
Ece TEMELKURAN
Kıyıdan
AKP "evine" dönüyor: Açık büfeden ideolojiye
AKP "halledici" bir parti. Halkımız da bunu seviyor. İşlerin halledilmesine bakıyor. AKP, pratik bir parti yani; severiz biz bunu. AKP "herkesi kucaklayan" bir parti ki en çok bunu severiz biz. AKP kucaklayıcı, çünkü onlarda her şey var, herkese göre bir şeyler.
Kolaj bir ideoloji onlarınki. Kürt kimliği mi lazımdı size, buyrun, AKP'de var. Liberalizm mi, âlâsı burada. AB mi buyurmuştunuz, hayhay! Senin derdin ne kardeşim? Aç mısın? Al ekmek işte, nedir yani? Kömür mü istedin? Kamyon kamyon getirelim evine, dualarla verelim elinize.
Hasta mısın, paran mı yok, gir özel hastanelerin kapısından. Laiklik mi icap etti? Bizdeki en iyisi, en tatlısı. Size hangi tür ideoloji lazımdı yenge? Hepsi burada. Kaç beden demokrasi arzu etmiştiniz? Çoğulculuk mu dediniz? Buyrun içeride başka modellerimiz de var.
Açık büfe parti AKP
AKP bugüne dek açık büfe partiydi. Herkes tabağını istediği gibi doldurabilirdi. Öyle amorf bir biçimi vardı ki isteyen istediğini görebilirdi onda. Bir partiden çok herkesin kendi ideolojisini projekte edebileceği bir alan, bir hareketti.
Ama şimdi işler değişiyor. AB sürecinin köylü kurnazlığıyla saçmalaştırılmasıyla liberal kesimi kaybeden AKP, Hrant'ın öldürülmesinden sonra yükselen aşırı milliyetçiliğe destek vermesiyle sol kesimin var olan sempatisini de kaybetti. Seçimlerden beri yeni müttefikleri milliyetçi kesimdi. Fakat güçlendikçe, kendini sistemin gözünde "meşrulaştıracak" müttefiklere ihtiyaç duymuyor AKP.
Başörtüsünün kabulü
Şimdi Merkez Bankası İstanbul'a taşınıyor. Ama bundan daha önemli bir şey var. AKP ideolojik olarak kendi evine taşınıyor. İkinci iktidar döneminin getirdiği ferahlıkla ve elbette devleti AKP'leştirme operasyonunu tamamlamış olmanın verdiği konforla artık AKP kendi evinden, kendi sesinden konuşuyor.
İspanya'da Erdoğan'ın yaptığı konuşma bu yüzden önemli. "Bak işte gördün mü, kabul etti türbanın siyasal simge olduğunu" diye Erdoğan'ın sözlerinin üzerine zıplayacak değilim. Ama Erdoğan'ın bunu söylemesi önemli. Çünkü ilk kez kabul ediyor ortada bir ideoloji olduğunu. Bu konuşmadan sonra "Vay başımıza gelenler" diye kederlenenler olacaktır. Bilakis, bu mutlu bir olay. Hem de çok mutlu bir olay. Neden?
Dinin haksız rekabeti
Bugüne kadar Türkiye'nin geçirdiği muhafazakâr değişimin siyasi bir olay olmadığını, tamamen duygusal ve dini hislerle alakalı olduğunu savundukları için karşınızda çarpışacak bir siyasi satıh bulamıyordunuz. AKP'nin ideolojik duruşu dinin hak edilmemiş koruması altındaydı.
AKP, siyaseten haksız rekabet yapıyordu. Müttefiklerini yolda yavaş yavaş düşürerek artık tek başına hareket etmeye başlayan AKP şimdi bir de kendi ideolojik duruşunu, bir ideolojik gövde olduğunu kabul etti. Bu iyi. Bu çok iyi. Çünkü artık onlar da ölümlülerin katında.
Erdoğan'a katılıyorum
Tamamen katılıyorum Erdoğan'ın söylediklerine. Hatta aynı cümleyi, aynı sözcüklerle kaç kere etmişliğim vardır. Evet, başörtüsünün ideolojik simge olmasında bir mahzur yoktur. Eğer düşünce özgürlüğü varsa, sizin de bu özgürlük içinde söyleyecek sözünüz varsa yasaklamaya değil tartışmaya, çürütmeye, dönüştürmeye çalışırsınız. İnsanların dünyanın dinle değişmesi, dine doğru değişmesi gerektiği fikrini savunmaya ve bunun simgesini başlarında taşımaya da hakları vardır.
Bunu ben kabul ediyordum zaten. AKP etmiyordu. Şimdi ediyorlar. Yani bu başörtüsü dokunulmaz bir dini değer değil artık, ideolojik bir mesele. Dolayısıyla dinin hak edilmemiş kalkanı ortadan kalktı. AKP'nin politikalarını eleştirenler artık dine saygısızlıkla susturulamaz. Bu, işte, çok mutlu bir olaydır.
ecetem@hotmail.com

Cafe