışları ve hedefleri benzeşmeli... Evet, Holosko sahadaki 2-3 dünya güzeline uydu ama takımın bütünündeki dengesizlik daha da derinleşti. Beşiktaş'ın galiba esas ihtiyacı olan şey 7 milyona 1 Holosko değil, 3-4 tane daha Cisse idi.Transferde doktoralı Galatasaray yönetiminin de Lincoln evliliğini sağlıklı yürütemediği açık. 28 yaşında transfer olduğu takıma geldiği gün tişörtlere resmi basılan bir oyuncunun kendini arkadaşlarıyla (ve de hocasıyla) eşit hissetmesi kolay iş değil. Tişörtlere resmi basılmayanlarla aynı ölçüde çalışmak, onlar kadar mücadele etmek Hagi olgunluğu ister. Yeryüzündeki Hagilerin sayısı da pek fazla değil ne yazık ki...
Zico
TRT yılbaşı gecesi Tarkan'ın sesiyle görüntüyü senkronlayamadı, sanatçının korumalarıyla kanalın devlet memuru güvenlik görevlileri arasında tartışma çıktı, zira TRT-Tarkan birlikteliği eşitsiz bir evlilikti. Marcelinho Trabzonspor'da başaramadı, çünkü sosyal hayatları, ruhları-iklimleri, kariyerleri çok farklı bir çift çıktı ortaya. Higuain'in karşılama töreni çok abartılıydı, gelir gelmez "Türkiye'nin Maradonası" olacağını açıklamıştı, herhalde onun da ayaklarının yere basması aylar sürdü.Türk futbolunda son yılların en iyi evliliği ise Zico-Fenerbahçe çifti... Fenerbahçe Zico'nun yerine Capello'yu getirse muhtemelen bu kadar verim alamayacaktı. Hedef/seviye birliği içindeki Fenerbahçe ve Zico beraber büyüyorlar, çünkü markalar dengeli, CV'ler benzer... Bu evlilik Türk futboluna model olmalı. Transferde manşetlere çıkmak değil, maksimum verim almak hedeflenmeli... O zaman medyada fırtınalar kopmaz belki, ama siz basit/temel doğrulardan sapmamışsanız orta/uzun vadede başarı gelecektir...
Doktora diploması işinize yarar evet... Ama elinizde ilköğretim ve lise diplomalarınız da varsa...
Ön libero meselesi
İki hafta önce, "ön libero" teriminin o mevki sporcusunu kısıtladığını, orta saha oyuncusuna bakışımızı sakatladığını, oyun görüşümüzü zedelediğini anlatmaya çalışmıştım kırık dökük satırlarla... Bu mevzu üzerine sırasıyla Sayın Hıncal Uluç, Sayın Kemal Belgin ve Sayın Öcal Uluç'un konu üzerindeki yazıları ufkumu biraz daha genişletti ve bir noktaya temasımın eksik kaldığını fark ettim.
Evet, futbolda belli bir dönem (hatta neredeyse son 3-4 yıla kadar) ön liberolar çok etkin bir pozisyon işgal ediyorlardı. Evet, birçok büyük ve başarılı takım -ekseriyetle savunmaya katkı yapması için- birer ikişer defansif orta saha oyuncusu barındırıyorlardı. Ama bugün öncü futbol takımlarına baktığımızda ön libero istihdamının çok daraldığını, neredeyse bittiğini gözlemliyoruz. Yani son 3-4 yılda Makalele, Gattuso ve benzerleri azaldı, Gerrard, Lampard, Pirlo ve benzerleri arttı.
Belki 3-4 yıllık bir zaman dilimi, "günümüz futbolu" teriminin içini doldurmaz diye düşünebilirsiniz, lakin ben o kanaatte değilim, zira tarih ivmelendi, yani tarihin hızı hızlandı. Önceleri 100 yılda yaşanan gelişmeler, birden 10 yıla sıkıştı. Sonra dünya, 5 yıl içinde önceki 10 yıldan daha fazla ileri gitti. Dünya tarihine yön veren bilim adamlarının yüzde 93'ü hâlen sağ! Teknolojinin, bilgi paylaşımının bu denli hızlandığı bir çağda futbolun durmasını, aynı kalmasını bekleyemeyiz sanırım!
Arsenal menajeri Arsene Wenger'in 11 yıllık oyun anlayışını birkaç cümleyle tanımlamamız mümkün mü? Sanırım, değil... Zira Wenger 11 yıl gibi kısa sayılabilecek bir zaman diliminde 3 ayrı nesille belki 13 ayrı diziliş ve 23 ayrı taktik, strateji geliştirdi, takımını dönüştürdü, çağa uydurdu, hatta bazen çağın önüne taşıdı.
Bugünün futbol anlayışı, bugünün Arsenali, bugünün Barcelonası bu. Bugün ön libero yok, forvet arkası yok. Bugün Alex kadar yetenekli olmasına rağmen bu becerilerini sadece gerektiğinde sahneleyecek kadar iradeli Deco var... Bugün rakip her hücuma kalktığında onları karşıladığı ve her maç 8-10 hücum kestiği halde her sezona 10-15 gol sığdıran Lampard var. Bugün bunlar var, 3-4 yıl sonraysa başkaları olabilir. Gerçek bu.
umeleke@milliyet.com.tr

Cafe