
Sami KOHEN
Yorum
Demokrasi açmazı...
ABD Başkanı George W. Bush, 3 yıl önce "Büyük Ortadoğu Projesi"ni ortaya attığı zaman, "birleştirici" dayanak noktası olarak, "demokrasi" argümanını kullanmıştı.
Ona göre, Fas'tan Pakistan'a kadar uzanan geniş coğrafyada Müslüman ülkelerin siyasal reformlar gerçekleştirmesi ve çoğulcu sistemi benimsemesi zamanı gelmiştir. Bu sayede bu ülkelerde halkı temsil eden yönetimler kurulacak, radikalizmin ve şiddetin önü kesilecek...
Kuşkusuz Washington'un bu iddialı projeyi öne sürerken, kendi stratejik ve ekonomik çıkarlarına uygun hesapları ve hedefleri vardı. Esas amaç, -özellikle 11 Eylül saldırısının yarattığı kaygıların ardından- "geniş Ortadoğu" bölgesindeki ülkeleri ortak politikalar etrafında toplayarak ABD'nin bu coğrafyadaki nüfuzunu artırmaktı.
Ancak Bush, adeta "evangelist" bir ruhla, bu bölge ülkelerinin insan hak ve özgürlükleri gibi manevi değerleri benimsemeleri için yoğun bir kampanyayla Washington'un bu yeni stratejisini uygulamaya çalıştı. Nitekim bölgeye yönelik her konuşmasında -bir saplantı derecesinde- "demokrasi" deyip durdu!
Açıkçası, bölge ülkelerinin çoğu Bush'un demokrasi vaazlarından pek etkilenmedi. Kimi bu tehlikeleri yarım kulakla dinledi, kimi de kaale almadı... Nedenlerden biri, bölge liderlerinin çoğunun (kralların, şeyhlerin) iktidarı kaybetmekten korkması... Diğer bir neden ise, demokrasiye biraz yatkın olan liderlerin dahi böyle bir değişikliğin, ülkelerini kaosa sürükleyeceğini düşünmesi... Veya bazı hallerde her iki sebep bir arada!..
Ufak adımlar
Başkan Bush'un geniş Ortadoğu gezisinde dikkati çeken noktalardan biri, eskisi gibi demokrasi vurgusunu fazla yapmamasıdır.
Bush, Körfez'deki konuşmalarında demokrasiden genel olarak söz etti. Mısır'da ise, Başkan Mübarek'in siyasal reform yönündeki çabalarını övdü ve bunların devamını diledi.
Ne var ki, bu durumun Mısır'da hükümetin baskılarından şikâyetçi olan, hapisteki "fikir suçluları"nın serbest bırakılmasını isteyen ve Bush'un bu yönde Mübarek'i sıkıştıracağını uman muhalif çevrelerde, derin düş kırıklığı yarattı. Bu çevrelere, bir yandan "Müslüman Kardeşler" gibi İslamcı unsurlar, diğer yandan da liberal ve laik aydınlar dahil...
Aslında Arap dünyasında son zamanlarda daha özgür ve temsili bir düzenin kurulması yolunda bazı adımlar atılmadı değil. Mısır'da 2005'te ilk kez başkanlık seçiminde birden fazla aday boy gösterebildi... Gene Mısır'da radikal bir grup sayılan Müslüman Kardeşler'e yakın kişiler Ulusal Meclis'e seçilerek girebildi... Kuveyt'te kadınlar seçimlere katılabildi, Suudi Arabistan'da ilk kez belediye seçimleri yapıldı, Bahreyn ve Katar"da Meclis için adaylar -şeyhler tarafından seçilmekle beraber- doğrudan halk tarafından seçilebildi...
Büyük sorunlar
Tabii bütün bunlar ufak ve ağır atılan adımlar...
Ama bu ülkelerde Batı modeli bir demokrasinin, ısmarlama olarak hemen kurulamayacağı da bir gerçek. Bunun için bu ülkelerin sosyal yapılarının ve geleneklerinin de bir evrim geçirmesi gerek...
Diğer bir gerçek de, radikal dinci akımlarla ve buna bağlı şiddet eylemleriyle karşılaşan ülkelerde, Batı tipi demokrasiye direkt geçişin, beraberinde birçok ciddi sorunlar getirdiğidir. Bu, Pakistan'da olduğu gibi siyasal ve sosyal karmaşanın çıkması, Filistin'de olduğu gibi radikallerin (Hamas) iktidarı ele geçirmesi şeklinde olabilir.
Şimdiye kadar "demokrasi havariliğini" yapan Bush'un bu kez Ortadoğu'yu dolaşırken, yoğurdu üfleyerek yemeyi tercih etmesinin nedeni de bu olsa gerek...
skohen@milliyet.com.tr

Cafe